10 Nisan 2026, Cuma
18:32
UST1 Reklam Alanı
MANSET_ALTI Reklam Alanı

Bir zaman köylünün biri evine odun getirmek için ormana gitmiş. Adam odun hazırlığı yaparken karşısına bir yılan çıkmış. Adam elindeki baltayı yılana vuracağı sırada yılan dile gelmiş. Hikâye bu ya hikâyenin aslının olup olmamasına bakılmaz. Onunla verilmek istenen mesaja bakılır, mühim olan da odur. Yılan adama demiş: “Şimdi sen beni öldürsen eline ne geçecek, en iyisi sen beni öldürme, buna karşılık ben sana her gün falanca kuyunun başında bir altın vereyim.

Adam yılanın söylediklerini kabul etmiş ve tarif edilen kuyunun başına gitmiş. Yılan da sözleşme gereği getirip bir altını vermiş. Adam her gün kuyunun başında altını alıp evine dönüyormuş. İş böyle devam edip giderken adam hastalanmış. Altın almaya gidecek dermanı kalmamış. Bunun üzerine oğlunu çağırmış ve bir sırrımı sana söyleyeceğim demiş. Oğluna sıkı sıkıya tembihte bulunmuş, “Evladım bu sırrımı yalnız sana söylüyorum kimseye söyleme” demiş. “Yarın sabahleyin erkenden falanca kuyunun başına git orada bir ıslık çal, bir yılan gelecek sana bir altın verecek, onu al da gel.” Adamın oğlu gitmiş kuyunun başında bir ıslık çalmış, gerçekten bir yılan ağzında bir altınla gelmiş ve altını vermiş.

Ertesi gün gitmiş yine bir altın getirmiş. Adamın oğlu, bu kuyuda demek bir hayli altın var. Her gün gelip bir altın almaktansa bu yılanı öldüreyim, bütün altınları alıp gideyim diye düşünmüş. Elindeki satırı salladığı gibi yılanın kuyruğuna denk gelmiş. Canı yanan yılan adamın oğlunu sokarak öldürmüş.  Çocuk eve dönmeyince hasta adam zor zar gitmiş bakmış ki oğlu yerde ölü olarak yatıyormuş. Bu arada yılan gelmiş, adam yılana demiş ki

“Olan oldu benim oğlum bir yanlışlık yapmış, gel bundan sonra da biz eski dostluğumuzu devam ettirelim.”

Yılan demiş ki:

“Artık bu iş burada bitmiştir. Çünkü sende evlat acısı, bende bu kuyruk acısı olduğu müddetçe biz bu dostumuzu devam ettirmeyiz."

Şimdi gelelim asıl konumuza. Biz bu gavurlarla hiçbir zaman dost olamayız! Ҫünkü bu gavurlarda Çanakkale’nin kuyruk acısı var. Kosova’nın kuyruk acısı var. Malazgirt’in kuyruk acısı var, var, var, var oğlu var. Bizde de evlat acısı var.

Ey genç nesil! Madem gavurların modasıyla yatıp kalkacaktık neden üç yüz bin şehidi Çanakkale’de verdik?

İstiklal marşı şairimiz Akif’in dediği gibi:

Bastığın yerleri “toprak” diyerek geçme, tanı,

Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.

Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır atanı,

Verme, dünyaları alsan da bu cennet vatanı.

Madem Hasan, Hans gibi Kur’an okumayacaktı; Ayşe, Fatma, Kezban, Mariya gibi yatak odası kıyafetiyle sokakta dolaşacaktı, neden Malazgirt’te, Kosova’da ve daha nice yerlerde o kadar şehit verdik?

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı