Üniversite katsayı farkı artırıldı. (2003)
Müfredat değiştirildi. (2004)
3 yıllık lise 4 yıla çıkarıldı. (2005)
LGS gitti OKS geldi. (2005)
OKS yerine 3 aşamalı SBS (2007)
ÖSS yerine YGS ve LYS geldi. (2009)
Üniversiteye girişte katsayı kaldırıldı. (2009)
3 aşamalı sınav kalktı yerine yine tek sınav (2010)
Düz liseler Anadolu Lisesi oldu. (2010)
4+4+4 eğitim sistemi geldi. (2012)
Tek SBS yerine yine birçok sınav geldi. (2012)
Dershaneler kaldırılacak (2012)
TEOG ilk defa uygulandı. (2014)
TEOG kaldırılacak. (2017)
15 yılda 6 eğitim bakanı geldi.
Yazıma Selçuk ŞİRİN hocamın tweetinden alıntıladığım bir kronolojiyle yanieğitimi daha iyi duruma getirmek için gösterilen çabaları listeleyerek başlamak istedim. Gelişmiş olan ülkelerin eğitim sistemleri ile “Bizim eğitim sistemimiz arasında ki temel fark nedir?” sorusunun cevabını yazımda vermeye çalışacağım.
Yukarıda ki listeden de görüleceği üzere Türk eğitimi için daha iyiyi aranmış, bu konuda çaba ve zaman harcanmıştır. Fakat istenilen sonuç alınabilmiş mi? Bu sorunun cevabı çokta olumlu değildir. Bu soruya cevap vermek ve nedenlerini ortaya koymak için karşılaştırma yapacağım. Karşılaştırma için Finlandiya örneğini ele alacağım. 1960 ve 1970’ler boyunca Finlerin eğitim sistemleri de oldukça kötüydü ve diğer ülkelerin öğrencileriyle kıyaslandığında akademik performansları hiçte iç açıcı bir durum sergilemiyordu. Fakat Finlandiya, eğitimdeki kötü gidişi görerek reform çabalarına girişmiştir. Finlerin giriştiği reform çabaları incelendiğinde, çabalarının bizden bir noktada önemli ölçüde farklılaştığı görülmektedir. Temel farklılık, reform için yapılan ön hazırlık aşamasıdır.
Finlandiya’da verilere ve ön hazırlıklara dayalı olarak yeni bir eğitim sisteminin inşasına başlanmış ve bu sistemin tek ve temel amacı Fin çocuklarına daha iyi bir eğitim sunmak olmuştur. Fin eğitim sistemi inşa edilirken zaman içinde elbette düzeltmelere ve geliştirmelere yer verilmiş ama bir önceki sistemi tamamen ortadan kaldıracak girişimlerde bulunulmamıştır. Michael MOORE’a aityotube üzerinde EğitimPedia kanalında Finlandiya eğitim sistemi ile Amerikan eğitim sistemini karşılaştıran yaklaşık 3 dakikalık oldukça yararlı bir video bulunmaktadır. Bu videoda en çok dikkatimi çeken,1980’lere kadar Fin eğitim sisteminin başarısının oldukça kötü seviyede olduğudur. Fakat yapılan eğitimi iyileştirme çabaları hızlı bir şekilde kendini göstermiş ve 2000 yılında dünyanın en iyi eğitim sistemi Finlilerin olmuştur. Aşağıda sıralayacağım temel yapıtaşlarına dokunulmadan Fin sistemi kendisini sürekli yenilemiş,bunun yanında tutarlı bir şekilde yapılan değişiklerin uygulanmasına devam edilmiştir.
Yazıma tutarlılık vurgusu ve 15 yıllık eğitimde yapılan değişiklikleri sıralayarak başlamamın nedeni dün arkadaşlarımla çay içip sohbet ederken, aynı zamanda Özgüven Sistem Ortaokulunda velimiz de olan bir arkadaşımın “Hocam tam TEOG nedir, ne işe yarar öğrenecekken sistem değişti!” demesidir.Yapılan değişiklikler neticesinde eğitim sistemimizde sınavlar ve sistemlerle ilgili o kadar çok kısaltma var ki, SBS, LYS, YGS……TEOG büyük bir ihtimalle bunlara bir kaçı daha eklenecek. İşte doğal olarak velilerin ve öğrencilerin kafası bir sürü sınav ve sistemle karışıkken ve aceleyegetirilerek eğitim gibi hayati öneme sahip konularda sık sık değişiklikler yapılırken başarının yakalanması birazcık tesadüflere bırakılmış gibi durmaktadır.
Peki Fin eğitim sistemi yada PISA sınavlarında başarı sıralamalarında daha üst sıralarda yer alan ülkeler ile Türk eğitim sistemi arasındaki temel farklar nelerdir? Fin eğitim sistemi mucizesi aşağıdaki üç maddede özetlenebilmektedir. Bunlar;
· Yüksek akademik başarıyı,düşük maliyetler ve kısa okul saatleri ile sağlamak
· Öğrencilere kendi eğitim programını kendi düzenleme sorumluluğunu vererek, öğrencilerde bireyselliğe ve bağımsızlığa önem veren yapının oluşturulması,
· Bol boş zaman ile eğlenerek öğrenmeyi birleştirmek
şeklinde sıralanmaktadır.
Fin eğitim sisteminde öğrencilerin, hayatı keşfetmek, dışarıda oynamak ve aileleri ile daha çok vakte ihtiyaçları olduğuna inanıldığı için ortalama ders saatleri 20 saat ile sınırlandırılmaktadır. Üstelik bu vakte okulda yemek için ayrılan sürede dâhildir. Türkiye’de ise haftalık ders saati 29, seçmeli derslerle bu süre 35 saate kadar çıkabilmektedir. Buda öğrencilerde zihinsel sürmenaja yol açmakta, öğrencilerin öğrenmeye yönelik motivasyonlarını olumsuz olarak etkilemektedir.
Fin eğitim sisteminde okula başlama yaşı 7 yaş olarak belirlenmiştir. Türkiye’de ise bu yaş 5,5 yaş yani 66 aydır. Yani her çocuğumuz eğer doktor raporu alamazsa 66 aylık olunca okula başlamak zorundadır. Zaten pek çok ailede doktor raporu alarak çocuklarını okula bir sene geç gönderme eğilimindedirler. Peki, eğitimde hazırbulunuşluğun önemini bildiğimiz ve oyun çağının önemi tüm psikologlar tarafından vurgulanırken neden çocuklarımızı zorla eğitim sürecine dâhil etme ihtiyacı hissediyoruz. Bunun nedeni gelişmiş ülkelerle aramızdaki gelişmişlik farkını kapatmak olabilir. Fakat bu uygulamanın yanlışlıkları yavaş yavaş gün yüzüne çıkmaktadır.
Bu haftalık eğitim sistemleri arasında ki son karşılaştırmak istediğim konu ise eğitim süreçlerinin temel bileşeni olan öğretmenlerin statüsü arasındaki farktır. Tüm öğretmenler en az yüksek lisans derecesine sahiptir. Bunun yanında öğretmenler üniversite başarısı en yüksek olan %10’luk dilim arasından seçilmektedir. Öğretmenlerin aldığı eğitim, içerisinde stajı ve uygulamaları da içeren 5-6 yıllık yoğun ve kapsamlı bir içeriğe sahiptir. Budurum öğretmenliği toplum gözünde statüsü en yüksek mesleklerden biri durumuna getirmektedir. Finlandiya’da sözde değil özde kutsal bir meslek olan öğretmenlik, maaşlarda da fark edilmektedir. Giriş seviyesinde öğretmen maaşı 3100 euro civarındadır. Bu maaş aynı eğitim seviyesinde olan diğer mesleklerle karşılaştırıldığında %20 civarında daha fazladır.
Bunun yanında Finlandiya’da öğretmenler başarılı yada başarısız olarak sınıflandırılmamakta, eksikleri bulunan öğretmenlere kendilerini geliştirebilmeleri için eğitim fırsatları sunularak performanslarının artırılması ve eksiklerinin tamamlanması sağlanmaktadır.
Pek çok farklı başlık altında dünyada ki benzerleri ile karşılaştırılabilecek Türk eğitim sistemini kısaca değerlendirmeye çalıştım. Elbette değerlendirdiğim başlıklar bizlere bakış açısı arasında ki farklılıkları sunmakta fakat detayları içermemektedir.
Bu haftaki yazıma burada son veriyorum. Önümüzdeki hafta ise dünyada eksikliği görülerek bir trend haline gelen STEM (ScienceTechnologyEngineeringMathametics ) yada Türkçe karşılığı olan FETEMM (Fen Teknoloji Mühendislik Matematik) eğitimini dünyada ve Türkiye’de ki uygulamaları açısından karşılaştıracağım.
Sağlıcakla kalın….