11 Nisan 2026, Cumartesi
22:06
UST1 Reklam Alanı
MANSET_ALTI Reklam Alanı

Güzel şeyler oluyor demek isterdim ama diyemiyorum.

İçim kan ağlıyor kardeş kardeşi öldürünce ama isyanımı yüksek sesle haykıramıyorum.

Sadece bizi birbirimize düşürenlere kızabiliyorum ölçüsüzce ve pervasızca.

Zihnîmden ne geçiyorsa ağzımdan dökülüyor kelimeler bazen bir toplulukta, bazen de yalnız kaldığımda.

Bu oyundan kim galip çıkacak esasında belli.

Yüzde yüz diyebilirim ki Sağduyulu insanlar galip çıkacaklardır.

Etrafındaki kişileri âmâsız, ötekileştirmeden seven insanlar bu anafordan yara almadan çıkabilirler.

Aksini düşünmek bile istemiyorum.

Çünkü bu gemide hepimiz varız.

Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz olduğu bilincine ulaşırsak gemimizi sağ salim yüzdürerek limana yanaştırabiliriz.

Aksi halde birlikte batmamamız için hiçbir engelimiz kalmaz.

O zaman ne yapmalı? Acının etkisinin tarifsiz olduğu bu dönemlerde kelimeler kifayetsiz kalıyor meramımızı anlatmakta birbirimize.

Sosyal medyanın ısıtıp ısıtıp ortaya çıkardığı sanal olayları günlerce tartışıyoruz.

Sosyal medyada önümüze çıkarılan her konuyu gerçek sanıp varsayımlarda bulunuyor, çıkarımlar yapıyoruz.

Sonra birde bakıyoruz ki önümüze bir yem atmışlar biz onu yakalamaya çalışırken elin oğlu önceden planladığı amaçlarına ulaşmak için elinden gelen çabayı göstermiş, adım adım da bunu başarmış.

Adamın başardığını gören bizler ise ondan sonra dövünmeye başlarız.

Bu iş nasıl oldu.

Ama iş işten geçmiş, atı alan Üsküdar’a geçmiş olur her zaman.            

Can dostum Durmuş Ali Çetin, evvel birinin dediği gibi başlar bazen konuşmasına.

Biz de sorarız O’na bu evvel biri kim.

O’da bize kaynağı belli olmayan anonim bir deyiş olduğunu söylemekle kalmaz peşinden mutlaka konuyu güncel bir olaya bağlamakla pek de maharetlidir.

Bizde bazen evvel birinin dediği gibi demeden gerçeklerle yüzleşmeliyiz.

Ülkemiz zor bir dönemden geçiyor.

Bu dönemlerde kardeşlik duygusunu pekiştirici faaliyetler yapmalıyız.

Kahvehanede, ibadethanede, otogarda, okulda, sokakta hemen hemen her yerde toplumu ayrıştırıcı dil kullananları susturmalı, bütünleştirici bir dil kullanmanın yollarını aramalıyız.

Yoksa durum vahim, önlem almazsak gerçekten toplumdaki ayrışma artacak bir arada yaşamanın yollarını ararken kendimizi bir anda çatışmaların merkezinde bulabileceğiz.

Toplumsal önderler ya da toplumu yönlendirme kabiliyeti olan liderler bu durumu daha iyi görmek zorundadırlar.

Toplumsal çatışmalar ile nihayet devam etmezler.

Çatışmalara son verilmesi de çözüm yolunda güçlü bir iradenin ortaya konulması ile son bulur.

Toplumsal uzlaşılarda bir tarafın zafer çığlıkları atması yerine karşılıklı güven esasına dayalı bir anlayış iklimin oluşturulması son derece önemlidir.

Kaybetme duygusu kabullenme duygusundan daha zordur.

Bu nedenle toplumsal uzlaşı karşılıklı kabullenme duygusu üzerine inşa edilmelidir.

O zaman toplumu oluşturan bireyler yaşadıkları diğer bireyleri olduğu gibi ötekileştirmeden kabul ederler.

Ne de güzel söylemiş Bilge İnsan Hz. Mevlana “Kusur bulmak için bakma birine, bulmak için bakarsan bulursun. Kusuru örtmeyi marifet edin! İşte o zaman kusursuz olursun.”

Daha güzel günler görmek umuduyla birbirimizi sevelim, sevilelim.            

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı