13 Nisan 2026, Pazartesi
01:47
UST1 Reklam Alanı
MANSET_ALTI Reklam Alanı

Bir önceki makalemde peygamber Efendimiz son konaklamayı da Merruzzahran mevkiinde yaptığını yazmıştım.

Allah Resulü ordusunu burada dört kola ayırdı ve ordu kumandanlarına şu talimatı verdi: “Müslümanlara aşırı düşmanlık, besleyen, işkence, katl, Allah Resul’ünü küstahça hicvetme gibi, affa sığmayacak suçları işleyenler görüldükleri yerde, hatta Kâbe’nin örtüsü altına da girseler yinede öldürülecekler. Bunun dışında size karşı konulmadıkça, hiç kimseyle çarpışmaya girmeyecek ve hiç kimse öldürülmeyecek!”

Ordu kumandanlarından “Seyfullah” unvanının sahibi, Halid b. Velid’(ra) sağ kola kumanda edecek ve Mekke’ye aşağı taraftan girecekti. Zübeyr b. Avvam (ra) sol kola kumanda edecek, şehre yukarıdan, Küdâ denilen mevkiden girecek. Sa’d b. Ubâde (ra) üçüncü kolun kumandanıydı. Onun askerleri Ensardan müteşekkil bir orduydu. Seniyye tarafından şehre girecekti. Piyade birliklerinden meydana gelen dördüncü kola Ebû Ubeyde b. Cerrâh kumanda ediyordu. O da Mekke’nin üst tarafından ilerleyecekti.

 

Ebû Süfyân, Merruzzahran mevkiinde Allah Resulünün (sav) bu muhteşem ordusunu gözleriyle gördükten sonra, iman etmiş olarak Mekke’ye döndü ve durumu Mekkelilere anlattı. “Hz. Muhammed’in birlikleriyle kesinlikle başa çıkamazsınız. Ben Müslüman oldum ve sizi de İslâm’a davet ediyorum. Müslüman olmazsanız da teslim olun başınızı kurtarın” dedi. 

Fakat Safvan b. Ümeyye, İkrime b. Ebî Cehil gibi müşrik ileri gelenleri, hatta Ebû Süfyan’ın karısı Hind’de bu sözler karşısında şok oldular. O’na hakaret ettiler; ve halkı Resulü Ekrem’e karşı çıkması için teşvikte bulundular. Ama halk, müşriklerin bu hararetli sözlerine iltifat etmediler. Allah Resulü (sav) şehre giriş yaparken, Ebû Süfyan’ın tavsiyesi uyanların bir kısmı Ebû Süfyân’ın evine, bir kısmı Harem-i şerife, bir kısmı da kendi evlerine kapanıp, dışarı çıkmama kararına uymak zorunda kaldılar. Zaten yapabilecekler başka bir şey de yoktu.

Hele Ebû Süfyân’ın karısı Hind, şaşkınlık eseri  olarak “Ey Kureyş! Bu ahmak ihtiyarı öldürün, çünkü bu aklını yitirmiş” dedi.

 Ebû Süfyân karısıyla birlikte evine girdi ve karısına şöyle dedi: “Ben kureyşin en yetkilisi, en akıllı ve şerefli bir insanıyım! Öyle olmasam senin gibi zeki bir kadını alır-mıydım. Beni sen nasıl anlamıyorsun doğrusu aklım almıyor” diye bazı sözler söyleyerek karısı Hindi ikna etti. Ertesi gün o’da Müslüman oldu.

 

İSLAM ORDULARIMEKKE’YE GİRERKEN

 

Tarih Hicret’in. 8. Yılı. 11 Ocak 630 Cuma sabahını gösteriyordu, gün henüz yeni ağarıyordu ki İslam ordusu Mekke’ye girdi.

Peygamber Efendimiz, devesi Kasvâ’nın üzerindeydi. Mübarek başında siyah bir sarık vardı. Sarığın bir ucunu iki omzunun arasına salıvermişti. Bu haşmet ve vakar içinde mübarek beldeye giriyordu. Bir taraftan, Allah’ın, kendisine bu günü gösterdiğinden dolayı hamt ediyor, minnet ve şükrünü arz ediyor. Diğer taraftan da fethi iki sene evvelinden haber verip müjdeleyen Fetih Suresi’ni okuyordu. Bugün, kendileri için, ashabı için en mesut, en sevinçli günlerden biriydi.

Dillerde acı söz yok, kalpleri fetheden tatlı sözler vardı. Simalardan tebessümler damlıyordu. Mücahitlerde büyük zaferlerin, muhteşem fetihlerin verdiği kendini kaybediş yoktu. Nefislerine, kalp, ruh ve dillerine hâkimiyet vardı.

SA’D B. UBÂDE’NİN AZLEDİLMESİ

Bu ara da baş döndürücü zaferin havasına gayri ihtiyarî kendisini kaptıran üçüncü kol ordu kumandanı Hz. Sa’d b. Ubâde, ağzından, “Bugün büyük savaş günüdür. Kâbe’de vuruşmanın helâl olacağı gündür” diye bir söz kaçırıverdi.

Durum, derhal Hz. Resulü Ekrem’e bildirildi. Bu söz, harp etmeden, kan akıtmadan Mekke’ye girmek isteyişin mana ve ruhuna zıttı. Hemen sancak Sa’d Hazretlerinden alınıp oğlu Kays’a verilmesini emir buyurdular.

Not: istifada edilen eser:

Mustafa Asım Köksal

Devamı gelecek Makalemde

 

Sevgili okuyucularım ay sonunda umreye gidiyorum, sizlerden bir süre ayrılacağım. Hepinizden kucak dolusu selamlar götüreceğim!

 

     BEYİN VİTAMİNİ

Ben dönene kadar Beyin Vitamini ve kalp mütehassısı: ÜÇ IŞIKTAN YANSIMALAR VE DERYADAN İNCİLER kitaplarımı tavsiye ediyorum.

Titiz bir emek ve zihin teri ile yazılan ve yol gösterici yazılardan meydana gelmektedir.

BİRİNCİ KİTAP

Birinci kitap, sandığımızdan fazla ilgi gördü. İkinci baskısını yaptı.

Yılların emeği olan yazılarını Üç Işıktan Yansımalar isimli kitabında topladı.

 

   ALLAH’IN VARLIĞINI NASIL BİLECEĞİZ

   EBEDİ HAYATIN ANAHTARI NEDİR  

   İNSAN NİÇİN YARATILMIŞTIR

   NİÇİN İBADET EDİYORUZ 

   İNSAN OLMAZSA DÜNYA NE KAYBEDER 

   HİZMETİN MÜKÂFATI HİZMET İÇİNDE    

   AZ KALSIN SARAYI YIKILIYORDU

   KURDUN ÖLÇÜSÜ

   NİÇİN NAMAZ    

   NAMAZIN FAYDALARI       

   BİZİ BİZ YAPAN DEĞERLER       

   FATİHA NE DEMEK    

   KUL ALLAH’I NE KADAR SEVERSE

 

İKİNCİ KİTAP

 

 “DERYADAN İNCİLER” isimli kitabımda İslam milletinin geri kalış sebep ve çareleri anlatılır.

İslam milletinin kendini üstün hâle getiren sıfatları terk etmesidir. Müslümanları gerileten kâfir sıfatlardır. Kâfirleri yükselten de Müslüman sıfatlar.

       Kalkınma, yükselme, ilerleme, üstün insan ve güçlü bir millet olmanın sırrı İslam prensiplerinde gizlidir.

 

EN İYİ DUA NASIL OLMALIDIR?

İMAN İNSANA NE KAZANDIRIR?

İMAN EKSİLİR Mİ?

KUR’AN BİZDEN NE İSTİYOR?

ALLAH’TAN ÜMİT KESİLİRSE NE OLUR?

İNSAN BİR YOLCUDUR

HER NEFİS ÖLÜMÜ TADACAKTIR

KAZANDI ŞAHİN BEY

AŞURE NE DEMEKTİR?

BU DÜNYA BİR OKULDUR.

 

       (İletişim: İpek yayıncılık, Tr: (0090212.528 71 95); (0049015147500881); Ev:  02066 12107

([email protected])

 

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı