12 Nisan 2026, Pazar
01:09
UST1 Reklam Alanı
MANSET_ALTI Reklam Alanı

Kabir var, hiç kimse inkâr edemez. Herkes ister istemez oraya girecek. Oraya girmek için de üç tarzda üç yoldan başka yol yoktur.

Birinci yol:

-Ey insan kabir iman sahipleri için bu dünyadan daha güzel bir âlemin giriş kapısıdır. Arka ciheti rahmettir, ön ciheti ise azaptır. Bütün dost ve sevgililer o kapının arka tarafında duruyorlar. Senin de onların safına geçme zamanın gelmedi mi? Gidip onları ziyaret etmeğe iştiyakın yok mu? Ey insan! Nedir bu gaflet, bu kadar dünyaya saplantı niye? Bak kulaklarının üstünde ki beyaz kıllar, vaktin yaklaştığını haber veriyorlar. Dünyanın kir ve paslarından temizlenmek için bir gusül lâzımdır. Bu halinle o dostlar seni tiksinecekler ve kabul etmeyecekler. Şu dünyada ki gördüğün, meftun ve müptela olduğun bütün güzellikler O’nun cemalinin bir cilvesi ve isimlerinin gölgesidir.

Bak dünya ile ahiret arasında ki farkı Üstad Bediüzzaman nasıl anlatmış:

"Dünyanın bin sene mes'udane hayatı, bir saat hayatına mukabil gelmeyen Cennet hayatı ve o Cennet hayatının dahi bin senesi, bir saat rü'yet-i cemaline mukabil gelmeyen bir cennet hayatı! (20)Orası, Cemil-i Zülcelal'in daire-i rahmeti ve mertebe-i huzurunun yeridir.

Kabir iman ehli için, işte böyle bir âlemin giriş kapısı olduğundan oraya ağlayarak değil, gülerek girmek lazımdır. Kabrin nasıl bir yer olduğunu birde peygamber Efendimizden soralım bakalım O ne diyor?

Hz. Ömer’in oğlu Abdullahın (ra) rivayet ettiği bir Hadis-i Şerifte şöyle buyurulor:

İbnu Ömer (ra) anhın rivayetine göre, "Allah Resulü (asv) buyurdular ki:"

"Sizden biri ölünce, kendisine akşam ve sabah (cennet veya cehennemdeki) yeri arzedilir. Cennet ehlinden ise, (yeri) cennet ehlinin (yeridir), ateş ehlinden ise (yeri) ateş ehlinin (yeridir). Allah Kendisine

"Kıyamet günü diriltilinceye kadar senin yerin işte budur!denilir." (21)

Ey insan! ölüm idam değil, hiçlik değil, yokluk değildir.

İnsanın dünyaya gelişi tesadüfen olmadığı gibi, gidişi de tesadüfen değildir. Tam aksine hikmetli ve merhametli bir zatın insanı ibadet külfetinden azat etmesidir. Askerlik gibi, hizmetini süresini tamamlayan asker, terhis edilip serbest bırakılır. Yani, ölümle mümin olan insanın imtihan süresi biter, ebedî güzellikler yurdu olan asıl vatanına geri döner. Akrabalarının birçoğunun toplandığı yer olan, ahiret âlemine gider.

Üstat Bediüzzaman ahiret yolculuğuna çıkanları şöyle teselli eder ve der:

"Ey bîçareler! Mezaristana göçtüğünüz zaman, "Eyvah! Malımız harap olup sayimiz heba oldu; şu güzel ve geniş dünyadan gidip dar bir toprağa girdik." demeyiniz, feryat edip meyus olmayınız. Çünkü sizin her şeyiniz muhafaza ediliyor. Her ameliniz yazılmıştır. Her hizmetiniz kaydedilmiştir. Hizmetinizin mükâfatını verecek ve her hayır elinde ve her hayrı yapabilecek bir Zât-ı Zülcelâl, sizi celp edip yer altında muvakkaten durdurur. Sonra huzuruna aldırır. Ne mutlu sizlere ki hizmetinizi ve vazifenizi bitirdiniz. Zahmetiniz bitti, rahata ve rahmete gidiyorsunuz. Hizmet, meşakkat bitti; ücret almağa gidiyorsunuz."(22)

Amma ikinci yol: Âhiret-i tasdik eden fakat sefahat ve dalalette gidenler için, bütün dostlarından ayrılmış tek başına ebedi bir hapis ve kimseyle görüştürülmez. Öyle gördüğü ve itikat ettiği ve inandığı gibi hareket etmediği için böyle muamele görecek.

Kabir gerçeğini göz önünde bulundurarak yaşamayanlar, sapıklık ve serserilik yolunda koşanlar, henüz daha erken, ileride hazırlık yaparız diyenler, bir gün Azraile yakalanıp ahirete götürülünce aklı başına gelir. Lakin iş işten geçmiş olur.

Ecel gizlidir, her zaman ölüm gelip ruhumuzu alabilir. Genç, ihtiyar kimsenin gözünün yaşına bakmaz.

Ey insan! Ölüm, bir gün mutlaka başına gelecek. Deve kuşu gibi başını gaflet kumuna sokmakla ölüm gerçeğini ortadan kaldıramazsın.

Bilindiği üzere deve kuşu avcıyı görünce kaçamadığı için başını kuma sokarmış, ama koca gövdesi dışarıda, avcı onu görür. Yalnız o, gözünü kum içinde kapadığı için avcıyı görmez.

Kabir kapısını, mutluluklar yurduna giriş kapısı yapmak veya nurlu âlemlere açılan bir bahçeye çevirmek, her insanın dünya kadar büyük bir meselesidir.

Bu dehşetli meseleye Hz. Kuran çözüm getirmiş. O çözümü de şöyle ilan ediyor:

"Ey iman edenler! Sizi gayet acı bir azaptan kurtaracak, üstelik size çok kârlı bir ticaret sağlayacak bir iş bildireyim mi? Allaha ve Elçisine inanır, Allah yolunda mallarınızla ve canlarınızla mücahede edersiniz. Eğer bilirseniz bunu yapmak sizin için çok hayırlıdır. (23)

"Ey insan! Eğer iki cihanın rahatını, lezzetini ve zevkini istersen, hayatını iman ile hayatlandır. Farzlarla ziynetlendir, günahlardan kaçarak muhafazaya çalış."

"İman öyle bir nurdur ki insan hayatının bütün safhalarını aydınlatır. O nuru açacak anahtar da "Lâ ilâhe illâllahtır.

İnsana çoğu zaman nefis ve şeytan hükmeder, onun nebati ve hayvani duygularını tahrik eder, gafletinden istifade eder. Şüpheler ve tereddütlerle iman nurunu söndürmeye çalışır. Okuduğumuz ayetten anlıyoruz ki kabri kendi hakkımızda cennet bahçesi yapmanın yolu kuvvetli imana sahip olmaktan geçer. Eğer insan iman belgesini elde etmezse, ebedi saadeti kaybeder. Kaybettiği iman davasının yerine, bütün dünya ona verilse acaba bir kıymet ifade eder mi? Kazandığı kaybettiğini karşılar mı?

İstese de istemese de gireceği kabri, saadet sarayına çevirmek iman ve Salih amelden başka bir şeyle mümkün olmayacağını, peygamberler haber vermişler. Yüz yirmi dört bin peygamber ellerinde sözlerinin doğru olduğunu tasdik eden mucizelerine ve yüz yirmi dört milyon evliya kerametlerine dayanarak verdikleri haber göz ardı edilemez. Hâsılı göz kapamakla gündüz gece olmaz. Gözünü kapayan kendine gündüzü gece yapar.

Üçüncü yol: Ahirete inanmayan ehli inkâr ve dalalet için kabir, ebedi bir idam yerinin kapısıdır. Yani hem kendisini, hem bütün sevdiklerini idam edecek bir darağacıdır. Öyle bildiği ve öyle inandığı için, cezası olarak aynısını görecektir. Bu iki şık bedihîdir, delil istemez, akıl gözüyle bakınca görülür.

Ölüm, ahirete inanmayanlar için büyük ve dehşetli bir meseledir. Bu dehşetli hadisenin etkisinden kurtulmak için, ekseriyetle ya sarhoşluğa veya eğlenceye kaçar. Fakat eğlence bittiği veya sarhoşluktan ayıldığı zaman, yine sıkıntı başlar.

Kaynaklar:

(20) Mektubat, Bediüzzaman Said Nursi, Sayfa No: (228) Envar Neşriyat, İstanbul.

(21) Nesâî, Cenaiz 116, (4, 107); Kütüb-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Prof. İbrahim Canan, Hadis No:5496, cilt, 15, Sayfa. 306 Akçağ Yayınları, Feza Gazetecilik AŞ, Yeni Bosna İst.

(22) Mektubat, Bediüzzaman Said Nursi, Sayfa No:227 Envar Neşriyat İstanbul.

(23) Saff Suresi, 61/11

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı