10 Nisan 2026, Cuma
20:09
UST1 Reklam Alanı
MANSET_ALTI Reklam Alanı

Çanakkale savaşının üç tane ayağı vardır.

 DENİZ    KARA   HAVA

  Bu gün ben size önce deniz ayağından bahsedeceğim.

Çanakkale’de bir destanın yazılacağı yere gönderilen Cevat Paşa, Müstahkem Mevki Komutanlığı’na 10 Ağustos 1914’te getirildi. Kasım 1914’te de ikinci defa (Orgeneralliğe) yükseltilir.

İkinci defa (Orgeneralliğe) yükseltilir dedim çünkü o gün iktidarı elinde bulunduran ittihatçılar, binbaşıyı General Generali de, Binbaşı yapıyorlardı.

Daha önce Orgeneral olan Cevat Paşayı da tenzili rütbe ile Albay yapmışlardı. Çanakkale’ye gönderilirken de tekrar Generalliğe yükselttiler.

Cevat Paşa, göreve gelir gelmez, ilk işi boğaz tahkimatını düzenlemek oldu. Bütün tabyaları elden geçirerek savaşa hazır hale getirdi.

Cevat Paşa 17 Mart saat 17 de topçularımızı, eratımızı ve bütün siperleri geziyor askerlere moral veriyordu.

Cevat Paşa, son kontrolünü de yaptıktan sonra askerlere şöyle demişti:

 “Kahraman askerler, dünyanın en güçlü donanmasıyla karşı karşıya bulunuyoruz.

Amma sizin öyle bir yüreğiniz var ki; bu zalimleri Allah’ın izniyle Çanakkale boğazından geçirmeyeceğiz.

Allah bizimle beraberdir, bu zaferi kazanacağız diyor, fakat kendilerini savunacak elde avuçta bir şey yoktu. Sadece sıra dağlar gibi imanları vardı, yalnız ona güveniyorlardı.

Cevat Paşa, bütün bu koşuşturmalardan sonra kulübesindeki masasının başına geçiyor, tabi yorgunluk, uykusuzluk ve düşman kuvvetlerinin harp malzemesi bakımından üstünlüğü onu hayli düşündürüyordu.

Bu düşüncelerle masanın başında oturan Cevat Paşa, niyaza başladı. “Ey bu yerlerin hâkimi! Senin bahtına düştüm. Sana dehalet ediyorum ve sana hizmetkârım ve senin rızanı istiyorum ve seni arıyorum” diye yalvarırken bir ağırlık bastı ve mana âlemine daldı.

Tam o sırada Allah Resulü (sav) temessül etmiş, eliyle boğazda karanlık deniz denilen yeri göstererek oğlum Cevat şu denize bakar mısın?

  2. PAŞA DENİZE BAKAR BAKMAZ

Cevat Paşa denize bakar bakmaz birde ne görsün, ışıl ışıl boğazın her tarafına nur yağıyor. Adeta her taraf nur kesilmişti, Bu arada o nurların arasında Kur’an hattıyla yazılmış iki harf gördü.

Bunlar “Kâf ve vav” harfleriydi.  Allah Resulü (sav) sahile paralel bir şekilde eliyle işaret ederken Cevat Paşa heyecanla uyandı.

Paşa “Bu işin şakası yok bu rüyanın bir anlamı olmalıydı. Çünkü Allah Resulünün (sav) içinde bulunduğu rüya, rüyayı sâdıkadır.

3.  ERAT İÇİNDE RÜYA TABİRİ

 Cevat paşa: “Erat içinde rüya tabirinden anlayan varsa derhâl onu bana getirin” diye haber saldı. Bunun üzerine askerin içine haber salıyorlar, askerlerden birisi “Ben tabir ederim, kim rüya görmüş?” diyor.

“Rüyayı Cevat Paşa görmüş tabirci arıyor” demişler. Rüya tabircisi derhal Cevat Paşaya gelir ve “Buyur paşam beni istemişsiniz geldim” der. 

Cevat paşa rast gele bir rüya görmemişti, rast gelen adama da rüya anlatılmazdı. Cevat paşa sordu “Evladım sen rüya tabirinden anlar mısın?” Asker “Az çok anlarım,” paşa rüyasını anlatınca asker, asker “Kumandanım müjde nur ışıktır buda denizde olduğuna göre, denizde kazanılacak zaferdir bunun başka anlamı yoktur.”

 Paşa “İyi de evladım elimizdeki imkânlarla bu zaferin kazanılması mümkün gözükmüyor.”

Asker “ Haklısınız paşam, fakat Allah Resulü ipuçları vermiş. Bütün sır şu iki harf de görünüyor. (ك   ile  و) Yalnız bu iki harf kendi başlarına bir şey ifade etmezler, o zaman bu harfler birer şifre olabilir.

Bu harflerin anlamını bulduk mu bütün sır çözülür, bunların rakamsal olarak bir değeri vardır. Ebced hesabıyla bu kâf harfi rakam olarak “20” eder, vav harfi de altı eder, toplam 26 eder.

Düşün paşam 26 adet bizim elimizde neyimiz var?” Paşa düşünüyor, taşınıyor fakat bir şey hatırlamıyor. Hemen levazım Binbaşı Hafız Nazım beyi çağırıyor, “Evladım bizim elimizde 26 tane neyimiz var?” Binbaşı Hafız Nazım Bey “Efendim bizim elimizde 26 adet deniz mayınımız var?”

Cevat Paşa: “Pekiyi nerede onlar?” Binbaşı Hafız Nazım Bey “Efendim depodalar”  Cevat Paşa: “Niye depodalar?” Binbaşı Nazım Bey: “Alman uzmanlar dediler ki” “Bunlar eski Osmanlı yapısı tencere kapağı kadarda bir değeri yoktur işe yaramaz. Biz son model 377 tane mayın getirip boğaza döşedik, boğazdan gemi değil sandal bile geçemez.”

 Cevat Paşa “Evladım emir büyük yerden, güzeller güzeli Efendimizden geldi. O 26 mayını derhal denize indirin ve Efendimizin gösterdiği yere gösterdiği şekilde döşeyin” dedi.

Not: devamı gelecek

 

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı