Orucun sosyal hayata bakan yönleri vardır. Geçim noktasında insanlar bir birinden farklı yaratılmışlardır. Oruçtaki açlık vasıtasıyla insanlar, aralarındaki yaşam farkını giderme ihtiyacını tam hissederler. Zenginler fakir ve aç insanların şefkate, acımaya ne kadar muhtaç olduklarını oruç vasıtasıyla nefislerine kabul ettirirler. Böylece zenginler fakirlerin acınacak acı hallerini gidererek hem onların hem de Allah’ın sevgisini kazanırlar. Tabiri caizse zenginler bir taşla iki kuş vururlar. Eğer oruç olmazsa, nefisine düşkün ve obur zenginler, açlık ve fakirliğin insana ne kadar ıstırap verdiğini bilemezler.
Oruç sayesinde zenginin fakire tepeden bakması, fakirin de zengini kıskanarak gözetlemesinin önü alınmış ve aralarında sevgi köprüsü kurulmuş olur. İnsanlar arasındaki kin, nefret ve düşmanlık duyguları bu sayede bir daha dirilmemek üzere öldürülmüş olur. Kin ve nefretin yerini sevgi, saygı bağları alır ve sosyal hayatta sarsılmaz bir güven ortamı oluşur.
İnsanın nefsi, kendini hür ve serbest olmasını ister. Hatta yaradılışı icabı her şeyden bağımsız, dilediği gibi hareket etmeyi arzu eder. Sayısız nimetleri önüne kimin koyduğunu düşünmek istemez. Eğer dünyada servet ve iktidarı da varsa, hırsızcasına Allah’ın nimetlerini sanki kendi malıymış gibi Bismillah demeden yutar.
İşte Ramazan-ı Şerifte en zenginden en fakire kadar herkesin nefsi anlar ki asıl mal sahibi kendisi değildir. Malın ve mülkün sahibinin Allah olduğunu anlar. Allah’ın mülkünde istediği gibi hareket etme yetkisine sahip olmadığını öğrenir.
Allah izin vermezse en basit ve en rahat şeyi de yapamayacağını fark eder ve kulluk tavrını takınır. Hakikî vazifesi olan şükür borcunu yerine getirir.
İnsanın nefsi gafletle kendini unutur. Mahiyetine konulan sınırsız acizliğini, fakirliğini ve kusurunu göremez ve görmek te istemez. Hem ne kadar zayıf ve musibetlere hedef bulunduğunu ve çabuk bozulur, dağılır et ve kemikten ibaret olduğunu da düşünmez. Sanki çelikten bir vücudu varmış ve ölümsüzmüş gibi dünyaya saldırır, her lezzetli ve menfeatli şeylere bağlanır.
Oruç nefsin ahlak bakımından düzelmesini de temin eder. En gafil, en cebbar ve en sersem insanlar dahi oruç vasıtasıyla, zayıflığını, acizliğini ve fakirliğini hisseder. Açlık vasıtasıyla kendisinin ne derece çürük olduğunu hatırlar, ne derece merhamete ve şefkate muhtaç olduğunun farkına varır. Nefis firavunluğu bırakır, dergâh-ı İlahiye ilticaya bir arzu hisseder ve rahmet kapısını çalmağa hazırlanır.
Efendimiz, oruç tokmağıyla Cenab-ı Hakkın Rahmet kapılarına vurulursa, kapılar ardına kadar açılabileceğinin müjdeliyor ve Ebu Hüreyre’nin (ra) rivayet ettiği bir Hadis-i Kutside Allah Resulü şöyle buyuruyor:
“Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyurmuştur: “Âdemoğlunun oruç dışında her ameli kendisi içindir, oruç ise başka maksat ve gösteriş olamayacağı için sadece benim içindir. Önceden bildirilmiş ölçülerin çok üstünde bir mükâfatla ben o kulumu ödüllendireceğim. Oruç günah ve hastalıklara ve cehennem ateşine karşı bir siperdir. Biriniz oruçlu olduğunda kötü söz söylemesin ve kavga da etmesin, şayet birisi kendisine söver ve çatarsa ben oruçluyum desin. Muhammed’in canı kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki oruçlunun ağız kokusu, Allah katında misk kokusundan daha hoştur. Oruçlunun rahatlayacağı iki sevinç anından birisi iftar ettiği zaman, diğeri de orucunun sevabıyla Rabbine kavuştuğu andır.”
Bu, Buhari’nin rivayetidir. Başka bir rivayetinde ise, (Yüce Allah şöyle buyurdu:) “Oruçlu yemesini, içmesini ve nefsani arzularını sadece benim için terk etti. Dolayısıyla oruç sadece benim için yapılan bir ibadet oluyor. Diğer iyilik ve ibadetlerin karşılığı bire on olduğu halde, orucun mükâfatını bizzat ben hiç kimseye bildirmediğim bir ölçü ile vereceğim.”
