Biraz uzunca olduğu için, yazımın sonunda yer alan en önemli bölümünü burada da tekrarlamanın yararlı olacağını düşünüyorum.
“Finlandiya, kalitesi düşük kitlesel standart testlere, ne zaman ne de para harcıyor. Bunun yerine çocuklar her gün şimdiye dek yaratılmış en yüksek kalitedeki “kişiselleştirilmiş öğrenme cihazı” tarafından yapılan doğrudan gözlem, tutulan kayıtlar ve sınavlarla değerlendiriliyor; yani ÖĞRETMENLER tarafından.”
TIMMS Sonuçları
2015 yılında, dört yılda bir uygulanan TIMSS (Trends in International MathematicsandScienceStudy) ve üç yılda bir uygulanan PISA (Program for International StudentAssessment) sınavlarının birlikte uygulandığı bir yıl olmuştur. TIMSS sınavı 4. ve 8. sınıf düzeylerinde öğrencilerin ne öğrendiğini tespit etmeyi hedeflemektedir. PISA sınavı ise 15 yaşındaki öğrencilerin öğrendikleriyle neler yapabildiklerini belirlemeyi amaçlamaktadır. Bunun yanında TIMSS ve PISA sınavları arasında güçlü bir ilişki vardır. Yani bu sınavların herhangi birinden başarılı olan bir öğrenci diğer sınavdan da başarı olmaktadır. Bu durum tersi içinde geçerlidir. Açıklanan örnek TIMSS sorularına http://timss.meb.gov.tr/?page_id=147bağlantısından ulaşabilirsiniz.
TIMMS sınav sonuçlarına göre ülkelerin üçe ayrıldığı görülmektedir.Birinci grup,TIMMS skorları açık ara önde olan Kore, Japonya, Singapur gibi Uzak Doğu ülkeleridir. 2. grup ülkeleri ise Amerika, Rusya, Kanada, İsrail gibi ülkelerden oluşmaktadır. Türkiye'nin de içinde yer aldığı Birleşik Arap Emirlikleri, Gürcistan, Şili ve Tayland gibi ülkeler ise 3. grubu oluşturmaktadır.
TIMSS 2015 sonuçları incelendiğinde;TIMSS 2011 uygulamasına kıyasla Türkiye'nin, 8. sınıf matematik alanı hariç diğer alanlarda, ülke ortalama puanlarının arttığı görülmektedir. 8. sınıf matematik ortalamamız incelendiğinde uluslararası ortalamanın üstünde olan okullarımızın oranı %21’dir. 4. sınıf matematik sonuçlarına göre ise okullarımızın %31'ibaşarı olarak uluslararası ortalamanın üzerindedir. Fen sonuçlarına göre ise Türkiye'de ki okulların %41'inin ortalama başarısı uluslararası ortalamanın üstündedir. Bu durum eğitim alanında nispeten bir ilerleme olduğunu göstermektedir. Şimdi ise TIMSS sınavından elde edebileceğim bazı çıkarımları inceleyelim;
· Türkiye'de öğrencilerin yaklaşık %60'ı yoğun veya orta nüfuslu bir şehirde/ilçede bulunan okullara gitmektedir.
· Öğrencilerin üst düzey bir okulda okuma ihtimali kırsalda şehirlere nazaran dahaazdır.
· Ailelerin kitaba ve okumaya yönelik tutumları öğrencilerin akademik başarılarını doğrudan etkilemektedir. Bu bulgu oldukça önemlidir. Çünkü iyi yani başarılı öğrencilerin yetiştirilmesi öncelikle öğrencinin bulunduğu atmosfere bağlıdır.
· Belki de velileri en çok ilgilendiren madde bu olmalıdır.Okul öncesi dönemde kitap okunan 4. sınıf öğrencilerinin ortalama TIMSS başarısı, bu etkinliklerin yapılmadığı öğrencilerden 90 puan daha fazladır.
· Anne ve babanın eğitim düzeyi arttıkça, öğrencilerin TIMSS başarısı da artmaktadır.
· Bu madde de en çok okul yönetici ve idarecilerini ilgilendirmektedir.Disiplin problemi yaşanmayan okullarda ki öğrencilerin akademik başarısı 30 puan daha fazladır.
· Bu madde de en çok öğrencilerimizi ilgilendirmektedir.Öğrenci ne kadar az devamsızlık yaparsa akademik başarısı da o kadar yükselmektedir. Yani devam ile başarı arasında doğru bir orantı vardır.
