Bir akşam evimde yazılarımı yazarken bir telefon geldi. Buyurun dedim, “Hocam beni tanıdınız mı?” Ben dedim sesin yabancı gelmiyor ama tanıyamadım. “Hocam geçenlerde siz çay bahçesinde arkadaşlarınızla sohbet ederken masanıza misafir olan ben Kur’an Müslümanı İsmet” dedi. Buyurun ismet bey dedim. “Hocam ben o gün sizden ayrıldıktan sonra eve geldim, fakat kafam allak bullak olmuştu.” Ben dedim hayrola neden kafan allak bullak oldu? “Hocam ben meal okuyarak Müslümanlığın olup biteceğini ve her şeyin anlaşılacağını inanmıştım. Ama şimdi anlıyorum ki biz aldatılmışız. O gün sizin dediğiniz gibi, bir meal yazmakla Kur’an anlaşılsaydı binlerce tefsir niye yazılmıştı?” dedi. Ben dedim, kardeşim bu mesele telefonla halledilecek bir konu değil. Biz haftada bir gün aynı yerde arkadaşlarla sohbet ederiz. Zamanınız olursa gelin görüşelim. Nihayet anlaştığımız gün arkadaşımız geldi ve sohbete başladık.
Bak kardeşim, en büyük müfessir yani Kur’an-ı en iyi bilen ve anlayıp yaşayan Peygamber Efendimizdir. Öyleyse bütün cepheleriyle Onu tanımadan Kur’an’a göre Müslüman olunamaz!
Kur’an’a göre Müslümanlık nasıl olur, bunu Kur’an’dan öğreniyoruz. Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de buyuruluyor ki:
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا أَطِيعُوا اللَّهَ وَأَطِيعُوا الرَّسُولَ وَلَا تُبْطِلُوا أَعْمَالَكُمْ
“Ey iman edenler! Allah’a ve Resulüne itaat edin de emeklerinizi boşa gitmesin.” Bir diğer ayette de şöyle buyuruluyor:
Ayette görülüyor ki; peygambere de itaat etmek farzdır. Aziz kardeşim, Kur’an’a göre Müslüman olmanın şartını Kur’an böyle anlatıyor.
Gelecek ayette de peygambere itaatin şartlarının nasıl olacağı anlatılmaktadır.
قُلْ إِن كُنتُمْ تُحِبُّون
اللّهَ فَاتَّبِعُونِي يُحْبِبْكُمُ اللّهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَاللّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
“Ey Resulüm, de ki: “Ey insanlar, eğer Allah’ı seviyorsanız, gelin bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah gafurdur, rahimdir! (çok affedicidir, engin merhamet ve ihsan sahibidir).”
Bu ikinci ayette de peygambere itaatin nasıl olacağı anlatılıyor. Efendimizin sünnetlerini işlemezsek onu sevmiş sayılmayacağız. Dolayısıyla Allah’ı da sevmiş sayılmayacağız! Biz Allah’ı seviyoruz desek te bu sözümüzün hiçbir kıymeti harbiyesi yok.
Bu ayetlerden anladık ki; Allah’ın emir ettiğini yapar, yasakladığından da kaçarsak Allah’a itaat etmiş oluruz.
Pekiyi Allah Resulüne itaat nasıl olacak? Allah Resulüne itâat etmek O’nun sünnetlerini işlemekle olur! O’nu tanımadan, O’nun söylediklerini okuyup öğrenmeden O Allah’ın emirlerini uygular iken hangi metotları uyguladı bunları bilip öğrenmeden O Resule itaati nasıl gerçekleştireceğiz? O Kur’an-ı nasıl anladı ve nasıl yorumladı, bunları anlamak için önce Allah Resulünün hayatını okuyacağız. O’nu bütün cepheleriyle tanıyacağız. O’nu tanıdığımız zaman O bizi otomatik olarak Kur’an’a yönlendirecektir.
Şimdi Allah Resulünü nasıl tanımamız lazım geldiğini, Bir Hadis-i Şerif’in izahıyla anlayacağız. Resul-i Ekrem (asm) ferman etmiş:
: مَنْ تَمَسَّكَ بِسُنَّتِى عِنْدَ فَسَادِ اُمَّتِى فَلَهُ اَجْرُ مِاَةِ شَهِيدٍ
Yani: “Fesad-ı ümmetim zamanında kim benim sünnetime temessük etse, yüz şehidin ecrini, sevabını kazanabilir.” (3)
Demek ki Allah Resulünü tanımak için, O’nun çok kıymetli ve gerekli olan Sünnet-i Seniyelerine mutlaka ittiba, etmelidir. Özellikle bidatların istilâsı yâni İslam’da olmayan şeylerin İslam’ın malı gibi, insanlara sunulduğu bir zamanda Sünnet-i Seniyeye ittiba etmek daha ziyade kıymet kazandırır. Özellikle ümmetin fesada gittiği bir zamanında, kimin neyi niçin yaptığını bilmediği bir zamanda Sünnet-i Seniyenin küçük bir adabını yerine getirmek, ehemmiyetli bir takvayı ve kuvvetli bir imanı ihsas yani hissettirir. Doğrudan doğruya Sünnete ittiba etmek, Resul-i Ekrem (asm) mı hatıra getiriyor. O’nu hatırlamak ise İlahî bir huzur ve bir feraha dönüşüyor. Hatta en küçük bir muamelede, hatta yemek, içmek ve yatmak adabında Sünnet-i Seniyeyi uygulamaya geçtiği dakikada, o âdi muamele ve o fıtrî amel, sevaplı bir ibadet ve şer’i bir hareket olur. Neden böyle oluyor? Çünkü o âdi hareketiyle Resul-i Ekrem (asm)”a ittibaını düşünür ve şeriatın bir edebi olduğunu tasavvur eder ve şeriat sahibi o olduğu hatırına gelir ve ondan O’na hakiki ve doğru şeriatı veren Cenab-ı Hakk’a kalbi yönelir. Bir nevi huzur ve ibadet kazanır.
Dedim kardeşim soracaklarını haftaya hazırla ve haftaya aynı saatte buluşmak üzere.
Kaynaklar:
(1) Muhammd Suresi 47/33
(2) Ali İmran Suresi 3/31
(3) Risale, Kutsi, Kaynak, A.K. Badıllı, 1/29, Say, (592) Envar Neşriyat, İstanbul.1992
TELEFONDAKİ SES
MANSET_ALTI
Reklam Alanı
ICERIK_ARASI
Reklam Alanı
Etiketler:
#yazilar