9 Nisan 2026, Perşembe
18:39
UST1 Reklam Alanı
MANSET_ALTI Reklam Alanı

Bundan önceki yazımı okuyanlar hatırlayacaklar Seçimleri hayırlısıyla atlattık ve hükümetimiz kuruldu, yapacakları projeleri de açıkladılar. Memleketimizi bulunduğu konumdan bir adım daha ileriye götürmek için kolları sıvadılar. Seçmenlerin yeni hükümetten elbette ekonomik olarak üstün bir başarı beklentisi vardır.  Ancak seçmenlerin beklentisi yalnız ekonomik gelişmeler değildir. Onların beklentisi maddi ve manevi bilhassa manevi kalkınmadır. İnsanların gelir düzeyi arttıkça maneviyattan uzaklaşıyor, şükür yerine şikâyetler artıyor. Bu nedenle insanımızın manevi açlığını gidermek için acil eylem planlarını devreye sokmak lazım. Milli Eğitimde Prof. Ziya Selçuk kolları sıvadı ve yapacağı işleri de anlattı. Kuşun iki kanadı vardır, Prof. Selçuk bir kanadından tuttu, öbür kanattan da Diyanet tutması lazım ki bu kuş uçurulabilsin. 

A. Erkan Kavaklının da yazdığı gibi, “Eğitimciler nihayet eğitimci bir bakana kavuştular. Prof. Ziya Selçuk, daha önce Talim Terbiye Kurulu başkanlığı yaptı. Milli eğitim camiasını tanır ve eğitimi iyi bilir.

Prof. Ziya Selçuk konuşmaya en önemli yerden başladı, nitelikli ve bilge öğretmenden söz etti.

Eğitimin kalbi, eğitimin motoru, eğitimin lokomotifi nitelikli öğretmendir.

Öğretmeni kazanmadan, öğretmeni nitelikli hâle getirmeden, öğretmenin verimliliğini artırmadan eğitime kalite kazandırılamaz.”

Prof. Ziya Selçuk konuşmaya konunun bam teline dokunarak başladı. Yetenekli ve nitelikli öğretmenlerle nitelikli öğrenci yetiştirilebilir. Ders programlarını harika bir şekilde yazabilirsiniz ama uygulayıcısı olmazsa bütün çalışmalar boşa gidecektir. Bu ülkenin bir vatandaşı olarak hiçbir zaman ümitsiz olmadım. Hükümetin çiçeği burnunda yeni Milli Eğitim bakanı Pro. Ziya Selçuk benim ümit kaynağım oldu ve çok heyecanlandırdı. Eğer söylediğini hayata geçirebilirse Ak partinin en başarılı Milli eğitim bakanı unvanını alacaktır. Bu hükümet konumuzla alakalı gerekli tedbirleri almazsa, hiçte iyi olmayan kötü sonuçlar bizim için sürpriz olmaz.

 Yalnız ülkemizin insanına seviye kazandırmak için Milli eğitimde yapılacak değişimler yetmez!  Seçmenlerin bir beklentisi daha var ki; oda cüzdanlardan daha çok vicdanlardır. Buda Diyanette yapılacak köklü bir değişimle insanların gönlüne girecek yetenekli din adamlarıyla olur.

Eğer hükümet bunun için acil eylem planı yapmazsa kayıp ettiği seçmenini geri getiremediği gibi, mevcut seçmenini de ümitlerini yitirmesine sebep olacaktır. Zira ölü vicdanlar medde ile ihya edilemez, bil akis vicdanları daha ziyade öldürecektir.

Hükümet ekonomik olarak ülkemizi her gün bir adım daha ileriye götürmek için gösterdiği gayreti Diyanette gösterememiştir. Hem diyanette hem Milli Eğitimde hiç zaman kayıp etmeden gerekli çabaların gösterilmesi lazımdır. İlk okulu bitirdikten sonra öğrenimine devam etmeyen veya edemeyen insanları kim eğitecek? Onların ölü vicdanlarını kim ihya edecek? Cami içine düşen bir çöpü caminin penceresinden dışarıya atan imam mı ihya edecek? Bu çevre bilincinden haberi olmayan imamın önce kendisi ihya edilmesi lazımdır. Bunun için acilen Diyanette köklü bir revizyona ihtiyaç vardır. Diyanet halkımızı ihya etmek ve böyle köhne imamların elinden kurtarmak için olağan üstü gayret göstermesi lazım ve elzemdir.

Ben cumhur başkanı olursam tüm yapılanları yıkıp yok edeceğim diyen adam, hala kendine taraftar buluyorsa ve o taraftarlar yapılanları görmüyorsa, bu körlük cezasızlıktan değil vicdansızlıktandır. Böyle vicdanı karanlık insanların refah düzeyini birden bine de çıkarsan yine de onlar aynı yanlışı yapacaklardır, Karun gibi!

 Karun Musa (asm) akrabası idi, “tevratı” ezbere bilirdi “Turu sina” da Allah Hz. Musa ile konuşurken gelen sesleri işiten birisiydi. Sonra Hz. Musa’dan öğrendiği iktisat ilmiyle zengin olunca zıvanadan çıktı ve her şeyi inkâr etti. Sonunda da “Ben bu serveti kendi iktisadi ilmimle elde ettim” dedi.

Diyanet bünyesinde öyle imamlar vardır ki, cemaati camiye kazandırmak için yapmadığı fedakârlık ve çekmediği zahmet kalmıyor.

Öyleleri de var ki, cemaati camiye kazandırmak şöyle dursun cemaatin camiden uzaklaşması için gereken her şeyi yapıyor. Yarın hesap gününde bu halimden dolayı hesaba çekilirim diye en ufak bir endişesi de yok. Neyin vebalini taşıdığının farkında değil. Bu sorumsuz imam müsveddeleri diyanete de zarar veriyor. Daha önce bir makalemde de yazmıştım, İmamların verimliliği ölçülmeli ve maaşları ona göre verilmelidir. Gecesini gündüzüne katarak kendini ve cemaatini geliştiren imamla, sallabaşı al maaşı diyen imam bir tutulmamalıdır. Kendini ve cemaatini geliştiren imam mutlaka ödüllendirilmelidir.

Halkımız arasında öyle insanlar var ki, bunların okul çağı kapanmış, bu insanların bir kısmı orta çağın insanları gibidir. Yirmi birinci asırda yaşıyorlar, fakat hala gözleri, gönülleri orta çağın karanlıklarında kalmış. Tasavvuratları da kendileri gibi geçersiz, bu çocuk akıllı insanları kim yetiştirecek? Bunları muasır medeniyet seviyesine kim çıkaracak? Bunların çocukları da kendileri gibi olmasa, askere, polise taş atıp silah çeker mi? Polise, askere taş atan, silah çeken bu çocukları okulda öğretmen, babalarını da camilerde nitelikli imamlar yetiştirirse kısa zamanda muasır medeniyet seviyesini yakalayabiliriz!

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı