10 Nisan 2026, Cuma
15:42
UST1 Reklam Alanı
MANSET_ALTI Reklam Alanı

Cenab-ı Hak yeryüzünü bir sofra halinde halk etmiş, nimetlerinin bütün çeşitlerini o sofrada dizmiş. Biz oruç vasıtasıyla O’nun mükemmel Rububiyetini, Rahmaniyet ve Rahîmiyetini anlamış oluyoruz. Rabbimiz oruç tutun emriyle insanlara nimetlerinin çeşitlerini göstermiş oluyor. İnsanlar gaflet perdesi altında ve sebepler dairesinde meseleye baktığından o nimetlerin ifade ettiği gerçeği tam olarak göremiyor. Nimetlerin kadri, kıymetini bilemiyor, bazen de unutuyor. Amma oruç vasıtasıyla her zaman istediğini yeyip içemediğinden anlar ki; bu nimetler onun değil. Bu nimetleri bir sofra halinde yeryüzüne merhametli bir elin koyduğunu fark eder. İnsan oruç vasıtasıyla o nimetlerin tasarrufunda söz sahibi olmadığını anlar, nimetin hakiki sahibine şükreder. İnsan Ramazan-ı Şerifte böyle bir kulluk şerefine mazhar olur.
Bu ayda ehli iman birden muntazam bir ordu hükmüne geçer. Sultan-ı Ezelî'nin ziyafetine davet edilmiş bir surette akşama yakın “Buyurunuz” emrini bekliyorlar. Böylece kulluk şuurunu ona göstermeleri ve o şefkatli, haşmetli Rahmaniyete karşı, azametli, geniş ve intizamlı bir ubudiyetle mukabele ediyorlar. Acaba böyle ulvî ubudiyete ve şeref-i keramete iştirak etmeyen insanlar insan ismine lâyık mıdırlar?

Burada bir anekdot ile konumuzu bağlayalım:
  Bir Müslüman gayri Müslim komşusunu iftar sofrasına davet etmiş. Sofrada her şey hazır olmasına rağmen kimse elini sofraya uzatmıyor. Gayri Müslim komşu sormuş “Niçin yemeye başlamıyoruz”? Ev sahibi “İzin yok” demiş. Gayri Müslim komşu: “Kimden izin alacağız”? demiş. Ev sahibi: “Bu nimetlerin gerçek sahibinden”  demiş. Gayri Müslim: “Bu sofra sizin değil mi” demiş. Ev sahibi: “Bu sofranın gerçek sahibi bizi yaratan Allah’tır. Bu nimetlerin gerçek sahibi diyor ki; senede bir ay ben izin vermeden belli süre içinde yeyip içmeyeceksiniz demektedir! 

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı