Sekizinci sınıf öğrencilerine uygulanan TEOG sınavları ile ilköğretimden ortaöğretime geçiş sistemini düzenlendi. İkinci yıla giren bu geçiş uygulaması hem öğrencilerden hem de velilerden olumlu not aldığını söyleyebiliriz. Geçen yıl öğrenci ve velileri mağdur eden tercih uygulaması revize edilerek bu yıl yeni haliyle uygulanacak olması tercih dönemindeki olumsuzlukları en aza indireceği kanısındayım.
Ölçme ve değerlendirme eğitim ve öğretimde önemli bir süreçtir. Yapılan sınavlarda Ölçme ve Değerlendirme sürecinin nasıl yapıldığına ilişkin verilerin açıklanması ise kendine olan güvenin bir göstergesi olarak değerlendirilmesi gerekir. Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliği ile Ortaöğretim Kurumlarında Yönetmeliğinde ölçme değerlendirmenin nasıl yapılacağı belirtilmekte öğretmenlerden de bu esaslara dayanılarak uygulanması istenmektedir. Bu kapsamda Ortaokuldan Liselere geçişte TEOG sınavı yılda iki defa olmak üzere uygulanmaktadır.
2015 yılı Birinci TEOG sınavına ilişkin 15.01.2015 tarihinde MEB tarafından yapılan basın açıklamasında sınava ilişkin olarak düzenlenen basın bildirisinde ; “Yapılan mazeret sınavının sonuçları da asıl uygulamaya katılan öğrencilerle birlikte açıklanmaktadır. Ortak sınavlarda 4.742 öğrencimiz 6 ders testinin sorularının tamamını doğru cevaplamıştır. Ortak sınavlarda uygulanan testlerin ortalama güçlük düzeyi 0,56’dır. Ortalama güçlük düzeyi testteki başarının yüzdelik olarak ifadesi olarak yorumlanabilir. Tüm öğrencilerin testteki başarısı % 56 olduğu ifade edilebilir. Testteki soruların ortalama ayırt edicilik düzeyi 0,60’dır. Soruların ayırt edicilik düzeyleri gayet yüksektir.
Testin geneline bakıldığında, ortak sınavların orta güçlükte ve yüksek düzeyde ayırt edicilik değerlerine sahip olduğu görülmektedir.
Güvenilirlik, ölçme sonuçlarının hatadan arınık olma derecesi olarak tanımlanmaktadır. Güvenilirlik katsayısı 0 ile 1 arasında değerler almaktadır. Güvenilirlik katsayısının 1’e yakın bir değer alması, testin güvenilir sonuçlar ürettiği şeklinde yorumlanır.” (1)denilmektedir.
|
Ders |
İç Tutarlılık Güvenirliği |
|
Türkçe |
0.853 |
|
Matematik |
0.868 |
|
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi |
0.905 |
|
Fen ve Teknoloji |
0.829 |
|
İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük |
0.866 |
|
Yabancı Dil |
0.840 |
|
Tüm Test |
0.967 |
Tablo 3. Test ve Alt Testlere Göre Ortak Sınavın İç Tutarlılık Güvenirlik Düzeyleri
Ne kadar açıklayıcı ve anlaşılır değil mi ? Bu açıklamalar genel olarak eğitim camiası ve kamuoyunu tatmin etmektedir. Sınavların öğrencilerin öğrenim gördükleri okulda yapılması son derece isabetli olmuştur. Sınav heyecanını ortadan kaldıran, yazılı yoklama havasında geçen bu uygulama gerçekten olumlu sonuçlar vermektedir.
MEB Talim ve Terbiye Kurulunun belirlediği müfredat konularını; öğrencilerimize 12 yıllık zorunlu eğitim kapsamında okulöncesi, ilkokul, ortaokul ve liselerimizde okul düzeyinde kavratmaya öğretmenlerimiz kılavuzluğunda çabalıyoruz. Ama her geçen gün işler biraz daha kötüye gidiyor. Kötüye gitmekle kalmayıp kimse bu kötüye gidişin sorumluluğunu almak istemiyor. Bu sonuçları ortaya çıkaran sebebin sadece öğrenci kaynaklı olduğunun söylenmesi de bana hiç mi hiç inandırıcı gelmiyor.

