Köylünün birisinin bir eşeği bir de devesi varmış. Hayvanların ikisi de çok zayıflamışlar, işe yarayacak halleri kalmamış. Onların sahibi bunlar bu sene kışı çıkarmaz ölürler deyip dağa sürü vermiş. Hayvanlar da dağda yemişler içmişler tam kendilerine gelmişler. Artık eşeğin eti budu yerine gelmiş, sırtında ki semer yaraları kapanmış ve tam köylünün işine yarayacak duruma gelmiş. Bir gün eşek deveye demiş: “Arkadaş benim canım şarkı söylemek istiyor.” Deve ona demiş: “Bırak ulan şimdi şarkı söylemenin zamanı mı? Bizim burada olduğumuzu fark ederlerse ikimizi de rahat bırakmazlar.” Deve ne derse desin neyi anlatırsa anlatsın “Eşşek” buya bir türlü laftan anlamaz, tutturur illa da “Ben şarkımı söyleyeceğim.” Bu, “Eşşek” herif o gür sedasıyla başlamış ormanları çınlatmaya. Eşeğin sahibi sesi duyar duymaz derhal sesin geldiği yere koşar. Birde ne görsün eşek semizleşmiş tam yük götürecek hale gelmiş. Adam sevinçten dört köşe olmuş. Eşeği de deveyi de yularlayıp eve götürmek istemiş. Tabi eşek gitmek istemeyince sahibi onu zorlarmış. Bu sefer de eşek yere yatmış, adam ne yaptıysa bir türlü eşeği yerinden kaldıramamış. Sonra adamın aklına cazip bir fikir gelmiş eşeği deveye yüklemek ve öyle de yapmış, eşeği deveye yüklemiş. Tabi bu duruma devenin canı iyice sıkılmış. Yolda gederken deve eşeğe söylemiş: “Şimdi seni bu dik yamaçtan şu dereye yuvarlayayım mı ne dersin”? Eşek başlamış yalvarmaya ben ettim sen etme. Lakin devenin eşeğin yalvarması devenin öfkesini yenememiş ve onu dereye yuvarlamış!
Ne dersiniz dostlar 15 Temmuz bu hikâyeye benziyor mu???
Bunlar devletin kaymağını yiyip yatıyorlardı. 15 Temmuzu yapmak nereden akıllarına geldi. Demek bunlar maşa, birilerinin elinde oyuncak oldular. İyi de o kadar masum insanların günahı ne idi? Geride bir sürü gözü yaşlı analar, oğulsuz babalar, babasız çocuklar, kocasız gelinler kaldı!