11 Nisan 2026, Cumartesi
22:11
UST1 Reklam Alanı
MANSET_ALTI Reklam Alanı

Kur’an-ı Kerim peygambere saygılı olma noktasında, müminleri şöyle ikaz buyurmaktadır:

 “Ey iman edenler! Seslerinizi peygamberin sesinden daha yüksek çıkarmayınız. Yoksa siz farkında olmadan bütün emekleriniz hiç oluverir” buyrulmaktadır.(46)

Bu ayeti kerimeyi okuyunca aklıma bir soru geldi.

Biz şuanda peygamberi aramızda göremiyorsak “Sesinizi peygamberin sesinden daha yüksek tutmayınız” emri, acaba başka hangi anlamlarla yüklüdür? Ayetin hükmü kıyamete kadar baki olduğuna göre, burada verilmek istenen pek çok mesajlar vardır diye düşünüyorum. Bu mesajlardan birisi şu olabilir:

Kur’an-ı Kerim’in ve Hadis-i Şeriflerin okunduğu veya manasının anlatıldığı yerlerde Allah Resulü (sav) Efendimiz vardır, biz o’nu görmesek de o’ bizi görüyor.

Bir diğeri:   

“Âlimler, Peygamberlerin vârisleridirler” (47)

Hadis-i Şerifinin kavline göre hareket edeceğiz. Yani ilmiyle amel eden ihlâslı âlimlere saygıda kusur etmeyeceğiz. Onlar Kur’an ve hadislerin manalarını anlatırken Allah Resulü (sav) orada hazırmış gibi dinleyeceğiz.

Konumuzla ilgili olarak, Ebu’d-Derda’nın (ra) rivayet ettiği bir Hadis-i Şerifte, Allah Resulü (sav) Şöyle buyurur:

 “Âlimin âbide olan üstünlüğü dolunaylı gecede kamerin diğer yıldızlara olan üstünlüğü gibidir. Peygamberler, ne dinar ne dirhem miras bırakmazlar, ama ilim miras bırakırlar. Kim de ilim elde ederse, bol bir nasip elde etmiştir.”(48)

“Ehlisünnetin Âlimlerinin uzmanı olduğu konularda, onlara karşı aykırı fikir beyan etmek insanı tehlikeli noktalara taşıyabilir!  Burada hemen şunu belirtmekte fayda vardır! Vahye istinat etmeyen bir söz peygamber sözü de olsa aykırı fikir ileri sürülmesinde bir beis yoktur. Hurma aşısında olduğu gibi, bilindiği üzere, Allah Resulü (sav) Medine’ye teşrif ettiklerinde, Medineliler hurma aşısı yapıyorlardı.

Rafi İbnu Hadic (ra) olayı şöyle anlatır:

“Allah Resulü (sav) Medine’ye teşrif ettiklerinde Medineliler hurma aşısı yapıyorlardı. Allah Resulü (sav) “Ne yapıyorsunuz?” diye onlara sordu. Medineliler:

“Bu, eskiden beri yapmakta olduğumuz bir iştir! deyip (açıkladılar). Allah Resulü (sav) de: “Eğer bunu yapmasanız belki de sizin için daha iyi olur!” buyurdular. Bunun üzerine Medineliler o işi bıraktılar. Hurma ağaçları (o yıl çağla) döktü  (ve meyve tutmadı).

Durum Aleyhissalâtü vesselam haber verilince, Allah Resulü (sav) şöyle buyurdular: “Bilin ki ben bir beşerim. Size dininizle ilgili bir emirde bulunursam onu derhal yapın. Eğer kendi reyime dayanan bir şey emredersem, bilin ki ben bir insanım!” (49)

Bu olayda görülüyor ki Allah Resulünün (sav) dinî emirleriyle dünyevî meselelerdeki beyanları arasında bir ayrıcalık olabileceğini ifade eder.

 Çünkü Allah Resulü (sav) hurma aşısı işini terk etmeleri istikametindeki tavsiyesinden bilahare  geri dönmüştür.

Resulü Ekrem’in (asm) Sahih Hadislerinin üstünde ileri geri fikir beyan etmek dalalettir, sapıklıktır. Bunlardan bazılarına zayıf veya mevzu deyip değer verilmemesi de yanlıştır. Zira mevzu olsa bile, her mevzu veya zayıf Hadisler asılsız veya tevilleri, yanlıştır demek değildir. Belki “Bu söz Hadis değildir” demektir.

Bütün ümmet bin seneden beri itirazsız kabul ettikleri, âlem-i İslâm içinde az bir kısım ulemanın başka tevillerle bir derece zayıflığına hükmetmeleri fazla bir değer taşımaz. Çünkü Ehlisünnet Âlimlerinin ekseriyeti kabul etmişler.

Cenab-ı Hakk’a iman eden, elbette O’na itaat etmelidir. O’na itaat etmek O’na tâbi olmakla olur. Ona tâbi olmak ise şüphesiz onun gösterdiği ve takip ettiği yolda yürümekle olur.

Kur’an-ı Kerim’in getirdiği şeraitin usulleri ve Sünnet-i Saniyenin, düsturları tamam ve kemalini bulduktan sonra, yeni icatlarla o düsturları beğenmemek veyahut hâşâ ve kellâ, eksik görmek, sapıklıktan başka bir şey değildir.

İKİ TÜRLÜ MÜNAFIK VARDIR:

Birisi ham gâvur diğeri tam gâvur, ikisi de tehlikelidir. Fakat ham gâvur o kadar değildir. Asıl tehlikelisi ve sakınılması lazım gelen tam gâvur olanıdır. Çünkü bunlar, İlâhiyat Fakülteleri, Yüksek İslam Enstitüleri gibi okullarda öğretim görevlisi olarak bulunurlar! Böyle mesuliyetsiz karanlık aydınlar, bilhassa yeni Müslüman olanları çok çabuk şaşırtırlar. Konumuzu bir Hadis-i Şerifle sonlandıralım.

Efendimiz bin dört yüz küsur sene önceden, böyle sapıkların olacağına dikkat çekmiş ve Abdullah ibni Amr ibni As’ın (ra) rivayet ettiği şu Hadis-i Şerifte,  ümmetini ikaz buyurmuştur. Allah Resulü buyuruyorlar ki:

 “Allah ilmi, insanların hafızalarından silmek, kalplerinden söküp çıkarmak suretiyle almaz, ilim adamlarının ölümüyle almış olur. Böylelikle ortada âlim kalmamış olur da, insanlar bazı cahilleri önder edinirler. Bu kimseler kendilerine sorulan sorulara bilmedikleri halde fetva verirler ve böylece hem kendilerini, hem de başkalarını saptırırlar.” (50)

Kaynaklar:

(46) Hucurat Suresi 49/2

(47) Ebu Davud, İlm 1, (3641); Tirmizi, İlm 19, (2683); İbnu Mace, Mukaddime 17, (223); Kütüb-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Prof. İbrahim Canan, Hadis No: (4078)

Akçağ Yayınları. Feza Gazetecilik AŞ, Yeni Bosna İst.

(48) Ebu Davud, İlm 1, (3641); Kütüb-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Prof. İbrahim Canan, Hadis No: (4108) cilt, (11), Say, (233), Akçağ Yayınları. Feza Gazetecilik AŞ, Yeni Bosna İst.

(49) Müslim, Fezail 140, (2362);  Kütüb-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Prof, İbrahim Canan Hadis No:(6926) cilt, (16), Sayfa No: (385), Akçağ Yayınları. Feza Gazetecilik, A.ş, İst.

(50) Buhari, İlim, 34; Müslim, İlim, 13; Riyazü’s-Sâlihin, İmam NeveviTercüme, Salih Uçan, Hadis No:(1393) Basım yayın, Çelik yayınevi Yayın Yılı: 1993 İstanbul


 


ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı