12 Nisan 2026, Pazar
02:46
UST1 Reklam Alanı
MANSET_ALTI Reklam Alanı

Rabbimiz, bir gün mutlaka geri dönüşü olmayan bir yolun geleceğini ve tüm varlıların ister istemez o yola sevk edileceğini şu ayetiyle şöyle ilan ediyor:

 “Her canlı ölümü tadacaktır. Biz, sizi sınamak için gâh şerle, gâh hayırla imtihan ederiz. Sonunda Bizim huzurumuza getirileceksiniz” (16)

İşte bu ayette insanın bu dünyada daimi olarak kalmayacağını, burada görevli bir memur ve misafir olarak bulundurulduğunu ilan ediyor. Görev süresi bitince de emekli olacağını ve gittiği yerde de kazandığının karşılığını bulacaktır.

Hz. Kur’an’ın Her nefis ölümü tadacaktır, ifadesinden şunları anlayabiliriz:

“İnsanlık bir nefistir; dirilmek üzere ölecek. Dünya da bir nefistir; ahiret suretine girmek için o da ölecektir.”

Şu fani dünyaya dikkat edilirse anlaşılır ki dünya, ebedî kalmak için yaratılmış bir memleket değildir. Ancak Cenab-ı Hakk’ın ebedî ve daimî olan, memleketine davet edilmek üzere insanların toplanmaları için yapılmış bir han ve bir bekleme salonudur. Bu dünya misafirhanesinde gördüğümüz lezzetli şeyler tadımlıktır, daimî lezzet ve zevk için değildir. Çünkü elimize verilen o güzel nimetler ve lezzetler, teker teker alınıyor ve bir gün elimizden tamamen alınacaktır. Gençlikteki sevimli hâller ihtiyarlıkta kaybolup gidiyor. O vakit elimizdeki nimetlerden aldığımız lezzetler kaybettiğimiz zaman çektiğimiz acılara değmiyor.

Hem kabir var, hiç kimse inkâr edemez. Herkes, ister istemez oraya gidecek. İnsan, bu dünyada kabir gerçeğini göz önünde bulundurarak yaşamalıdır.

Konumuza ışık tutacak bir menkıbeyi siz okuyucularımla paylaşmak istiyorum:

Çok zengin bir adam varmış, oğluna vasiyet etmiş.

“Evladım ben ölünce bir adam bul, ücretini ver kabrimin başın da bir gece kalsın” der. Gün gelir zengin adam vefat eder. Oğlu da babasının vasiyetini yerine getirmek için kabrinin başında bir gece kalacak adam arar. Fakat maalesef kimseyi bulamaz. Büyük paralar vaat eder, sonunda bir hamal bu işi kabul eder. Hamal, kabrin başında beklerken iki kişinin hamala doğru geldiğini görür. O iki adam aralarında konuşarak şöyle derler. Bu yatan nasıl olsa bizim, şu oturandan soralım, şu yanındaki ip ile semeri nerede buldu. Hamal kaçmaya yeltense de bırakmazlar, bir hayli sıkıştırırlar. Sonunda kurtulup evine gelir, ama heyecanından titriyor. Sabahleyin zengin adamın oğlu hamala vaat ettiği ücreti vermek için geldiğin de hamal parayı kabul etmez. Adam sorar:

-Niçin kabul etmiyorsun?

Hamal der:

-Ben bir ip ile semerin hesabını veremedim. Eğer babana ipinden semerine kadar sorarlarsa babanın başına gelecekleri tahmin edemezsin.

 

(16) Enbiya Suresi, 21/35

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı