İnsanlar aynı mahallede, aynı apartmanda, aynı camide, hatta aynı safta namaz kıldıkları halde bir birlerini tanımazlar. Acaba neden bu böyle?
Bana sorarsanız, Müslümanlar gerçek manada peygamberini tanımadığı ve Kur’an-ı kendi kitabı gibi okumadığı için bu böyledir. Kur’an-ı Kerim-i dikkatle okuyanlar, Onun pek çok yerinde şu ifadeleri bulur: “O peygamberlerde sizin için çok güzel örnekler vardır.” Kur’an-ı okuyanlar ve peygamberi gerçek manada tanısalar, peygamberin komşularıyla ve sair insanlarla münasebetini görecekler. Onda gördüklerini hayata geçirirlerse, hem dünyada hem de ahirette rahat edecekler. Peygamberin tarif edip gösterdiği yoldan gitmeyenlerin, başı dertten kurtulmuyor. İnsanlar Efendimizin sünnetleri ışığında kuracakları, iletişim sayesinde sorunlarını giderecekler hem de saygın insanlar olacaklardır. Bu aile içi münasebetlerde böyle olduğu gibi, devletlerarası münasebetlerde de böyledir.
Kur’an sanki “Bakın peygamberlerin dedesi İbrahim (asm) ma ve onda gördüklerinizi hayata geçirin. O,vakit hem dünyanızı hem de ahretinizi kurtarırsınız. Yoksa dünyada rezil ahirette rüsva olacaksınız.”
Kur’an-ı Kerimde Rabbimiz şöyle buyuruyor:
“Elbette kıyamet günü ne akrabalarınız, ne de evlatlarınız size asla fayda vermeyecektir.(Allah, o gün) (evlatlarınızla) aranızı açacaktır. Allah, ne yaparsanız hakkıyla görendir. (Öyle ise İbrahim’e bakın) Onda ve onunla beraber olanlarda sizin için güzel örnekler vardır” buyrulur. (1)
Kur’an-ı Kerim, “İbrahim ve onunla beraber olanlarda sizin için güzel örnekler vardır, derken, acaba İbrahim (asm) da nasıl örnekler vardı? Şimdi onu beraber görelim.
ÜÇ YÜZ TANE MECUSİ
Hz İbrahim (asm) misafirleri çok severdi. Evine misafir davet etmekten, onlara ikramda bulunmaktan lezzet alırdı. Bilhassa yolculara çok iyi davranırdı. Onları evine davet eder, yiyecek-içecek verir ve yatacak yer gösterirdi. Her sabah evinin yanından geçen yolun kenarında oturur, yoldan geçecek yolcuları beklerdi. Bir gün üç yüz tane Mecusi (ateşe tapan bir kavim) yoldan geçerken, İbrahim (asm) önlerine çıktı, onları yemeğe davet etti. Onlar da kabul ettiler. İbrahim (asm) yedirdi-içirdi, hayvanlarını da doyurdu. Mecusiler gidecekleri sırada, İbrahim (asm) a dediler ki “Ya İbrahim sen bize bu kadar iyilik yaptın, yedirdin-içirdin, çok memnun olduk. Bizim de sana bir iyiliğimiz dokunsun, biz den bir isteğin var mı?” İbrahim (asm) “Benim bir isteğim yoktur. Ama ben Rabbime secde etmekten hoşlanırım. Eğer memnun etmek isterseniz, benim Rabbime bir kere secde edin de öyle gidin” der. Ya İbrahim bu bizim için çok ağır bir teklif. Başka bir isteğin var mı? İbrahim (asm) “Siz bilirsiniz benim başka bir isteğim yoktur” dedi. Mecusiler, Secde etseler dinleri gidecek etmeseler ihtiyarın gönlü kırılacak, iki arada bir derede kalırlar. İbrahim (asm) “Allah’ım hidayet ver, diye kalpten sızlanıyor.” Mecusiler: “Sen çık dışarıya biz kendi aramızda bir konuşalım” derler. İbrahim (asm) dışarı çıkar, onlar kendi aralarında konuşurlar. “İçlerinden biri, adam bize bu kadar iyilik yaptı. Bir diğeri adamın bir öğün yemeğine sebep senelerdir inandığımız dinimizi mi terk edelim!” diye konuşurlarken, içlerinden akıllı bir adam şöyle der: “Bu adam bize bu kadar iyilik etti. Bizim kalbimizi okuyacak değil ya, yatar-kalkar gönlünü almış oluruz. Yine de dinimize devam ederiz. Herkes bu fikri beğenir ve İbrahim (asm) ı çağırırlar, “Tamam, göster kıbleyi secde edeceğiz” derler. İbrahim (asm) kıbleyi gösterir, onlar da secdeye yatarlar. İbrahim (asm) ellerini açar, “Yarabbi ben yatırdım, sen de kalplerine iman ver, çünkü kalplerine ben tesir edemem” diye dua eder. Allah İbrahim (asm) duasını kabul eder, Mecusilerin kalplerine iman verir. Hepsi birden kalkar “Lailahe illallah İbrahim Halilullah” deyip imana gelirler.
Biz de bir Müslüman olarak İbrahim (asm) ın yaptığı gibi, gerek aile hayatımızda, gerekse çevremizdeki insanlarla iletişim kuracağız. O zaman açamayacağımız bir kapı fetih edemeyeceğimiz bir gönül kalmaz. Çünkü “İnsan ihsanın kölesidir.” İyiliğe karşı iyilik yapmak ister.
Bir iyilik, bir lütufta bulunana karşı insanın yaradılışında ikram etme meyli vardır. Atalarımız, tatlı söz yılanı deliğinden çıkarır demişler.
Bırakın insanı, hayvanlarda bile bu böyledir. Bir parça ekmek verdiğin köpek etrafında pervane olurken, bir kedi nankörlüğünü unutur paçalarına sarılır.
Kaynaklar:
(1)Mümtahine sûresi, 60/3-4)