Tarih 23. Nisan 2018 i gösteriyordu, uçak Almanya’dan Türkiye istikametine doğru hareket etti. Güzel bir yolculuktan sonra uçuk İzmir hava limanına iniş yaptı. Ben valizimi almak için valizleri getiren döner bandın yanına vardım, baktım ki valiz bandın üstünde gidiyor. Hemen yanımda ki arkadaşa işaret edip valizi banttan aldırdım. Allah Allah ne kadarda çabuk gelmişler eskiden bandın başına gelir beklerdik, valizin biri gelir diğeri yok artık beklerdik oda gelsin. Bu sefer öyle olmadı, kısa bir süre içinde valizlerimizi alıp dışarı çıktık. Servis arabasına haber verdik, gelip bizi aldılar ve otelimize götürüp yerleştirdiler.
Otelde ki personelden bir yetkili ile konuşuyoruz, ortalama aylık ne kadar müşteriniz oluyor, personel sayısı ne kadardır, müşterilerin gelir düzeyi gibi benzer konuları konuştuk. Yetkili memur dedi ki: “Şu anda (400) personel burada hizmet veriyor. Otelin yemek hanesi çayhanesi 24 saat açık istediğin zaman gidip yemeğini yiyip kahveni, çayını içebilirsin.
Otele tatil için gelen müşterilere bakıyorum, üst düzeyde zengin insanlar bulunsa da genellikle işçi emeklisi, çiftçi emeklisi ve memur emeklisi sıradan insanlar tatil yapıyorlar.
Eski Türkiye zamanında karnını doyuramayan insanlar şimdi lüks otellerde tatil yapıyorlar. O anda aklıma geldi, bu felaket tellalları “Türkiye dibe vurdu” diyorlardı, demek doğruymuş eski Türkiye dibe vurmuş yeni Türkiye şaha kalkmış. Biz yurt dışında iken o tellallardan Türkiye’nin dibe vurduğunu işitiyorduk ama doğrusu pekte inandırıcı gelmiyordu, çünkü Türkiye’den Almanya’ya gelenler onları yalanlıyordu.
Türkiye’ye gelip işçi ve çiftçi emeklisi insanların lüks otellerde tatil yaptıklarını görünce anladım ki; bu felaket tellallarının kavalını başkaları üflüyor bunlar kendilerinden zannedip oynuyorlar.
O tellalların da ifadesiyle artık eski Türkiye dibe vurmuş, onun yerine yeni Türkiye gelmiş! Çay bahçeleri tıklım tıklım dolu bir misafirin gelse onu bir lokantaya götürmek istesen önceden randevu alıp yer ayırtmanız gerekiyor.
Şimdi gelelim yeni Almanya’ya Tarih 13. Kasım 2018 i gösteriyordu, Almanya’ya geldim. Arabamı trafiğe açtırmak için Trafik sığortasına gittim. Eski Türkiye’de olduğu gibi, yeni Almanya’da kapı önüne üç dört tane adam koymuşlar “Dur bakalım nere gidiyorsun”? Ben dedim arabamı trafiğe açtıracağım. “Dediler ki: o eski Almanya’da idi, şimdi yeni Almanya’da durum öyle değil. Bugün git arabanı açtırmak için yarın sabah beşte gel sıranı al.”
Düşünebiliyor musunuz mesai satından üç saat önce kapıya gidip sıra alacaksın, bu içeri girme sırasıdır. Birde içeri sırası vardır, arabanı açtırabilmek için onu da alıp bekleyeceksin. Ben dedim niye böyle oldu, eskiden böyle bir şey yoktu buda nerden çıktı? Dediler ki adam yok (Yani adamın yok) müşteri çok, yığılma olmasın diye böyle bir tedbir aldık.
Ben dedim hımmm şimdi buldum, “Dediler ki neyi buldun”? Ben eski Türkiye’yi arıyordum, ama ben onu Türkiye’de aradım da bulamamıştım meğer o Almanya’ya gelmiş! Alman sordu “Ben bir şey anlamadım ne demek eski Türkiye”? Ben dedim eskiden Türkiye de CHP’ni Türkiye’si böyleydi, sabah erkenden doktor sırası almak için, gece hasta hanenin bahçesinde yatılırdı. Erdoğan gelince eski Türkiye kaçıp buraya gelmiş, şimdi artık yeni Türkiye’de böyle bir şey yok!!!