12 Nisan 2026, Pazar
01:11
UST1 Reklam Alanı
MANSET_ALTI Reklam Alanı
İbadet, kulun “Allah’a olan kulluk vazifesini yerine getirmek ve Allah’ın emirlerine boyun eğmek” demektir. Rabbimizin kutsi fermanı olan Kur’an da şöyle buyrulur:
 
 
“Ey insanlar, sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet ediniz ki takva mertebesine nail ve vasıl olasınız.” (1)
 
 
İnsanın, dünyada yerine getirmekle yükümlü bulunduğu bir vazifesi vardır. Bu ise ilk başta gaflet uykusunu terk etmek ve iman nuruyla kalbi cilalandırmak, ibadetle ruhu zindeleştirmektir. Oysa insan çoğu kez, dünyanın bin bir türlü oyalayıcı ve aldatıcı hallerinden kendine dönüp bakamıyor.
 
 
İnsan dışarıda çok dolaşıyor, kendine vakit ayıramıyor. Yani insan kendisini hiç ilgilendirmeyen, maddi ve manevi hiç bir fayda sağlamayan işlerle meşgul oluyor ve kendisi için çok önemli olan şeylere vakit ayıramıyor. Onlardan biri de iş adamı Şahin Beydi.
 
 
Bir gün imam efendi camiden çıkıp evine giderken, Şahin Beyin kahve önünde oturduğunu görür. Selam verir ve “Şahin Bey, şurada komşuyuz bu kadar da vefasızlık olur mu, insan bir ziyarete gelmez mi?” der. Şahin Bey, imamın ne demek istediğini anlamakta gecikmez ve şöyle der.
 
 
“İmam efendi çok güzel söylüyorsun fakat o kadar çok işim var ki inan başımı kaşıyacak vaktim yok” der.
 
 
İmam efendi, iş adamı Şahin Bey’le tatlı bir diyalog başlatmıştı. Bu fırsatı değerlendirmesi lazımdı. İmam, Şahin Bey’e “Ben biraz hava almak için dışarı çıktım, hava da güzel parka doğru biraz yürüyeyim dedim. İstersen gel beraber adımlayalım, ne dersin?” der. Şahin Bey de bu teklife “olur” der. Parka doğru ilerlerken imam efendi söze başlar. “Biliyorsun Şahin Bey,  rahmetli Şevket Bey de iyi insandı. Ne zaman caminin bir ihtiyacı olsa, söylesem onu iki etmez derhal o iş olurdu. Sana takıldığım gibi ona da takılırdım, ama işinin çokluğundan bahseder bir türlü camiye gelemezdi.
 
 
Geçenlerde geldi, kendisini gönderdik. Ne dersin Şahin Bey, Şevket Bey işlerini bitirdi de öyle mi gitti? Bak Şahin Bey, her bahar bir vagon gibi, görünmeyen bir padişahın hazinesinden getirilip, binlerce çeşit nimetler gayet mükemmel olarak, her ihtiyaç sahibinin önüne konuyor. Bunlar, bizi düşünen ve acıyıp merhamet eden bir zatın iltifatını göstermiyor mu?
 
 
Her canlının ihtiyacına göre, yeryüzüne serilmiş erzak paketleri, o paketler içinde yavrular için hazırlanan süt konserveleri ve annelerin sinelerinde asılan şekerli, süt tulumbacıkları içinde gönderiliyor. O kadar şefkatle, merhametle ve hikmet içinde bir Rahman ve Rahîm tarafından terbiye ediliyoruz. Bizi böylesine terbiye eden ve bizim için milyonlarla tarım işçisini çalıştıran, uzay boşluğuna yaktığı kazanla denizleri kaynatarak buhar yapan ve yağmur olarak bizim imdadımıza gönderen Rabbimize, bir insan olarak teşekkür etmemiz gerekmez mi?
 
 
Şahin Bey, birisi sana bir salkım üzüm verse ona karşı teşekkür etme ihtiyacı duyarsın. Birisi bir yemek yedirse ilk fırsatta sende ona bir ikramda bulunmak istersin. Falan günü falan yerde arkadaşlarla buluşacağız, seni de orada görmek isterim. Bak mutlaka gelmelisin beklerim, gelmezsen darılırım ha demez misin?
 
 
Şimdi bak, bir salkım üzüm veya bir öğün yemek için teşekkür etme ihtiyacı duyuluyorsa bizi yoktan var eden, el, ayak, göz kulak, dil, dudak veren Rabbe karşı ne yapılmalıdır?
 
 
Adam ayağının birini kaybediyor, sonra ona bir protez takıyorlar. Onunla iyi kötü yürüyebiliyor. Üstelik onu da herkes yaptıramıyor. Adama soruyorsun:
 
 
-Hâlin nasıldır?
 
 
-Çok şükür ayağımın biri sağlam da kendi işimi kendim görebiliyorum.
 
 
Şahin Bey, iki ayağıyla bu şükrü yapmayanlar, ne kadar gaflet içindeler değil mi?
 
 
Şahin Bey, imam efendinin adeta büyüleyici ifadelerini yarıda keserek şöyle dedi:
 
 
-Hocam dünyanın bin bir türlü işlerine kafamızı soktuk, hiç böyle düşünme fırsatımız olmadı. Sanki kalbimin bam teline dokunuyorsun. Sadece şu memeli hayvanları düşünsek yetecek gibi geliyor bana. Çünkü o memeli varlılar yavru dünyaya gelmeden önce de yiyip içiyorlardı. Ama memelerde bir gram süt bulunmazdı. Yenidünyaya gelen yavrunun, sütten başka daha iyi bir gıda ile beslenemeyeceğini bilen Allah, hemen arkasından sütü gönderiyor. Demek şu aciz varlıkları böylesine düşünen Rabbimize kulluk edemedik.
 
 
İmam efendi söz aldı ve şöyle dedi:
 
 
Şahin Bey çok doğru söyledin. Allah günde beş defa müezzine çağırttırıyor ve bize diyor ki:
 
 
“Siz, size verilen nimetleri ne sayabilirsiniz ne de şükrünü eda edebilirsiniz, ama müezzinin davetine icabet ederseniz o nimetlerin hesabını sizden sormam.”
 
 
İmam efendi sözüne devamla:
 
 
“Şahin Bey, buraya kadar gelmişken şu kadim dostumuz Şevket Bey’i de ziyaret etsek ne dersin?”
 
 
Şahin Bey:
 
 
“Hoca, sen başımıza epeyi iş açtın, haydi bakalım onu da bir ziyaret edelim.” der ve ziyaretine giderler. İmam efendi mezarlığın girişinde yatan Sami Bey’i göstererek bunun da çok işleri vardı. Sonra orada yatan diğer hatırlı kişileri göstererek:
 
 
“Ne dersin sence bunlar işlerini bitirip de öylemi buraya geldiler?”
 
 
Şahin Bey imamla birlikte hem yürüyor hem de zihninde kendine sorulan bu sorulara cevap ararken Şevket Bey’in mezarına geldiler. İmam efendi besmele çekip Kur’an okumaya başladı. İmam Kur’an okurken bir aralık gözleri Şahin Bey’in gözlerine ilişiverdi. Şahin Bey’in gözlerinden Sicim gibi yaşlar boşanıyordu. Artık eski Şahin Bey gitmiş, yerine yeni bir Şahin Bey gelmişti.
 
 
Şahin Bey:
 
 
“Hocam, önce Allah’a sonra sana söz veriyorum, bundan sonra müezzinlerin davetine koşacağım.”
 
 
Konumuzla ilgili olarak Hz. Büreyde’nin (ra) rivayet ettiği bir Hadis-i Şerifte Allah Resulü (sav) buyurdular ki:
 
 
“Kabirleri ziyaret ediniz çünkü onlar size ahreti hatırlatır, düşünme fırsatı verir.” (2)
 
 
Demek Allah Resulü hak söylüyor, çünkü onu Hak terbiye etmiştir. Nitekim Hz. Malik (ra) rivayet ettiği bir başka Hadis-i Şerifte Allah’ Resulü buyuruyorlar ki:
 
 
 “Benim dünyaya gelişimin hikmeti, ahlâk-ı haseneyi ve güzel hasletleri tekmil etmek ve beşeri ahlâksızlıktan kurtarmaktır” (3)
 
 
İmamın güzel ahlâkı bir insanın hidayetine sebep oldu!
 
 
 
 
Kaynaklar:
 
 
(1) Bakara Suresi, 2/21
 
 
(2). Cem’ül fevaid, Büyük Hadis Külliyat-ı Naim Erdoğan, Hadis No: (7852) İz, Yayıncılık, İstanbul, 2006,
 
 
(3). Müslim, Cenaiz 106, (977); Kütüb-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Hadis No: 5479 cilt, 15, S. (306), Prof. İbrahim Canan Akçağ Yayınları. Feza Gazetecilik, AŞ. Yeni Bosna İst.
ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı