9 Nisan 2026, Perşembe
19:37
UST1 Reklam Alanı
MANSET_ALTI Reklam Alanı

Seçimleri hayırlısıyla atlattık ve hükümetimiz kuruldu, yapacakları projeleri de açıkladılar. Yalnız şunu hükümete hatırlatmakta fayda umuyorum! Hükümeti seçen seçmenlerin beklentisi yalnız ekonomi değildir. Bu ülkedeki ekonomik gelişmeleri hazmedemeyenlerin taşeronları, iktidara gelirsem tüm yapılanları yıkıp yok edeceğim diyor ve %30 oy alıyor! Ak parti seçmenleri bu durumun manevi bir boşluktan kaynaklandığını düşünüyor. Yoksa bu kadar insan bu ülkede yapılan tüm yatırımların durmasını isteyeceğini sanmıyorum. Ama akıllarını kiraya verdikleri için farkında olmayarak ülkeyi oylarıyla tehlikenin eşiğine getiriyorlar. O nedenle “Hükümetin bu konuda acil eylem planı olması lazımdır” diyor. “Hükümet bu konuda gerekli tedbirleri almazsa, hiçte iyi olmayan kötü sonuçlar bizim için sürpriz olmaz.” diyorlar.        

     Ülkeleri musır medeniyet seviyesine yükseltecek olan nitelikli insanlardır. Bu nitelikli insanların yetiştireceği yer de Milli eğitim ve Diyanettir.

       Ak Parti’nin eğitimde en az mesafe kat ettiği alan milli eğitim deniliyor, bu doğru değil. Ak Parti Eğitimde ve Eğitim yerleri geliştirme hususunda imkânsız denilen zorlukların pek çoğunu da başardı.

Ancak eğitim sisteminde yaptığı değişiklikler seçmenin beklentisini karşılamadı. Çünkü seçmenin beklentisi daha fazla olduğundan umdukları düzeyde bir gelişme bulamadı.

Milli eğitim bakanları eğitimde çeşitli sistem değişiklikleri yapsa da o sistemi uygulayıp hayata geçirecek nitelikli eleman yetersiz olduğundan daha iyi bir netice alınamadı.

(1)  Hükümetin ilk önce yapacağı iş, bakanlık bünyesinde vatana ve millete hizmet aşkıyla yanan aktif ve vatana hizmeti ibadet sayan vicdanı münevver elemanların yetişmesi için özel kurslar açmalıdır!

 (2)  Hükümet böyle köklü bir değişimi hem Milli Eğitimde hem de Diyanette yapmalıdır ki; ülkemiz muasır medeniyet seviyesini yakalayabilsin.

Bu konuda Erkan Kavaklının dediği gibi, “Eğitim fakültelerine giren herkes öğretmen oluyor ama ruhsuz ceset gibi. Öğretmen olayım maaş alayım geçimimi sağlayayım, gerisi teferruattır diye düşünen öğretmenden kime ne fayda gelir? Milli Eğitimde alanını iyi bilen, iyi anlatan, öğrenciyi seven, iyi eğiten, sahasında dünya ile yarışan, öğrencisini yarıştıran, ahlaklı, manevi değerlere bağlı öğretmenlere (şiddetle ihtiyaç vardır.”)

(3) Hükümetin Milli Eğitimde bunları yapması lazım geldiği gibi, Diyanette de yapması lazımdır. Çünkü Diyanet bünyesinde görevinin yalnız namaz kıldırmaktan ibaret olduğunu sanan hantal imamlar var. Bunlar eğitilmeli olmuyorsa derhal Diyanet bünyesinden uzaklaştırılmalıdır.

(4)  Milli Eğitim bünyesinde ve Diyanette de açılmasını önerdiğimiz özel eğitim kurslarına katılıp derece alan imamlar görevine devam ettirilmeli, bunu yapmayanlar da Diyanet bünyesinden uzaklaştırılmalıdır.

  (5) Emeklilik zamanı geldiği halde emekliye ayrılmayan imam müsveddelerini de emekliye ayırıp yerlerine öneride bulunduğumuz kurslarda yetiştirilen imamları koyarak halkımızın ilim ve kültür seviyesinin gelişmesini sağlamalıdır.

   (6)  Görevinde yaptığı ihmalinden dolayı halktan tepki aldığı zaman, dilekçemi yazdım cebimde, istediğiniz yere gidin şikâyet edin, benim kimseden korkum yok deyip cemaatle sürtüşen imamların da görevine son verilmeli.

 Bu ülke kalkınıp muasır medeniyet seviyesini yakalayacaksa, yakalamalıdır. Buda insanlara hizmet aşkıyla yanan nitelikli elemanlar sayesinde olur. O elemanların yetiştireceği nitelikli ve aklını kiraya vermeyen vicdanı münevver, yaptığı işin kimin hesabına geçtiğini idrak edebilen insanlar sayesinde ülkemiz kalkınabilir. Gerek diyanette ve gerekse Milli eğitimde bunlar yapılmadığı için, ülkemizde vefalı insanların sayısı da pek fazla değil. Hükümetten aldığı hizmete karşılık nankörlük edenlerin sayısının da az olmadığını 24 Haziran’da bir kere daha gördük.

        Hükümet maddi noktada ülkemizi uluslararası arena de söz sahibi yaptı, pek çok olmazları oldurdu. Hükümet bir taraftan cüzdanları doldururken diğer taraftan vicdanları ihmal etti. Kapısında kör eşeği olmayan insanlar iki üç daire ve araba sahibi oldular, buna rağmen o nankörler teşekkür edecekleri yerde hükümetin kuyusunu kazmaya devem ediyorlar. Çünkü vicdanlar boş, hükümetimiz manevi noktada gerekli başarıyı gösteremedi. Temenni ederiz ki ülkeyi yıkmak isteyen bu %30 un içinde bulunan gafillerin uyanması için, gerekli adımları atar!

Konumuzu bir Hadis ve bir ayetle tamamlayalım. İbnu Ömer (ra) anlatıyor: Allah Resulü (sav) buyurdular ki: “Hepiniz çobansınız ve hepiniz sürünüzden mesulsünüz. İmam çobandır ve sürüsünden mesuldür. (İmamdan maksat devlet reisidir denilmiş.)  (1)

Kur’an-ı Kerimde Rabbimiz şöyle buyuruyor:

“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlarla taşlar olan o müthiş ateşten koruyun. (2)

 

Bu Hadis ve ayet, âile reislerini uyarmaktadır, bu çağırıya kulak tıkayan âile reislerini nelerin beklediğini aynı Ayet ve Hadisin devamında anlatılmaktadır. Yani devlet de bir âiledir o âilenin reisi de o devletin başıdır.

 Bugün Muhterem Reisim Erdoğan bu devletin Reisi olarak bu vatanı yıkmak isteyen %30 vatan hainlerini tek başına ıslah edecek değil ya. Seçmen hiç tanımadığı bir partiyi kaç defadır iktidar yaptı da şimdi neden yapmadı? Ak Parti bunu kendine sorması lazımdır.   

 

      KAYNAKLAR:

 

(1)  Kütüb-ü Sitte Tercüme ve Şerhi, Prof. İbrahim Canan Hadis No: (1715) Akçağ Yayınları, Feza Gazetecilik Aş. İstanbul.

(2) Tahrim Suresi 66/6

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı