Bir sürü psikolojisidir ki, insan asla yalnız yürümeyi istemez.
Belki önder olmak yada lider olmak isteye bilir, ama bu onun tek başına olmasını gerektirmez.
Psikolojik rahatlamaya sebep olan çoğunluğun gittiği yolu tercih etme duygusu, bir nevi doğuştan gelir.
Eğer herkes alıyorsa bir bildikleri vardır, yada neden kimse oraya rağbet etmiyor ..
demek ki beğenilmedi yada bir kusuru var. İnsan bu düşünce ile başlayıp kendisini azınlıkta olan saf a değil, çoğunlukta olan toplulukta bulur.
Bazen yerinde olan bir tespit olsa da çoğunlukla yanlış bir analizdir. İnsan bilmediklerinin cahili, bildiklerinin efendisidir.
Araştırma yada kendi bilgisini kullanma iç güdüsü olmamakla beraber ,herkesin doğrusundan yararlanma da söz konusudur.
Fikir beyan etme olunca herkes kendi doğrularını dökerken ortaya , bir girişim ,farkındalık, öncülük, yada sürü den ayrılma olunca kaçınılmaz suskunluk vardır.
Kimse bir Hz. Ömer olup da İslam' ı ilan etme girişimindeki centilmen ve öz güveni yakalayamamıştı, zaten böylesine cengaver benimsenmiş tavır da kimseden beklenecek değildi.
Mühim olan kendi fikirlerine ve doğruyu araştırma gücüne sahiplik duygusunu kaybetmemek her toplumun sağlıkla gelişe bilmesindeki en büyük etkendi.
Körü körüne inanmak dansa, kendi bilincine sahip neden inandığını, yada ne için o yoldan gittiğini gerekçeleriyle bilerek yaşayan insanların kültürü ve topluma kazandırdığı bilinçli akımı, hem kendisi için hem de dokunduğu her fikir akımı için bir getiriye sahiptir.
Ve bugün insanların hatalarının çoğu bilgisiz sürü psikolojisinden kaynaklanmakta, çünkü toplumu var eden ben kavramıdır.
EĞER SEN VARSAN HERKES VARDIR. Son olarak körü körüne sürü olmaktansa , farkındalık yaratan çoban olmak daha onurludur.