Bir önceki “Hayalimizdeki Türkiye” başlıklı makalem de hükümetimiz, insanların cüzdanlarını doldurdu. Fakat cüzdanlar dolduğu nispette vicdanlar da boşalıyor. Gayri Müslim’in dünyasını dolduran ıvır-zıvırlar, İslami kesimin de dünyasını doldurmaya başladı mealinde bir makale yazdım.
Benim o yazıma değerli Üstadım ve hocam Bünyamin Bey bir yorum yapmış. O yorumu teberrüken makalemin başına alıyorum.
Ağzına sağlık hocam katılıyorum. Benim de şöyle bir düşüncem var. Zenginlik, ekonomik rahatlık ve maddiyat, yapılan bazı değişiklikler ve tedbirlerle kısa zaman içinde değişebilir. Maneviyatın güçlenmesi de elbette ki bazı kanun ve eğitimle ilgilidir, fakat bu ekonominin güçlenmesi kadar çabuk olması mümkün değil. Hükümetimiz bu konuda çalışmalar yapıyor, inşallah bu da düzelecek ama dediğim gibi bu biraz zaman alacak, bir nesil kadar.
Evet, Üstadım insan eğitiminden daha zor bir eğitim bilmiyorum. (45)
Senelik yapmış olduğum dini hizmetlerimden edindiğim tecrübem de aynıdır. Lakin bütün insanları aynı kategoriden mütalaa etmekte haksızlık olur. Bu konuda pek çok hatıramdan bir iki tanesini anlatayım müsaadenizle. Bir gün biri geldi dedi: “Hocam sen benim için çok uğraştın, benim kaba saba davranışlarımı da hoş karşıladın, fakat ben ise direttim ve on seneyi telef ettim, çok şükür şimdi geldim. Dedim buda takdire şayan bir gelişmedir! İnsanımızın bir kısmı böyledir. Bir diğer kısmı vardır ki; altı saatlik bir sohbetten sonra sanki bir kibrit çakar gibi, birden bire adam kendini hizmet meydanına attı. Şimdi ben hizmet noktasında ona yetişemiyorum.
Mevcut durumda hükümetimizin şer cephesi ve yardımcılarından bir fazla olması çok az bir rakamdır. Adam camiye gidiyor, namaz kılıyor belki gece teheccüde de kalkıyor fakat yaptığı iş kimin hesabına geçtiğinin farkına varamayacak kadar gafil!
Bundan on dört sene önce sabah doktordan erken sıra almak için bir battaniye ile hastane bahçesinde yatan adamın hastasına, pansuman yapmak için haftada üç defa evine geliyorlar, o yine hırsızlar diye bağırıyor.
Halk partisi zamanında hükümet köylüye dağıtması için muhtara on teneke gazyağı vermiş, o da götürüp çevresinden birkaç kişiye vermiş gerisini evine koymuş. Bir gün koca garının birisi gelmiş ondan gazyağı istemiş, o vicdansız da bir fincan gazyağı vermiş. Koca karı evine giderken yolda Allah razı olsun bugün evim aydınlanacak diye dua ederek evine dönmüş. Koca karıyı tenzih ederim, ama koca karıya yapılanlar bu hükümete hırsız diyenlere yapılırsa belki akıllanırlar.