Müslim’in başka bir rivayetinde ise;
“Âdemoğlunun her ameline kat kat sevap verilir, bir iyilik on mislinden yedi yüz misline kadar katlanır. Ancak oruç başka, onun mükâfatını ben veririm. Çünkü oruçlu kimse yemesini içmesini ve nefsani isteklerini sadece benim için terk eder. Oruçlunun rahatlayacağı iki sevinç anından birisi, iftar ettiği zaman, diğeri ise orucunun sevabıyla Allah’a kavuştuğu andır. Oruçlunun ağız kokusu ise Allah katında misk kokusundan daha güzeldir” buyurmuştur. (1)
Ebu Hüreyre’nin bir başka rivayetinde şu Hadis-i Şerif-i görüyoruz:
Ebu Hüreyre (ra) anlatıyor:
“Resulü Ekrem (asm) buyurdular ki:” “Âdemoğlunun her ameli katlanır. (Zira Cenab-ı Hakk’ın bu husustaki sünneti şudur:) Hayır ameller en az on misliyle yazılır, bu yedi yüz misline kadar da çıkar. Allah Teâlâ Hazretleri (bir Hadis-i Kutside) şöyle buyurmuştur: “Oruç bu kaideden hariçtir. Çünkü o sırf benim içindir, ben de onu (dilediğim gibi) mükâfatlandıracağım. Kulum benim için şehvetini, yiyeceğini terk etti. Oruçlu için iki sevinç vardır: Biri, orucu açtığı zamanki sevincidir, diğeri de Rabbine kavuştuğu zamanki sevincidir. Oruçlunun ağzından çıkan koku (halûf), Allah indinde misk kokusundan daha hoştur.” (2)
Orucun binlerce hikmetlerinden bir kaçını saymaya çalıştık. Demek efendimiz, oruç vasıtasıyla kalplerin mum gibi yumuşadığını görmüş. Yumuşayan o kalbe de bazı tavsiyelerde bulunmuştur. Fakirlerin imdadına koşmalarını tavsiye etmiş ve şu hikmetli sözünü söylemiştir:
“Kırk haslet vardır ki onların en yükseği sağılıp sütünden faydalanmak üzere fukaraya verilen keçidir.” (3)
Allah Resulü (sav) bir başka Hadis-i Şeriflerinde de, cehennem kapılarını kapatacak cennetin kapılarını açacak iyilikleri şöyle tavsiye etmiştir:
Adiy İbnu Hâtim (ra) anlatıyor: Allah Resulü (sav) buyurdular ki:
“Allah sizinle kendi aralarında bir tercüman olmaksızın, doğrudan doğruya konuşacaktır. Kişi o zaman (ateşe karşı bir kurtuluş yolu bulmak üzere sağına bakar, hayatta iken gönderdiği (hayır) amellerden başka bir şey bulamaz. Soluna bakar, orada da hayatta iken işlediği (kötü) amellerden başka bir şey göremez. Ön cihetine bakar. Karşısında (kendini beklemekte olan) ateşi görür. (Ey bu dehşetli güne inanan Mü’münler!) yarım hurma ile de olsa kendinizi ateşten koruyunuz. Bunu da bulamazsanız güzel bir sözle koruyun.” (4)
Rabbimiz, insanlar arasında sosyal barışı sağlamak için zekât ve sadakayı emretmiş; Peygamber Efendimiz pek çok hadisinde sosyal adaleti sağlamaya yarayacak tavsiyelerde bulunmuştur. Bu sayede İslamiyet, dünyaya huzur ve emniyet getirmiştir; emirlerine itaat edenlerin ahret hayatlarını da garanti altına almıştır.
Kaynaklar:
(1) Riyazü’s-Sâlihin, İmam NeveviTercüme, Salih Uçan, Hadis No:(1216) Basım yayın, Çelik yayinevi Yayın Yılı: 1993 İstanbul
(2)Kütüb-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Prof. İbrahim Canan Hadis No:(3107) cilt, (9), Sayfa No: 57, Akçağ Yayınları, Feza Gazetecilik AŞ, Yeni Bosna İst.
(3) Mürşit, Riyazü’s-Sâlihin, İmam NeveviTercüme Abdullah Aydın, Hadis No:(553) Basım yayın, 2007-
(4) Müslim, Zekât 67, (1016); Kütüb-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Prof. İbrahim Canan, Hadis No: (192) cilt, 2, Sayfa No: (548-549) Akçağ Yayınları, Feza Gazetecilik, A.ş, İst.
SEKİZİNCİ HİKMET ORUCUN SOSYAL HAYATA BAKAN
MANSET_ALTI
Reklam Alanı
ICERIK_ARASI
Reklam Alanı
Etiketler:
#yazilar