Bu hafta ki yazımda öğretmen yetiştirmede kitarihsel serüvenimize kısaca baktıktan sonra öğretmen yetiştirme politikalarımızdan bahsedeceğim. Bunun yanında eğitim dünyasında Finlandiya Mucizesi olarak nam salan eğitim sistemi ile Türkiyeeğitim sistemini PISA (Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı) sınavına dayalı olarak kısaca karşılaştıracağım. Önümüzdeki hafta ise detaylı olarak Fin ve Türk eğitim sistemlerini karşılaştırıp, PISA’da üst sıralarda yer alan ülkeleri bizden ayıran ve bu ülkelerle örtüştüğümüz noktaları inceleyeceğim. Hemen bu hafta ki yazıma geçmek istiyorum.
Bilindiği üzere nitelikli eğitimin sağlanabilmesi için öğretmen ve öğretmen yetiştirme politikaları son derece önemlidir. Çünkü toplumların ekonomik kalkınmayı sağlamaları ve kültürel varlıklarını sürdürebilmeleri eğitimli bireyler yetiştirmelerini zorunlu kılmaktadır. Nitelikli yani eğitimli insan gücünün yetiştirilmesi ise ancak kaliteli eğitim sistemleri ile mümkündür. Paydaşları öğretmen, öğrenci, okul, çevre ve aileden oluşan eğitim sistemlerinin en önemli ve vazgeçilmez öğesi ise elbette ki öğretmenlerdir. Buna bağlı olarakkaliteli eğitim sistemlerinin oluşturulması ancak ve ancak kaliteli öğretmenlere ve bu öğretmenlerin yetiştirilmesine bağlıdır.
Türkiye’de, öğretmen yetiştirme sisteminin tarihsel gelişimi incelendiğinde, öğretmen yetiştirme sisteminin sistematik olarak 1848 yılında Darülmuallimin’lerin kurulmasıyla başladığı görülmektedir. Darülmuallimlerinöğrenim süresi üç yıldı veadayların bu okullara girebilmeleri için Arapçayı ve Türkçeyi bilmeleri gerekiyordu. Bunun yanında öğrencilerin kötü hal ve davranışlarının bulunmaması aranan nitelikler arasında yer alıyordu. Müfredatları ise şu anki eğitim fakültelerinde verilmekte olan öğretim yöntem ve teknikleri ve özel öğretim yöntemleri ders içeriklerine denk gelen “Ders verme ve öğretim yöntemi” gibi dersleri de içeriyordu. Mezunların öğretmen olarak atanmalarında ise, mezuniyet başarı dereceleri göz önünde bulunduruluyordu. Yani öğretmen atamalarında öğrencilerin 3 yıllık başarıları esastı. Parantez açarak şunu belirtmek istiyorum. Şu anda öğretmen seçmek için uygulanan sistemimizde (KPSS, ÖABTve Mülakat)okul başarısı değerlendirilmemektedir. Fakat öğretmen atamalarında okul başarısının kriter olarak değerlendirilmesi, şu anda PISA sınavlarında üst sıralarda yer alan SingapurTayvan, Japonya ve Finlandiyagibi ülkelerin sistemlerinde yer almaktadır.Kaldığımız yerden devam edecek olursak. Darülmuallim okullarına öğrencilerin seçilmesinde, özellikle kişilik özelliklerinin mesleğe uygunluğunun değerlendirilmesi ise günümüz için bile oldukça radikal ve yenilikçi bir yaklaşım olarak göze çarpmaktadır.Türk eğitim sistemindeyer alan,öğretmen seçimlerinde ki mülakat sınavlarını buna benzetebiliriz. Fakat yapılan mülakat ve mülakat sorularıyla ilgili iddiaların ayyuka çıktığı günümüzde yapılan mülakat değerlendirmelerinin ne kadar objektif ve nesnel olduğu tartışmalıdır.
Darülmualliminler, 1935’te öğretmen okullarına dönüştürülmüştür.1973 yılına kadar Türkiye’de ilkokullara öğretmen yetiştiren kurum ilköğretmen okulları ve köy enstitüleri olmuştur.Bu arada şunu da belirtmek gerekir ki 1924 yılında Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığının davetiyleJohn DEWEY’inhazırladığı rapora dayalı olarak 1940 yılında kurulan Köy Enstitüleri, maalesef ön yargılara ve yanlış yönlendirmelere 1954 yılında kurban edilmiştir. 1974 yılında ise 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu çerçevesinde, tüm öğretmenlerin yükseköğrenim yoluyla yetiştirilmesi kararı alınmıştır. Buna bağlı olarak ilkokul öğretmeni yetiştirmek üzere iki yıllık eğitim enstitüleri açılmıştır. 1982 yılında ise bu kurumlar, eğitim yüksekokulları adı altında üniversitelere bağlanmıştır. Bu okulların öğrenim süreleri, 1989 yılında 4 yıla çıkarılmıştır. 1992–1993 öğretim yılında ise, ilkokul öğretmeni yetiştirme görevi, eğitim fakültelerinde sınıf öğretmenliği bölümlerine verilmiştir. Cumhuriyet sonrası dönemde, ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarına öğretmen yetiştirmek amacıyla açılan tüm bu kurumlar ve yapılan tüm düzenlemeler öğretmen gereksinimini karşılamada yetersiz kalmıştır. Öğretmen ihtiyacı farklı kaynaklardan giderilmeye çalışılmıştır. Bu kaynakların bazılarının; yedek subay öğretmenlik, vekil öğretmenlik, öğretmenlik formasyonu kursları, mektupla öğretmen yetiştirme, hızlandırılmış programla öğretmen yetiştirme ve eğitim fakültesi dışındaki fakülte mezunlarından öğretmen atanması yapıldığı görülmektedir. Belki de şu anda eğitim sisteminde içinde bulunduğumuz açmaz, eğitim sistemlerinin mütemadiyen değiştirilmesi, yapısal dönüşümlere yol açabilecek sistem değişiklerinde planlamaların yapılmaması ve öğretmen yetiştirmeye sistem anlayışıyla yaklaşılmayıp, palyatiftedbirlerle günü kurtarma çabasıdır. Bu durum geçmişte mektupla öğretmen yetiştirme yada hızlandırılmış programla öğretmen yetiştirmeden günümüzde eğitim fakülteleri tarafından verilmekte olan bir senelik pedagojik formasyonprogramlarına kadar aynı yaklaşımın ürünüdür.
Peki günümüzde Türkiye olarak bizler eğitim problemlerimize çözüm ararken ve yine yeniden sistem ve sınav değişikliklerine giderken çağdaşımız olan diğer ülkeler ne yapmaktadırlar. Bugünlük yalnızca Finlandiya’dan Pisa sınavları kapsamında bir nebze bahsetmek istiyorum. Bilindiği gibi eğitim alanında Finlandiya mucizesinden bahsedilmektedir. Bunu istatistiksel verilerde göstermektedir. Bilindiği üzere. Pisa sonuçlarına göre Türkiye 72 ülke arasında 50. sırada yer almaktadır. Finlandiya ise Japonya, Estonya ve Kanada ile 35 OECD ülkesi arasında en başarılı ülkeler arasındadır. OECD ülkelerinde eğitim gören öğrencilerin yüzde 7.7'si bilim konusunda testten en yüksek sonuçları almıştır. Singapur'da 4 öğrenciden 1'i, Tayvan, Japonya, Finlandiya'da 7 öğrenciden 1'i de bu seviyede iken20 ülkede ise öğrencilerin sadece yüzde 1'inden daha azı en yüksek notları almıştır. Bu ülkelerden biri de Türkiye olarak göze çarpmaktadır. Türkiye'de bu oran yüzde 0,3 seviyesindedir.Peki Finlandiya hangi alanlarda Türkiye’de ki sistemden farklılaşmaktadır. Öncelikle temel fark bakış açısından kaynaklanmaktadır. Finlandiya’da amaç öğrencilerin öğrenmesini sağlamak iken Türkiye’de öğrencilere öğretmektir. Konuyu önümüzdeki hafta detaylandıracağım.
Bu hafta ki yazımın biraz uzun olduğunun farkındayım. Yazılmasını istediğiniz konularda ki önerilerinizi ve eleştirilerinizi [email protected]adresinden tarafıma ulaştırabilirsiniz.
Sağlıcakla kalın.