12 Nisan 2026, Pazar
19:50
UST1 Reklam Alanı
MANSET_ALTI Reklam Alanı
Seydişehirhaber sitemizin Müdürü Muhterem Fahri Bey 24-04-2015 tarihli makalesinde şunları yazmış
 
“Binlerce yıldır yeryüzünü fesada boğmak için çalışan şeytan aleyhillane, sanki ciddi bir işsizlik kriziyle karşı karşıyadır!  Çünkü şeytanlık adına yapılması gerekenler, artık bu gafiller, bu cahiller ve bu hainler tarafından Müslümanlık adına yapılmaya başlanmıştır!”
Fahri Bey feryadında haklı, Müslüman her zaman bir birine destek olacağı yerde köstek olup Şeytana hizmetkâr oluyorlar! Bu münasebetle bir dostumun anlattığı fıkra aklıma geldi. O sevgili dostum şöyle anlatmıştı.
“Güzel bir bahar gününde, yine çınar altı kahvesine gittim, eski dostları görürüm diye. Yukardan vuran güneşin ışınları, çınar yapraklarının arasından benek benek yere düşmüştü. Arkadaşlar henüz gelmemişler, ama baktım şeytan orada ayağını ayağının üstüne atmış nargilesini fokurdatıyor. Hayrola sen böyle boş oturmazdın ne oldu sana neye böyle boş oturuyorsun? Dedim.” Şeytan “sorma işsizlik sigortasına gittim oradaki memur beyde aynı şeyi söyledi.” “Sen nasıl boş kaldın da buralara geldin ve iş istiyorsun” dedi. “Ben ona dediğimi şimdi sana da söyleyeyim” dedi!
“Bak, ben pek doğru laf etmem ama bu sefer doğru söyleyeceğim. Her tarafı gezdim gördüm ki; benim yapacağım bütün işleri Müslümanlar hem de bir kuruş ücret istemeden öyle şevke yapıyorlar ki; bana yapacak bir iş kalmadı. Bari ben de gidip nargilemi çekeyim dedim sen geldin” dedi ve devam etti. “Biliyor musun benim işlerimi kimler yapıyor”? Dedim bilmiyorum kimler yapıyormuş? Şeytan dedi.“Arapça birkaç kelime öğrenip, birkaç ayet ezberleyip onunla kendini âlim sananlar yapıyor.” Tozu dumana katarak önüne gelen Müslüman’a çatıyor” dedi.
 
Gerçekten Şeytanı işsiz bırakanlar cahiller olsa yürek yanmaz. Asıl şeytanı işsiz bırakanlar, kendini dini konularda uzman olduğunu sanan karanlık aydınlardır. Hatta bu cahiller “Selef-i Salihin” dediğimiz zatları da eleştirirler! Bu modelde ki adamlar, büyük bir ilim ehli bile olsalar, hatta değil Kur’an ayetlerinin manasını bilmek, belki bir harfin kaç manaya geldiğini de bilseler, yinede Kur’an-ı doğru anladıkları söylenemez!
Hz. Kur’an’ın en büyük müfessiri Hz. Muhammed (asm) dır. O zaman Kur’an-ı anlamak için önce peygamberi tanımak lazımdır.
Peygamberi bütün cepheleriyle tanımayan âlim cahiller Şeytanı işsizlik krizine soktular!
Bunlar Hadislerin bazılarına kendilerince yorum yaparlar. Bazılarını da inkâr ederler böylece işin içinden çıktıklarını sanırlar. Tilkide öyle yapmış asmada üzümleri görmüş uzanamayınca da zaten ekşiydi deyip oradan ayrılıp gitmiş.  Allah Resulü gaip âşina gözüyle o günden bu günleri görmüş ve Abdullah ibni Amr ibni As (ra) rivayet ettiği bir Hadis-i Şerifte şöyle buyurmuş.
 
وَعَنْ عبدِ الله بنِ عَمرِو بنِ العاصِ رضي الله عنهما قالَ: سَمِعْتُ رسولَ الله يَقُولُ:
 
إنَّ الله لاَ يَقْبضُ العِلْمَ انْتِزاعاً يَنْتَزِعُهُ مِنَ النَّاسِ، وَلكِنْ يَقْبِضُ العِلْمَ بِقَبْضِ العُلَمَاءِ، حَتَّى إذا لَمْ يُبْق عالماً، اتَّخَذَ النَّاسُ رُؤُوساً جُهَّالاً، فَسُئِلُوا، فَأَفْتَوا بغَيْرِعِلْمٍ، فَضَلُوا وَأَضلُوا .   
 
Allah Resulü (sav) şöyle derken işittim: “Allah ilmi, insanların hafızalarından silmek, kalplerinden söküp çıkarmak suretiyle almaz, ilim adamlarının ölümüyle almış olur. Böylelikle ortada âlim kalmamış olur da, insanlar bazı cahilleri önder edinirler. Bu kimseler kendilerine sorulan sorulara bilmedikleri halde fetva verirler ve böylece hem kendilerini, hem de başkalarını saptırırlar.” (1)
 
BİR MÜSLÜMAN NASIL OLMALIDIR?
 
Böyle konularla karşılaşan bir Müslüman nasıl olmalı ve bil hassa Müslüman bir âlim nasıl davranmalıdır. Onunla ilgili bir iki cümle söyleyeceğim!
Müslümanların birbirini tenkit etmemesi, birinin diğerine karşı üstünlük yada bilgiçlik taslayarak onun gıpta damarını tahrik etmemesi elzemdir. Tenkit ederse Şeytan işsiz kalır. Bir Müslüman diğer bir Müslüman’ın eli ayağı gözü kulağı dili dudağı gibidir. Nasıl insanın bir eli diğer eline rekabet etmez, bir gözü diğer gözünü tenkit etmez, dili kulağına itiraz etmez, kalp ruhun ayıbını görmez… Bilakis birbirinin noksanını ikmal eder, kusurunu örter, ihtiyacına yardım eder, vazifesine muavenet eder; yoksa o insanın hayatı söner, ruhu kaçar, cismi de dağılır.  Daha açık ifadesiyle kutlu doğum haftasında noksan bırakılan bir yer varsa onu ikmal eder. Böyle yapmayıp onları tenkit eden Kur’an’ın metodunu bilmiyor demektir.
 
                                 BURADA BİR MİSAL VEREYİM
 
Nasıl ki bir fabrikanın çarkları birbiriyle rekabetkârane uğraşmaz. Birbirinin önüne geçip şöyle veya böyle yapacaksın demez. Birbirinin kusurunu görerek tenkit edip çalışma şevklerini kırıp tembelliğe uğratmaz. Aksine bütün becerileriyle birbirinin hareketini umumî maksada yöneltir. Hakikî bir ittifak ve dayanışma ile yapılış gayelerine yürürler. Eğer zerre miktar bir taarruz, bir tahakküm karışsa; o fabrikayı karıştıracak, neticesiz bırakacak. Fabrika sahibi de o fabrikayı bütün bütün kırıp dağıtacak. (1)
 
Kaynaklar:
 
( 1)  Buhari, İlim, 34; İmam Nevevi, Riyazü’s-Sâlihin, Tercüme, SalihUçan, Hadi, No, (1393) Basım yayın, Çelik yayinevi Yayın Yılı: 1993 İstanbul
 
(2) Bu yazınin orjinali, Yirmibirinci Lem’a sayfa ( 160 )
 
 
ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı