10 Nisan 2026, Cuma
01:10
UST1 Reklam Alanı
MANSET_ALTI Reklam Alanı

Şu dünya alemine gelen ve elindeki eşyasını kaybetmek istemeyen insana Rabbimiz Kur’an’­ı kerimde şöyle buyuruyor:

“Allah, müminlerden cennet karşılığında canlarını ve mallarını satın almıştır.” O (müminler ki;) Allah yolunda mücadele ederler, öldürürler ve öldürülürler. Bu Allah’ın Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da da üstlendiği gerçek bir vaadidir. Verdiği sözde Allah’tan daha sadık kim olabilir ki? O halde yaptığınız bu alışverişten dolayı sevinin ey müminler Müjdeler olsun size, işte en büyük mutluluk, işte en büyük başarı!

 (1)

Ayeti kerimede Allah, müminlerden cennet karşılığında canlarını ve mallarını satın almıştır buyuruluyor. Halbuki satın aldığı şeylerin hiç birisi, satın aldıklarına ait değildir. Bizde emaneten bulunan ve bizim dediğimiz şeylerin Allah’a ait olanını bizden çıkarsak elimizde ne kalır? Bu ayeti bir misalle anlatmaya çalışacağım: Çünkü temsiller hakikatlerin anlaşılması noktasında birer dürbün gibidir.

O nedenle bu ayetin ifade buyurduğu derin hakikatlere ışık tutması için siz okuyucularımı

 

Bir devlet büyüğü memurunu herhangi bir iş için görevlendirdiği zaman, bir kısım imkanları ona tanır, yapacağı işlerle ilgili olarak bazı şeyleri ona emanet eder. Eğer o memur kendine tanınan imtiyazları kötüye kullanırsa, devlet ondan hesap sorar.

İnsanda Allah tarafından bu aleme gönderilmiş bir memur ve misafirdir. Burada yapacağı işler için ona bazı şeyler emanet edilmiştir. Kendine verilen bu imkânları kötüye kullanıp vazifesinde suiistimal ederse Allah’ta ondan hesap sorar. Eğer o memur görevini tam olarak yaparsa devlet ona maaşının dışında ikramiyeler verir. Cenab-ı Hakkın insana emanet ettiği şeyler, başta akıl olmak üzere el ayak göz kulak dil dudak gibi sair iç ve dış duygulardır. İşte insan kendine verilen bu cihazları Cenab-ı Hakkın yolunda kullanırsa yani Ona abd ve asker olma gayreti içinde olursa ne kadar kârlı bir ticaret, ne kadar şerefli bir rütbeye sahip olacağını Rabbimiz başta mevzumuza ser levha yaptığımız ayetiyle haber veriyor:

Bu ayeti kerimede bir anlaşma ve sözleşmeden söz ediliyor. Burada sözleşmeden ziyade sözleşmenin kiminle yapıldığına bakmak lazımdır! İnsanlar kendi aralarında sözleşme yaparlar fakat bir sebeple bu sözleşme bozulabilir. Çünkü insan acizdir gücü yetmez veya birileri onu tehdit edip korkudur, bu sebeple sözleşme bozulabilir. Ama sözleşme yapılan Allah olunca bu sözleşmenin bozulması için hiçbir sebep ve engel söz konusu olamaz. Çünkü Allah kâdiri mutlaktır, her şeye gücü yetendir ve O’nu sözünden caydıracak kimse yoktur, yeter ki insan sözünden caymasın. Pekiyi niçin satın alacaktır? Halbuki satın aldığı mülkte kendisinindir, üstelik bir de tarifi imkânsız başka bir mülk daha vermek için satın alacağını beyan ediyor? Çünkü insan emanete sahip çıkmış ve kendi hesabına değil canı pahasına da olsa iradesini O’nun yolunda kullanmış. Emanete hıyanet etmemenin mükâfatı da cennet olacaktır.

 Ama insan kendine verilen cüzi iradesiyle bu vücut emanetini Allah hesabına değil de nefis hesabına kullanırsa dünyada çok seneler gam ve keder ve berzahta azap ve zarar ve ahirette cehennem ve sakar belasını bulur.

Bu vaziyette bir insan en acınacak bir hale düştüğü halde hiç acınmaya müstahak olamaz.

Çünkü:

Zarara kendi rızasıyla girene merhamet edilmez, lâyık da değildir.

Cenab-ı Hak ümmeti Muhammed’i bu zamanın cazibedar fitnesinden kurusun ve muhafaza eylesin, âmîn...

 

Kaynaklar:

 ( 1) Tevbe Suresi 9/111

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı