Bir dedi kodu dur ki almış başını gidiyor herkes birbirini suçluyor ya-da hükümeti suçluyor. Müşteki diyor ki “Bu ülkede konuşacak adam kalmadı”! Bu sözü söyleyen de bu ülkenin adamı, demek oda kendi ifadesiyle konuşulacak adam değil. Herkes başkasının konuşulacak adam olmasını istiyor, eğer herkes kendisinin konuşulacak adam olmasına çalışsa mesele biter. İnsanlar kendisini değiştirebilir ama başkasını asla. İnsanın asli görevi, mutfak ile def-i hacet arasında gidip gelmek değil, konuşulacak adam olmak için çalışmaktır. İnsan kendisinin hasta olduğunun farkına varırsa tedaviye koşar.
Ey kendini insan bilen insan! Kendini oku... Yoksa hayvan veya taş toprak hükmünde bir insan olmak ihtimalin var!
İnsanın ehemmiyetli görevleri arasında bulunanlardan üçünü şöyle sıralaya biliriz:
Birincisi:
İnsanın bu dünyada işi başkalarının kusurlarını aramak değildir. İnsanın asıl işi önce kendini sonra kâinatı okumaktır. İnsan kâinatta görünen ilâhi kudreti ve saltanat-ı Rububiyeti görüp Maşallah barekellah diyerek kâinat sahibini itaatkâra-ne tasdik edip O’nun o mükemmel işlerini ve güzelliklerini hayretkârane seyir etmektir.
İkincisi:
Esma-i kudsiye-i İlahiyenin nakışları ve benzeri olmayan antika sanatlarına, bakıp diğer insanların da ibret nazarıyla bakmalarını sağlamak için ilancılık yapmaktır. Yani bu bahçede bulunan sebze ve meyvelerin kaynağı toprak, su, hava ve güneştir. Öyle ise neden patlıcan mor da domates kırmızı, demek bizi yaratan kendini bize tanıtmak istiyor! O her şeyden bir şeyi, bir şeyden her şeyi yapabilendir…
Üçüncüsü:
Bu üçüncüsü de Allah’ın bize olan ihsan ve ikramlarına karşılık O’na teşekkür manasında kulluk etmektir. Yani her işinde ve davranışlarında Allah-ı hatırlamak ve hatırlatmaktır.
Eğer insanlar bahsinde bulunduğumuz asıl görevini terk edip, üstüne elzem olmayan ve üstesinden gelemediği işlerle meşgul olur, Allah-ı unutup yoluna devam ederse, başına bir musibetin gelmesi kaçınılmaz olur! Nitekim Rabbimiz Kur’an-ı Keriminde böyle yapanların başlarına musibetlerin geleceğini anlatır:
“Başınıza gelen her musîbet, işlediğiniz günahlar (ihmal ve kusurlarınız) sebebiyledir, hatta Allah günahlarınızın çoğunu da affeder.” (1)
Ey insan eğer israf edersen dünyayı sever ve dünya nimetlerine gark olmak istersen israfı bırak, iktisat et ki; o yüzden rızkın bereketli ve hayatın rahat bulsun.
Allah Kur’an-ı Keriminde israf edenleri şöyle uyarıyor: “Yakınlarına, yoksula, yolda kalmışa hakkını ver, sakın saçıp savurma! Çünkü savurganlar şeytanların kardeşleri olmuşlardır. Şeytan ise Rabbine karşı pek nankördür.” (2)
İnsan da böyle nankörlük yaparsa Alla ona bir itini musallat eder. Bugün başımıza gelen ve dolarla iş yapan esnafı perişan eden dolar musibeti durup dururken gelmedi. Ama rabbimiz bizi uyarıyor ve buyuruyor ki: “Öyle bir musibetten sakının ki o musibet geldiği zaman masumlar da yanar!” (3)
Kaynaklar:
(1) Şura Suresi 42/30
(2) İsra Suresi 17/26-27
(3) Enfal Suresi 8/25