10 Nisan 2026, Cuma
18:32
UST1 Reklam Alanı
MANSET_ALTI Reklam Alanı

Allah’ın istediği ölçüde kul ve gerçek manada Müslüman olmak isteyenlere, Allah Kur’an-ı Kerim’de Efendimizi göstererek şöyle buyurmaktadır:

 “Gerçekten Allah’ın Resulünde sizin için, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı arzulayanlar ve Allah’ı çok zikredenler için onda takip edilecek çok mükemmel örnekler vardır” (1)

 

Efendimizin örnek alınacak ve takip edilecek pek fazla üzerinde durulmayan ama bu zamanda daha çok önem kazanan yönlerine, Üdtad Bediüzzaman bir eserinde Efendimizi gerçek manada tanımamıza yardımcı olacak bir örnek vermiştir.

“Tavus kuşu gibi pek güzel bir kuş, yumurtadan çıkar, tekâmül eder, semalarda tayarana (uçmya) başlar. Âfâk-ı âlemde şöhret kazandıktan sonra, yerde kalan yumurtasının kabuğu içerisinde o kuşun güzelliğini, kemalâtını, terakkiyatını arayıp bulmak isteyen adamın ahmak olduğunda şüphe yoktur.” (2)

Binaenaleyh, Efendimizin hayatının başlangıcına şek ve şüphe ile bakan, pazarda bir bedeviyle at pazarlığı yaptığını gören, Hz. Âmine ’den doğma, Abdullah’ın oğlu, Abdülmuttalib’in torunu nazarıyla bakan bir adamın, tavus kuşunun güzelliğini yumurta kabuğunun içinde arayan adamdan farkı yoktur. Onun (asm) iki cihanın güneşi oluşunu ve manevi şahsiyetini anlayamaz. Miraçta Cenab-ı Hak ile konuşan Efendimizin derecesini ve kıymetini takdir edemez.

Ancak yumurtadan başını kaldırıp rengâ renk nakışlarla süslenmiş olan tavus kuşundaki güzelliğe bakarsa, o vakit zihninde bazı çağrışımlar oluşur. O yumurtadan böyle bir kuşu çıkaran, bizim gibi bir insan kabuğundan da feyz-i İlahî ile sulanan ve fazlı Rabbanî ile tekâmül edip gelişen ve o kışır içerisinden, iki âlemin güneşi ve tûbâ ağacı gibi şecere-i Muhammediye (asm) çıktığını anlar.

 Evet, Nebiyy-i Zîşan (asm) Efendimiz tecelliyat-ı İlahiye ye mazhar ve makestir; memba ve kaynak değildir. Çünkü O zât (asm) yalnız kuldur ve ibadetçe herkesten ileridir. Demek Onda görülen güzellikler, feyizler ve kemalât, Onun kendi malı değildir. Ancak Onda görülenler, Rahman ve Rahim’in tecellileridir.

Burada daha bariz bir misal verelim: Kâbe’nin tamiri yapılmış ve altın oluk yerine konulacak, fakat bu oluğu kim koyacaktı? Düşünürlerken Hz. Ali (ra) “Ey Allah’ın Resulü benim omzuma bas ve oluğu yerine koy” der. Peygamber Efendimiz, “Ya Ali sen bana takat getiremezsin. Sen benim omzuma bas ve oluğu yerine koy” buyurur. Emir edebin üstündedir kaidesince, emir Allah Resulünden olduğu için edepsizlik söz konusu olmaz. Hz. Ali buyuruyor ki “Ben Efendimizin mübarek omzuna ayağımı bastığım anda sanki başım arşa değdi. Adeta yıldızları armut toplar gibi toplayacaktım. Allah resulüne (sav) bu gözle bakılırsa o vakit Onu anlamaya çalışmış oluruz.

Muhteşem bir ayna güneşe karşı tutulunca güneşin ışınlarını yansıttığı gibi, Allah Resulü de Allah’ın isim ve sıfatlarını insanlara yansıtır. Aynada görülen parıltı güneşten olduğu gibi, Allah Resulünde görülen güzelliklerde Onun kendi malı değil zat-ı Zülcelal velkemalden gelen akislerdir.

Teessür ve ıstırap karşısında kalpten bir parça kopsa idi, bir genç dinsiz olmuş haberi karşısında Efendimizin kalbi paramparça olurdu.

O (asm) bu haliyle Allah’ın kullarına olan merhametini aksettiriyordu. Allah Resulü Rabbimizin merhametini aksettirme noktasında şu manidar Hadis-i Şerifini söylemiştir.

 Sehl İbnu Sa’d (ra) rivayet ettiği bir Hadis-i Şerifte Allah Resulü (sav) buyurdular ki: “Ya Ali Allah’a yemin ederim k; senin vasıtanla bir tek kişiye hidayet verilmesi, senin için kıymetli develerden müteşekkil sürülerden daha hayırlıdır.” (3)

Rabbimizin, bir kişinin cennete gitmesine vesile olana verdiği ücret gösteriyor ki; Allah hiçbir kulunun cehenneme gitmesini istemiyor.

Efendimizi tanımak için Âdem (asm) dan bu zamana kadar gelen tüm insanlığın aklı toplanıp bir akıl olsa, yine de Allah Resulünün ulaştığı makamın değerini idrak edemezler!

Bu kutlu doğum haftası ümmeti Muhammed’e hayırlı mübarek olsun Amin…

Kaynaklar:

(1)Ahzab Suresi, 33/21

(2) Mesnevi-i Nuriye ( 86 )

(3) Ebu Dâvud, İlm 10, (3661): İmam Nevevi, Riyazü’s-Sâlihin, Tercüme Abdullah Aydın, Hadi, No, (174) Basım yayın, 2007; Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Prof İbrahim Canan, Hadis No. (4119) cilt, 11, S. (502) Akçağ Yayınları, Feza Gazetecilik, A.ş, İst.

 

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı