Geçmiş zamanda bir hoca efendi köyünde talebe okutuyormuş. Hoca efendi, talebesinin birini denemek için büyük şehirlerden birine göndermiş. Talebe yola çıkmadan önce hocası ona tembihte bulunmuş. “Gittiğin şehirde gördüklerini defterine not et gelince ne gördün sana soracağım” demiş. Talebe gitmiş şehri gezmiş, dolaşmış ve gördüklerini de not almış. Geri gelince hocası talebesine sormuş: “ Evladım anlat bakalım gittiğin yerlerde neler gördün”? Talebe başlamış anlatmaya, “Aman efendim insanlar ne kadar da çok bozulmuşlar. Her tarafta kapkaççılar, meyhaneler, kumar haneler daha neler, neler gördüm” demiş.
Sonra hoca efendi aynı şehre ikinci bir talebesini göndermiş, ona da aynı tembihte bulunmuş.
İkinci talebesi gittiği şehirden geri gelince hocası ona da sormuş, “Evladım söyle bakalım gittiğin yerlerde neler gördün?”
Talebe başlamış anlatmaya. “Sorma hocam, neler görmedim ki; her tarafta, camiler tekkeler, tıklım tıklım dolu medreseler, zikir haneler.” Şimdi ortaya çıkan tabloya bakın, iki talebe aynı şehre gidiyor fakat ayrı şeyler görüyorlar!
Bazı adamlar, birinci talebe gibi, şeytan taşlamaktan zikir çekmeye vakit bulamıyorlar. Sonra da geçiyor yazılı veya görsel medyanın başına, istatistik deyip “Türkiye’de yüzde şu kadar alkolik bilmem bu kadar esrar kullananlar var. İstatistiği kim yaptı hangi araştırmacının işi, ne nispette güvenilir belli değil.
Dikkat ederseniz bizim istatistikçiler de hep birinci talebenin gördüklerini görüyorlar.
O sarhoşlardan birinin elinden tutup götüren önce karnını doyuran, sora üstünü başını değiştiren, daha sonra da onun beynini yıkayan kahramanları istatistikçiler görmüyorlar. Daha sonra onu bir mağazaya götürüp tezgâhtar olarak çalışmasını sağlayan önceden eğittiği gençlerin yanında yatmasını sağlayan vatanseverleri görmüyorlar.
Bu konuda ben kendi hayatımdan bir misal aktarayım. Bir evde çocuklara din dersi vermeye başladım. Çocuk sayısı fazlalaştı ve bunların arasında guslün farzını dahi bilmeyen gelinlik çağda kızlar vardı. Ben o kızlara dedim ki; “Babalarınız Kur’an okumayı bilsin, bilmesin fark etmez. Birinizin babası benim yanıma gelsin ben de sizi okutayım.” O kızlardan birisinin babası geldi, yalnız benim yanıma gelirken ayık gelmişti. Meğer adam Şaribülleyli vennehar imiş, yani bir gece bir de gündüz içiyormuş.
Sonra kendisi ben içkiyi bırakamıyorum diyenlere şöyle derdi: “Ben içkiyi sizin gibi şişeyle değil, kasayla içenlerden idim. Ben bıraktıktan sonra size ne oluyor derdi. Uşağın Banaz kazasından idi, Allah rahmet eylesin. Bütün bir aile bataklıktan bu taktikle kurtulmuş oldu. Ey laf bezirgânları! Şurada şu kadar tinerci, bura da bu kadar kumarcı var deyip laf bezirgânlığı yapmak yerine, onlardan bir ikisini götürün, eğitin sosyal hayata insan kazandırın! Yukarda verdiğim örnekler gibi, daha çok örnekler verebilirim, arif olana bu kadar yeter.
BAKIŞ AÇISI
MANSET_ALTI
Reklam Alanı
ICERIK_ARASI
Reklam Alanı
Etiketler:
#yazilar