· Bu madde ise hem velileri hem de okul idarecilerimizi ilgilendirmektedir.4. sınıfta öğrencilerin yaklaşık %40'ı en az ayda bir kez zorbalıkla karşılaştıklarını belirtmektedir. Bu oran 8. sınıflarda %30'dur. Zorbalıkla karşılaşan öğrencilerin akademik başarısı genel olarak daha düşüktür. Bu madde de anlaşılması gereken genelde akran zorbalığıdır.
Peki, birazda MYS yani Ortaokuldan liseye geçişte kullanılacak Merkezi yerleştirme sınavından bahsedelim ve PISA ile ilişkisini ortaya koyalım.
Merkezi Yerleştirme Sistemi
Öncelikle velilerin aklında ki temel soru “Öğrencileri nasıl bir sınav bekliyor?”
Söz konusu sınavın, TEOG’da olduğu gibi kazanım ölçme sınavı değil, bir seçme sınavı olmasının planlandığı görülüyor.
Bu nedenle kazanımları yoklamaktan ziyade, öğrencinin ortaokul sonunda, söz konusu sınıf düzeyindeki öğretim programlarının genel hedeflerine ulaşıp ulaşmadığının değerlendirilmesi amaçlanıyor. Yani bizde ki MYS sınavı, 15 yaşındaki öğrencilerin öğrendikleriyle neler yapabildiklerini belirlemeyi amaçlayan PISA sınavına benzemektedir.
Sözel soruların, Türkçe okuma-anlama becerilerinin yanında, sosyal bilgiler, T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük, din kültürü ve ahlak bilgisi derslerini de içereceği belirtilmektedir. Sayın bakan İsmet YILMAZ Sayısal soruların ise matematik temelli fen bilimleri uygulamalarını kapsamasının hedeflendiğini vurgulamaktadır.MYS sınavının çatısını oluşturan temelleri ise aşağıdaki şekilde özetleyebiliriz;
· Sözel-sayısal yetenek testlerinden oluşacak,
· Kazanımları kullanmayı gerektiren üst düzey düşünme becerilerine odaklı sorulardan oluşacak
· 20 fen, 20 matematik, 20 Türkçe, 10 inkılap tarihi, 10 Din kültürü ve ahlak bilgisi, 10 Yabancı dil olmak üzere MYS toplam 90 sorudan oluşacak.
· Sınav süresi toplam 135 dakika ve tek oturumda olacak.
Eğitim gündemimizin MYS sınavına yoğunlaştığı ve TIMSS sınav sonuçlarının açıklandığı bugünlerde neden en iyi okulların FİNLANDİYA da bulunduğuna ilişkin bazı noktaları tartışmak belki de başarının kaynağını anlama açısından yararlı olabilir.
En İyi Okullar Neden Finlandiya da
Öncelikle Finlandiya’da çocuklar yedi yaşına kadar yani 84 aylık olana kadar hiçbir akademik eğitim almıyor.
Yani öğrenciler soyut işlemleri yapabilme becerisini tam olarak kazanana ya da hazırbulunuşluk düzeyleri uygun olana kadar öğrencilere yönelik akademik öğretim yapılmıyor. O zamana kadar çocukların çoğu kreşe gidiyor.Yalnızca oyunlar, şarkılar ve diyaloglar aracılığıyla öğreniyorlar. Okul saatleri kısa ve genel olarak ödev verilmiyor.
Finlandiya’daki okul çocuklarının günün her saatinde, zorunlu 15 dakikalık açık havada serbest oyun araları var. Temiz hava, doğa ve düzenli fiziksel aktivite araları, öğrenmenin temel bileşeni olarak görülüyor. Bu bir bakıma zihinsel sürmenaja karşı bir önlem olarak ele alınıyor.
“Kötü hava yoktur. Sadece yetersiz kıyafet vardır.”Sözü öğrenmeye yön veriyor.
Değerlendirme için FİNLANDİYA; kalitesi düşük kitlesel standart testlere, ne zaman ne de para harcamıyor. Bunun yerine çocuklar şimdiye dek yaratılmış en yüksek kalitedeki “kişiselleştirilmiş öğrenme cihazı” tarafından yapılan doğrudan gözlem, tutulan kayıtlar ve sınavlarla değerlendiriliyor; yani ÖĞRETMENLER tarafından.
Çocukların sınıfta zaman zaman eğlenmelerine, kıkırdamalarına ve hayal kurmalarına izin veriliyor.
Finlilerin deyişleriyle; “Çocukların çocuk olmalarına izin verin” ve “Çocuklar en iyi oyun yoluyla öğrenir.”
Sağlıcakla kalın…