İsmet BERKAN “Eğitimde durdurulamayan kötüye gidiş” 21/03/2015 tarihli Hürriyet Gazetesi
Yukarıdaki tabloya bakıldığında durumun vahameti bütün çıplaklığıyla ortaya çıkmaktadır. Ders bazında sorulan 40 soruya sınava giren adayların verdikleri doğru yanıt ortalamaları 2010 yılından beri aşağıya doğru inmektedir. Bu durumun ortaya çıkmasına etki eden pek çok parametrenin olduğunu söyleyebiliriz. Bu durumun sebeplerini ortaya çıkarmak için bilimsel araştırma yapabiliriz. Ama kısa dönemde aşağıdaki tablonun değişmesini beklemek biraz da safdillik olduğu kanısındayım. ÖSYM tarafından sonuçları dört günde açıklanan “Eğitimde durdurulamayan kötüye gidiş”(2) tablosunu incelemediğimizde sınav sonuçlarının erken açıklanmasına değil öğrencilerimizin sınavda neden başarısız olduklarını tartışmaya başladık. Tablo çok açık olarak bize ortaöğretim sisteminin acilen revize edilmesi gerektiğinin ipuçlarını vermektedir. Liselerimizde ya öğrencilerimize öğretim programlarındaki kazanımları öğretemiyoruz ya da OSYM öğrettiklerimizden başka konulardan öğrencilerimiz ölçmeye çalışıyor. Lise müfredatına göre ölçme yapması gereken ÖSYM tüm gizlilik kurallarını işleterek öğrencilerimize sınav yapmaya çalışıyor.
Milli Eğitim Bakanlığı sekizinci sınıflara yönelik yaptığı TEOG sınavını tüm ülke genelinde en ücra yerleşim yerindeki okulda sıfır hata ile yaparken ÖSYM’ nin gizlilik kurallarını katı bir şekilde uygulaması ve akabinde de kamuoyunda tartışmalara neden olması düşündürücüdür. Şöyle ki sınav günü ya da sınav esnasında ishal oldunuz. Tuvalet ihtiyacınız var. Salondan çıkamazsınız. Hem de yüz yirmi dakika. Çıkarsanız ne olacak bir yıllık emeğiniz boşa gidecek. Böyle katı bir tutum olabilir mi? Benim sınava gireceklere tavsiyem hasta bezi ile sınava gitmeleri kendilerini sınavda karşılaşabilecekleri durumlara ilişkin güven de hissetmelerini sağlamalarıdır.
O zaman ne yapacağız ?
Çözüme ilişkin düşünce geliştirmek kadar geliştirilen düşüncelerin de uygulamaya geçmesi önemlidir. Bu konuda öncelikli olarak sınav analizleri ÖSYM tarafından konu konu yapılmalıdır. Konu konu yapılacak analizlerde öğrencilerin öğrenme eksiklikleri ortaya çıkarılmalıdır. Bundan sonra Milli Eğitim Bakanlığı devreye girmelidir. Bakanlık kavratılamayan konuların analizini yapmak üzere açacağı bir link üzerinden öğretmenlere sınav sonuçlarını ulaştırmalıdır. Öğrencilerin öğrenemedikleri konuların neden kavratılamadığına ilişkin öğretmen görüşleri il , ilçe ve okul zümre öğretmen kurullarında görüşülmelidir. Öğrencilerin öğrenme eksiklikleri telafi programı ile giderilmeli ve bir sonraki konu için hazırbulunuşluluk düzeyi artırılmalıdır.
07/09/2013 tarihli ve 28758 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan MEB Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinin 43,44,45,46,47,48,49 ve 50.maddelerine göre öğrencilerin ders başarısı belirlenmektedir. Bu maddeler iyi analiz edildiğinde öğrencilerin konulara ilişkin kazanımları kavrayıp kavramadıklarının ölçümü ve akabinde bu ölçüm sonucunda yapılacak etkinliklerin, telafi eğitiminin sorumluluğunu öğretmene vermiştir. Kısacası yönetmelikteki ölçme değerlendirme esasları öğrencileri elemekten çok öğrenme eksikliklerini tespit ederek disiplinlerarası yetiştirilmelerini esas alan bir yaklaşım sergilemektedir.
Liselerde ölçme ve değerlendirme süreçlerine ilişkin öğretmen etkisi en aza indirilmelidir. Bakanlık müfredata ilişkin ölçme değerlendirme işini merkezi sistemle yapmalıdır. Öğretmene derslere ilişkin sınav sonuç analizi internet üzerinden gönderilmelidir. Bu sonuçlar öğrencilerin kazanımları kavrama durumunu ortaya çıkardığı gibi öğretmenin performansının da değerlendirilmesinde kullanılmalıdır. Bu noktada öğrenmemenin sorumluluğu öğrenciden sorulurken, öğretememenin de sorumluluğunu da öğretmenden sorabilen bir sistem geliştirilmedir. 12/04/2015 Seydişehir
Kaynakça
1.http://odsgm.meb.gov.tr/www/merkezi-sinav-sistemi-basin- aciklamasi/icerik/19
2.İsmet BERKAN “Eğitimde durdurulamayan kötüye gidiş” 21/03/2015 tarihli Hürriyet Gazetesi