11 Nisan 2026, Cumartesi
23:38
UST1 Reklam Alanı
MANSET_ALTI Reklam Alanı

Bir hak eski zamandan beri kimin elindeyse yine ona verilir.

 

Bu madde fıkıh usulünce malum olan "El-kadîmü yütrakü alâ kıdemihi"kaidesinin dilimize tercümesidir.  Kadîm, oldur ki, evvelini bilen kimse olmaya. (Ali Haydar Efendi). Üzerinde ihtilaf edilen bir hakkın tespitinde - şayet devir, satış, terk, kira, icar, hibe gibi hukuki bir işlemin yapıldığı bilinmiyor ise, eski zamandan beri kimin elinde ise yine ona verilir.

 

Bu madde sosyal hayatın önemli konularını ilgilendiren hükümler içerir. Özellikle vakfiyesi kaybolan vakıflarda, teamüle göre – öteden beri uygulana gelen usul üzere-  amel edilir. Bunu sonradan değiştirip şuna buna havale etmek caiz değildir. Vakıflarla ilgili diğer bir problem vakfiyelerin keyfi bir şekilde değiştirilmesidir. “Oysa vakıf sahibinin koyduğu şartlar, kanun koyucunun –kadim telakkiye göre Allah’ın- koyduğu şartlar gibidir, değiştirilmesi caiz değildir. (Süleyman Hasip s.27)

Vakfiyesi kaybolan vakıflar  “kadimde ne ise kıdemi üzere terk edilir. Hali üzerine bırakılır hüccet olmadan değiştirmek caiz değildir.”

Yol hakkı ve su kaynaklarının kullanımı, komşu arazilerinden geçen su kanalları için de durum aynıdır. Öteden beri devam eden bir hakkın iptali mümkün değildir. Zira hak sahibi, bu hakkı bilinmeyen bir zamanda bir bedel karşılığında satın almış olabilir..

 Bir nehri ortak kullananlar arasında ortaklardan biri diğerlerinin izni olmadan ayrı bir kanal açamaz!

Öteden beri halkın istifadesine ayrılmış olan ormanlar, korular, yollar, pazar ve panayır yerleri,  harman yerleri, otlaklar, kışlaklar ve yaylalara başka bir amaç için el konulamaz! (Süleyman Hasip s.27)

Kadimin hali üzere terk edilebilmesi için meşru olması şartı vardır. Bu hususu Ali Haydar Efendi şöyle ifade etmiştir.

“Şer‘-i şerîfe muhâlif olan kadîme i‘tibâr yoktur. Yâni Fi’l-asl nâ-meşrû‘ olarak yapılmış olan şey, kadîm olsa dahi ibkā olunmayıp, zarar-ı fâhiş olduğunda  izâle olunur” (Ali Haydar Eendi)

Şeriata uymayan kanunsuz işler eski de olsa izale edilirler. Kanunsuz işten bir hak doğmaz, hele başkalarına zarar verdiği tespit edilirse, her ne ise derhal ortadan kaldırılmalıdır. (Atıf Bey s. 21)

Medeniyetimizin güzelliği insana, çevreye ve kul hakkına saygı ile ortaya çıkmaktaydı. Batı medeniyetinin değerleri insanımızı yozlaştırdıkça bu güzellikleri kaybetmeye başladık. Güçlü olan haklı görünmeye başladı. Allah rızası ve faziletin yerini menfaat aldı. Yardımlaşmak yerine, hayat kavgası adı altında hiçbir hak kaygısı taşımadan mal toplama hırsı sardı insanları. Din ve vatan kardeşliği unutuldu, ırkçılıktan kazanç elde etmenin yolları arandı. İnsanî ve ilahî değerleri kazanmak için yaşamak yerine  nefsin her türlü arzularını tatmin etmek için sınırsız eğlence yolları meşrulaştırıldı. (Bediüzzaman, Sözler 133)

Bu hengamede “kadim olanın” hiçbir değeri kalmadı. Eskiden devlet dairelerinde kalfalar, halifeler, şefler, murakıplar ve müdüre kadar bir silsile bulunur. Kimse kendinden daha kıdemlinin önüne geçmeye çalışmazdı. Terfi ede ede sırası gelen bir gün müdür olurdu. Şimdilerde otuz yıl bu görevi bekleyen kurumun emektar memuru dururken bir sabah bilmem hangi kurumdan yeni genç bir müdürün atandığını öğreniverirsiniz!

Bir gün şehrinize döndüğünüzde çocukluğunuzun geçtiği parkın yerinde dev apartmanların oturuverdiğini görmeniz işten bile değildir. Bilmem yeri midir amma! Geçe yıl köye gittiğimde çocukluğumun en güzel hatıralarını taşıyan boğazdaki davar yatağımızın üzerinden kocaman bir asfalt yol geçtiğini görünce yüreğim sızladı. O dereler ve ağaçların her biri ile çok özel hatıralarım vardı!

Tarih boyunca İslam’ın bütün güzelliği hakka hukuka saygılı olmasındaydı. Annemin kulağımda kalan en güzel sözü şuydu: Hak dedin mi akan sular durur!

Dünyaya hırsla saldırdıkça daha zengin olabilirsiniz ama asla daha güzel olamazsınız! (devam edecek!)

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı