10 Nisan 2026, Cuma
20:13
UST1 Reklam Alanı
MANSET_ALTI Reklam Alanı

Çanakkale savaşından notlar başlıklı bir önceki yazımda merhum Orgeneral Cevat Paşanın deniz zaferinde ki başarısından bahsetmiştim. Allah’tan başka kimseye güvenmeyen Cevat Paşa’nın imdadına Rabbimiz habibini göndermişti.

Efendimiz ruya aleminde Cevat Paşa’ya karanlık deniz denilen yeri göstermiş ve eliyle de sahile paralel şekilde mayınların döşenmesini işaret buyurmuştu. Hâlbuki mayınlar denizin bu kıyısından öbür kıyısına doğru döşenmesi lazımdır ki geçen gemiler mayınlara çarpsınlar.

O nedenle Binbaşı hafız Nazım Bey, itiraz edeceği sırada Cevat Paşa: “Hiç itiraz istemem emir büyük yerden geldi. Emri veren nasıl yapılacağını da gösterdi, derhal emredildiği şekilde uygulayın” dedi.

O zaman elimizde mayın döşemek için yalnız Nusret mayın gemimisi vardı. Almanya’da özel olarak inşa edilmiş bu tekne, dar alanlarda dahi kolayca manev ra yapabiliyor ve az su çektiğinden mayın alanları üzerinde güvenle dolaşabiliyordu.

Nusret mayın gemisi boğaz sularına 3 Eylül 1914 te gelmişti. Nusret gemisiyle bu hizmeti görecek olan kumandan Tophaneli Yüzbaşı Hakkı Bey vardı, onun da kalbi tekleyip duruyordu.

Cevat Paşa Yüzbaşı Hakkı Bey’e diyor ki; “Gideceğin yer tehlikeli bir yerdir, senin kalbin buna dayanamaz, yerine bir başkasını bulda sen gitme.

 

 HAKKI BEY’İN CEVABI

Aziz okuyucu Yüzbaşı Hakkı Bey’den alınan cevap ne kadar da manidar! Çanakkale’yi geçilmez kılan işte bu ruhtur. Tophaneli Yüzbaşı Hakkı Bey bakınız ne diyor: “Tekleyen bu kalbimde varsın Allah Resulünün verdiği emri yerine getirirken teklesin bu işin sonu şehitlik değil mi? Bu nedenle böyle bir görevi kimseye kaptırmam!” Allah Resulünün sünnetini yerine getirmek için ölmeyi göze alan Hakkı Bey’i allah muvaffak etmiş. Biz de yapacağımız işlerimizi sünneti seniyye çerçevesinde yapmaya çalışırsak,  muvaffak olmamamız mümkün değildir.  

 

TARİH 17 MARTI 18.MARTA BAĞLAYAN GECE

Tarih (17 Martı 18 Marta) bağlayacağı sırada, Tophaneli Yüzbaşı Hakkı Bey Cevat Paşa’dan aldığı emri yerine getirmek için harekete geçti ve Nusret mayın gemisine mayınları yükledi. Bu arada bütün ışıkları da söndürmeyi ihmal etmedi. Düşmanın burnunun dibindeki denize, Efendimizin işaret buyurduğu yere vav şeklinde, ince çelik bir halatla dört buçuk metre derinliğinde, yüz metre arayla mayınları döşediğinde saat 24 dü gösteriyordu.

 

NUSRET İŞİNİ BİTİRMİŞ GERİ DÖNERKEN

Fakat Nusret işini bitirmiş geri dönerken düşman gemilerinin yaktığı projektörlerin ışığı boğazı tarıyordu. Bir İngiliz gemisinin ışığı Nusret mayın gemisinin üzerine doğru gelmeye başladı. Bunu gören Yüzbaşı Hakkı Bey “Eyvah bunlar bizi görürlerse bütün emeğimiz boşa gidecek” der. Hakkı Bey’in tekleyen kalbi heyecandan oracıkta duruverdi. Hakkı Bey karaya çıkmadan oracıkta ruhunu Rahmana teslim ediverdi. Ruhu şad olsun.

 

   NUSRET DÜŞMANIN GÖRÜŞ ALANINA GİRECEĞİ SIRADA

Nusret mayın gemisi düşman gemilerinden gelen ışıkların görüş alanına gireceği sırada, karşı tarafta bulunan bizim Mehmetçiğin kafası atmış yasak olmasına rağmen elindeki ışıldağı düşman gemilerinden gelen ışığa karşı tutmuş. Nusret mayın gemisi iki ışığın kesiştiği kör noktaya rast gelir ve görülmekten son anda kurtuluyor. İki ışığın havada karşılaştığında meydana getirdiği kör noktanın süresi yedi ila on saniye arasında değişir imiş. İşte Nusret bukadarcık bir zaman dilimi içinde görülmekten kurtuluyor.

HAYDİ, GELİN TESADÜF DEYİN

   Bu nasıl bir tesadüf, haydi gelin siz bu işe tesadüf deyin, olur mu böyle bir tesadüf. Demek tesadüf yok bu işi Allah yapıyor, askere işığı Allah yaktırıyor, Nusreti düşmanın ışığından Allah saklıyor ve Nsreti göstermiyor! Şu halde ön planında Cevat Paşa görünse de arka planında Allah var. İşin içinde Allah olunca görev yapılır kimse de engel olamaz.

Ey insan, eğer sen tekleyen kalbinle dahi olsa Allah Resulünün emrini yerine getirmeye çalışırsan Allah’ta seni en büyük düşmanın olan nefsin ve şeytanın şerrinden kurur seni düşmanına göstermez. Sünneti seniyyeye çok önemlidir, şeytana ve düşmanlara karşı en güzel koruyucu bir kalkandır. Çünkü Allah peygambere tabi olanları koruyacağına söz veriyor.

 

SON BİR DEFA DAHA YAPTIRDIĞI MAYIN

  İngiliz ve Fransız filolarından oluşan büyük armada, 17 Mart akşamı son bir defa daha yaptırdığı mayın taraması sonrasında emniyet içinde oldukları hissine kapılarak, ertesi günü kazanmayı düşündükleri zaferin tatlı hayalleriyle uykuya dalarlar.

Onlara göre her şeyi bitmiş, Ana dolu Osmanlı’nın elinden alınmış, daha savaş başlamadan bitmişti. Ama hesap edemedikleri bir şey vardı. Herkesin uyuduğu bir zamanda uyumayan biri vardı, bütün işleri o yapıyordu. Bütün kalbi samimyetiyle sızlanan imanlı kullarının duasını, Allah kabul etmiş ve ellerindeki kozlarını kullanma yollarını göstermişti. Müslüman Türk milletinin elinde küçük ama oynayacağı son bir kozu daha vardı, onlarda onu kullandı. Düşman zırhlıları  Çanakkale önlerine doğru ilerlerken, tam bir gece önce, düşman donanması karşısında küçük bir oyuncak gemiye benzeyen Nusret mayın gemisi kozunu kullanmıştı.

Ertesi gün 18 Mart 1915 sabahı İngilizlerin en büyük zırhlılarından Bouvet’e, Irresistible ve Ocean zırhlıları, Nusret’in sabaha karşı döktükleri mayınlardan haberi yoktu. Boğazdan emin adımlarla ilerliyordu. Ҫünkü onlar denizi temiz biliyorlardı, o nedenle manevra yapmak için rahatça kıyıya yaklaşmaya başladılar. O mübarek mayınlar görevini yerine getirince en önde bulunan beş dev gemiden ikisini denizin dibine bin dört yüz askeriyle birlikte gönderiverdi.

Gemiler mayını tabanından yiyince dönmeye başlıdılar. Bunun sonucunda döne döne denizin dibini boylarken etraftaki diğer gemileri de yaralayıp işe yaramaz hale getirdiler.

 

İNGİLİZLER ÇILGINA DÖNÜYORLAR

İngilizler çılgına döndüler, nasıl oluyor da mayınlardan temizlediğimiz denizden mayın çıkıyordu? İlk işleri deniz mayınlardan temizlenmiştir diye rapor veren pilot binbaşıyı kurşuna diz mek oldu!

Sonra da bütün deniz kıyılarını amansız bir bombardımana tâbi tutuyorlar. Adeta tepeler yer değiştiriyordu, atılan bombalar yüzünden tepeler çukur çukurlar tepe oldu. Bu öyle bir bombardımandır ki;  metre kareye altı bin mermi düşecek şekilde bir bombardımandı. Her biri beş yüz ile iki yüz elli kilo arasında değişen top mermileri idi.

 

KARINCA BİLE KALMAMIŞTIR

Daha sonra deniz kuvvetleri komutanı Amiral Robert diyecektir ki: “Bundan sonra burada değil insan, karınca bile kalmamıştır. Fransızlar kendilerinden emin bir şekilde İngilizlerle pazarlık yapıyorlar. Diyorlar ki; “Ayasofya’ya haçımızı çakmak sizin şerefiniz, bari İstanbul’a ilk bomba atma şerefi de bizim olsun.” Böylece önce Fransızlar boğazdan gemileri geçirmeye çalışıyorlar. Ama hesap etmedikleri bir şey daha vardı! O da Seyit Onbaşı ve kaldırdığı merminin ucundan tutan. Dedikya sen sana düşeni yapar, sonra ellerini açar ve Allah’ına yalvarırsan Allah seni mahcup etmez. İşte Canakkale’de de böyle oldu ve boğaz geçimez kılındı.  

Not: devamı gelecek

 

 

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı