Peygamber Efendimiz Mekke’den Medine’ye hicret etmişti. O’nun hicreti Peygamberliğinin on üçüncü senesinde, Rebiulevvel ayının on ikisi, 23 Eylül 622 de olmuştur. Bu tarih aynı zamanda Efendimizin doğumunun elli üçüncü yıldönümüydü.
Sonunda da bu tarih bir hicret takviminin başlangıcı oldu.
Müslümanlar bazı önemli olayları tarih başlangıcı kabul edip ona göre işlerini tayin ediyorlardı. Meselâ; Fil olayı, zelzele ve bazı önemli zatların vefatı gibi olayları tarih başlangıcı kabul etmişler. Ancak bu durum, zaman zaman kafa karışıklığına sebep oluyordu. O karışıklıklardan biri de devrin Halifesi Hazreti Ömer, (ra) zamanında olmuştu.
Yemen Valisi Ya’la b. Ümeyye Hz. Ömer’e (ra) günü, ay ve yılı belli olmayan bir mektup gönderir. Aynı şekilde yılı belli olmayan, Şaban ayı diye kaydedilen bir senet Basra Valisi Ebû Musa el-Eşarî’ye getirildi. Söz konusu senette geçen Şaban ayı tarih olarak yazılıydı, ama bu Şaban hangi senenin Şaban ayıydı. Bu yıla mı, geçen yıla mı, yoksa daha başka bir yıla mı ait olduğu kesin olarak belli değildi. Bu olay belli bir tarihin tespit edilmesinin gerekliliğini ortaya koyuyordu. Halife Ömer buna bir çare bulmalıydı, çünkü devletin başında kendisi bulunuyordu.
Halife Ömer (ra) konuyu istişare etmek ve bu karışıklığı gidermek için, bugünkü tabirle parlamentoyu olağan üstü toplantıya çağırma kararı aldı. Bu iş için oğlu Abdullah’ı görevlendirdi.
Abdullah, aldığı emri yerine getirmek için Medine sokaklarında hızla dolaşıyordu. Vardığı kapının önünde önce görünmeyen ev sahiplerine yüksek sesle selam veriyor, sonra da selamını alan kimseye haberini verip bir başka adrese doğru hızla yol alıyordu.
Güneş, Medine sokaklarında yakıcı sıcaklığını olanca etkisiyle hissettirirken, kapıları dolaşma görevini tamamladı ve büyük millet meclisi binası kapısı önünde beklemeye başladı. Az sonra kapı, kapı dolaşarak çağırdığı istişare meclisi üyeleri gözükmeye başladılar.
İlk defa ashabı kiramın ileri gelenlerinden Saad bin ebi Vakkas, (ra) ardından Talha (ra) gözüktü. Şu gelen de İmam-ı Ali olsa gerek diyordu, Yolda görünenler vakit kaybetmeden meclis binasına giriyorlardı.
Daha sonra aceleci adımlarla gelen biri daha göründü. Bu, Emîrel müminin Halife Ömer’in (ra) ta kendisiydi. Zaten meclisi olağan üstü toplantıya da o davet etmişti.
Hazreti Ömer (ra) içeriye girince vakit kaybetmeden, Allah’a hamd ve Resulüne de salât-ü selamdan sonra, meclisin olağan üstü toplantıya çağrılmasının sebebini anlattı.
“Ey istişare meclisinin aziz üyeleri! Devlet işlerini sıralamakta zorluk çekmekteyim. Bana gönderilen bir yazıda Şaban ayı tarih olarak yazılmıştır. Ama bu Şaban ayı, hangi senenin Şaban ayıdır, bu senenin mi, geçtiğimiz senenin mi, belli değil.
Basra Valisi Ebu Musa’nın da bu konuda evrak karışıklığından şikâyeti vardır. Farklı olaylarla tarih başlatılması bizi şaşırtmaktadır, artık kendimize göre bir tarih başlatmalıyız. İstişare meclisinin muhterem üyelerini bunun için davet etmiş bulunmaktayım” dedi.
Mecliste hazır bulunanların hepsi de böyle bir tarihin belirlenmesini gerekli gördüler. Ancak hangi olayı tarih başlangıcı olarak kabul edeceklerini kestiremiyorlardı. Allah Resulünün hayatından bir kesiti tarih başlangıcı yapmayı düşündüler. Fakat O’nun hayatının her günü tarih başlangıcı sayılmaya layık olaylarla doluydu.
Sonuçta Saad bin ebi Vakkas, kendince mühim gördüğü bir olaya ait teklifini yaptı:
-Ey Emirel mü’minin! Ben Allah Resulünün vefat gününü tarih başlangıcı olarak teklif ediyorum.
Halife Ömer:
-Peki ya Talha! Sen ne dersin? Saad’ın teklifini duydun? Uygun buluyor musun?
Talha:
-Ben böyle üzüntülü bir günün tarih başlangıcı olmasını uygun bulmuyorum. Bunun tam aksine Allah Resulünün üzüntü veren ölüm yıl dönümünü değil de sevindirici doğum yıl dönümünü tarih başlangıcı olarak teklif ediyorum.
Halife Ömer:
Ya Ali! Sen ne dersin? Bir de seni dinleyelim.
-Ben üçüncü mühim olayı teklif etmek istiyorum.
Halife Ömer:
-Senin mühim gördüğün olay nedir?
-Hicret! Müslümanların İslam’ı yaşamak ve yaymak için her şeylerini terk ederek Mekke’den Medine’ye hicretleri. Bir torba içine koydukları bir avuç hurma ve bir tutam kuru ekmekle Medine’ye doğru yola dizilişleri unutulmayacak bir başlangıç olmuştur. Ben hicreti tarih başlangıcı olmaya layık görüyor ve teklif ediyorum.
Allah Resulünün Halifesi Ömer (ra) şöyle dedi:
-Ey Efendiler Efendisinin ashabı! Ne dersiniz? Ben Ali'nin bu teklifini çok yerinde buluyorum.
Meclisin tümü hep birlikte:
-Ey müminlerin emiri! Biz bu fikre iştirak ediyoruz dediler. Bundan sonra Müslümanların kullanacağı takvim yılı tespit edildi. Ama ay ve günleri nasıl olacaktı?
Muharrem ayını da birinci ay olarak karara bağladılar. Çünkü Müslümanlar, Habeşistan’a muharrem ayında hicret etmişlerdir. Yalnız Muharrem ayının, senenin birinci ayı oluşuna sadece hicret kafilesinin bu ayda harekete geçmesi sebep olmamıştır. Muharrem ayının hicri takvimde birinci ay olarak kabul edilmesi, diğer aylara nispetle pek çok harika olaya ev sahipliği yaptığı içindir.
Muharrem ayıyla ilgili pek çok övgüler vardır.
Peygamber efendimiz bu aydan övgüyle bahsederken şöyle demiştir: “Şehrullahil Muharrem (Allah’ın Ayı) diye isimlendirilmiştir.
Bu gününün Allah katında ayrı bir yeri vardır. Bugünde Cenab-ı Hak on peygamberine on çeşit ikramda bulunmuş ve kutsiyetini artırmıştır. Bu günlerde oruç tutmak çok faziletlidir.
Muharrem ayında, özellikle on muharremde çok farklı ve harika olayların cereyan ettiği söylenir, fakat bu on muharremde cereyan ettiği iddia olunan olayların bir kısmının gerçekten on muharremde olduğuna dair kesin bir delil yoktur. Yalnız şu kadar var ki rivayet edilen fakat kaynağı bilinemeyen her hadisenin aslı yok demek değildir.
Muharrem ayında cereyan ettiği iddia olunan olayların bazılarını şöyledir:
1- Âdem peygamberin tövbesinin kabul edilmesi
2- Musa peygamberin Firavun’un şerrinden kurtulması, Firavun ve askerlerinin denizde boğulması
3- Yusuf peygamberin kuyudan kurtulması
4- Yakup peygamberin Hazreti Yusuf’a kavuşması ve gözlerinin açılması
5- Nuh peygamberin tufandan kurtulması ve gemisinin Cudi dağına oturması
6- Yunus peygamberin balığın karnından kurtulması
7- İdris peygamberin tövbesinin kabul edilmesi
8- Eyyub peygamberin hastalıktan kurtulup şifa bulması
9- İbrahim peygamberin ateşten kurtulması
10- Hz. Hüseyin’in şehit edilmiş olmasıdır. (1)
Kaynaklar:
(1) İstifade edilen eser: Mustafa Asım Köksal, İslam tarihi Sorularla İslamiyet.com, Tarih, Cts, 18.02.2006
Bu vesiyle ile umum okuyucularımın ve tüm İslam aleminin yeni hicri yılı sene-i devriyeleni tebrik eder yeni yılımızın güzellikler yılı omasına dualar ederiz.