Merhaba. Uzun yıllar farklı üniversitelerin eğitim fakültelerinde yönetici ve öğretim üyesi pozisyonlarında görev yaptım. Bunun yanında uzaktan eğitim merkezlerinde kurucu ve yönetici pozisyonlarında görev aldım. Ağustos 2017 tarihinden itibaren Özel Seydişehir Özgüven Sistem ilk ve Ortaokulunda kurum müdürü ve bilgisayar öğretmeni olarak görev yapmaktayım. Bundan sonra Deneyimlerimi ve görüşlerimi paylaşmak için Seydişehir Haber gazetesinde “Eğitim Penceresinden” isimli köşemde haftalık olarak yazılarımı paylaşacağım.
Sizlerle kısaca eğitim sistemine ilişkin görüşlerimi ve artık göz ardı edilemez hale gelen kronik problemlere ilişkin tespit ve çözüm önerilerimi paylaşarak yazılarıma başlamak istiyorum. Bilindiği üzere 2013-2014 eğitim öğretim yılında 4+4+4 uygulamasına geçilmiştir. 4+4+4 uygulaması ile kademeler arasında geçişlere izin verilmiş ve zorunlu eğitim kademeli olarak 12 yıla çıkarılmıştır. Temel olarak 4+4+4 uygulamasına zorunlu 8 yıllık kesintisiz eğitimin mahsurlarını ortadan kaldırmak amacıyla geçilmiştir. Fakat PISA gibi uluslararası sınavlar 4+4+4 uygulamasından beklenilen faydanın maalesef elde edilemediğini göstermektedir. Türkiye’nin OECD ülkeleri arasında yapılan PISA (Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı) sınavında 65 ülke arasında 44. sırada yer alması bu gerçeği gözler önüne sermektedir.
Peki, yıllar boyu eğitime yapılan yatırımlara rağmen neden eğitimde hala bir gelişme gösterilememektedir? Sorunun kaynağı öğretmen mi? Öğrenci mi? Yoksa sistemin kendisi mi problem üretmektedir? Aslında eğitim sistemini oluşturan bileşenlerin tamamının bu başarısızlıkta payı az ya da çok bulunmaktadır. Ama bu başarısızlığın oluşmasında aslan payı planlama yapılmaksızın öğretim sistemlerinin değiştirilmesinde ve öğretmen yetiştirme politikalarında gizlidir.
Türk eğitim sisteminde daha verimlisinin ve öğrenciler için daha iyisinin arayışı olarak açıklanabilecek sistem arayışında sınıf geçmeden krediliye STS’lerden TEOG’a pek çok farklı uygulama ve sistem denenmiş, bu sistemlerin bizleri müreffeh ülkeler seviyesine çıkartması umulmuştur. Fakat son PISA sonuçları farklı sistem denemelerinin akamete uğradığını göstermiştir.
Genelde tüm sistemlerin, özelde Türk eğitim sisteminin başarıya ulaşması tutarlı olunmasından ve uzun projeksiyonlu planlamalar yapılmasından geçmektedir. Son sistem değişikliğimiz olan TEOG’u ele alacak olursak, ufak birkaç düzeleme ile uygulamaya devam edilebilecek bu sitem, tam eğitim öğretim döneminin başında tamamıyla kaldırılmış yerine getirilecek sistem ise tam olarak açıklanamamıştır. Bu durum bizim eğitim sistemimizin planlamadan ne kadar uzak olduğunu göstermektedir.
Eğitimde başarısızlığımızın İkinci temel nedeni ise eğitim sistemlerinin temel öğesi olan öğretmen yetiştirme politikalarında ve öğretmen atamalarında gizlidir. Bilindiği üzere bir sene içerisine sıkıştırılarak ne kadar verildiği tartışmalı bir şekilde pedagojik formasyonla fen edebiyat mezunu öğrencilerimizden öğretmen yetiştirilmesi eğitim politikalarımız içerisinde yer almaktadır. Peki bizim öğretmen eksiğimiz bulunmakta mıdır? Bu sorunun cevabı, herkesin bildiği üzere elbette ki “hayır”dır. Yalnızca YÖK 2012-2013 eğitim öğretim yılı içinde 64 üniversitede 15 bin kişilik pedagojik formasyon sertifika programı açılmasını kararlaştırmıştı. Şu ana kadar ise kaç Fen Edebiyat fakültesi mezunu öğrencimizin pedagojik formasyon programları ile yetiştirildiğine ilişkin elimizde sağlıklı istatistiksel bilgiler bulunmamaktadır. Elbette ki Fen Edebiyat fakültesi öğrencilerimiz pedagojik formasyon alarak öğretmen olarak yetiştirilebilirler. Fakat verilecek pedagojik formasyon programlarının 4 yıla yayılması ve niteliğinin artırılması öğretmenlerin daha nitelikli olarak yetiştirilmelerini sağlayacak bu da öğretmenlerimizin yetiştireceği öğrencilerimizin başarısına olumlu katkı sağlayacaktır.
Bu hafta ki yazımda eğitim sistemimizin temelinde yatan ve iyi öğrenciler olarak niteleyebileceğimiz öğrencileri yetiştirmemizin önündeki temel sorunları belirlemeye çalıştım. Belirttiğim üzere Eğitim sistemimize baktığımızda temel olarak iki sorun göze çarpmaktadır. Bunlar eğitime bir sistem anlayışı içerisinde planlı bir şekilde uzun vadeli olarak bakılmaması diğeri ise en az bunun kadar önemli olan öğretmen yetiştirme politikalarıdır. Önümüzdeki hafta ise öğretmen yetiştirme politikalarımızı ve yapılan hataları incelemeye çalışacağım.
Sağlıcakla kalın