İnsan bir yolcudur. Çocukluktan gençliğe, gençlikten ihtiyarlığa, ihtiyarlıktan kabre, kabirden haşre, haşirden ebede kadar devam eden bir yolculuğu vardır. Her iki hayat için lazım olan şeyler, asıl mülk sahibi tarafından insana verilmiştir. İnsana verilen o cihazları en azından onda bir oranında dünya hayatında kullanılması, onda dokuzu da bâki ve ebedî hayatı kazanmak için kullanılması lazım gelir. Fakat insan cahilliğinden dolayı kendine verilen o kıymetli cihazları ve âletleri tamamen bu fani hayata sarf eder, nefis hesabına kullanır ve yanlış eder.
Birkaç ülkeyi gezmek için hükümetten yirmi dört lira harcırah alan bir memur, ilk girdiği memlekette yirmi üç lirayı sarf ederse, öteki yerlerde ne yapacaktır? Hükümete ne cevap verecektir? Böyle yapan bir memur kendisine akıllıyım diyebilir mi?
Misalimizde olduğu gibi, Cenab-ı Hak’ta, insana her iki hayata lazım olan ihtiyaçlarını elde etmek için, günlük 24 saat vakit vermiştir. Çoğunu aza, azını çoğa vermek suretiyle, 23 saati kısa ve fâni olan dünya hayatına ve hiç olmazsa bir saati sonu olmayan ebedi hayatı için sarf ederse, ahirette dilenci durumuna düşmekten kurtulur!
İnsan şu dünyada misafirdir. İnsan istese de istemese de ev sahibi bir gün buradan bir başka âleme göç ettirecektir. Hiç kimse şu âleme gelmek için bir çaba sarf etmemiştir, birisi insanı bu âleme sevk etmiştir.
İnsanın gelişi kendi iradesiyle olmadığı gibi, gidişi de yine kendi iradesiyle değildir. Bu dünyanın geçicidir, sonunda bir başka aleme göç ettirilecektir.
Âyâ bu insan zanneder mi ki, başı boş kalacak? Hâşâ!.. Belki insan, ebede meb’ustur (adaydır) ve saadet-i ebediyeye ve şekavet-i daimeye namzeddir. Küçük-büyük, az-çok her amelinden muhasebe görecek. Ya taltif veya tokat yiyecek. (1)
Kur’an-ı Kerim o yüksek semavî sedasıyla ilan ederek ediyor ki:
كُلُّ شَيْءٍ هَالِكٌ إِلَّا وَجْهَهُ لَهُ الْحُكْمُ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ
Allah başka her şey yok olacaktır. O gün söz sahibi yalnız Odur ve hepiniz O’nun huzuruna götürüleceksiniz.” (2)
Madem insan burada misafirdir, burada ebedi olarak durdurulmayacaktır. Öyle ise ev sahibi evinden çıkarmadan gideceği yerde sıkıntı çekmemek için, kendine lazım olacak şeylerle valizini çantasını doldurması lazımdır. Çünkü ev sahibi bir gün evi de ve içinde bulunanları da bir başka âleme taşıyacaktır.
İnsan bulunduğu yerden uzak bir şehre giderken cebine bir miktar para, gideceği yerde kendine lazım olacak çamaşır gibi bazı şeyleri alır. Hâlbuki o yolun geri dönüşü var. Geri dönüşü olan bir yolculuk için böyle hazırlık yapılırsa, geri dönüşü olmayan bir yolculuk için nasıl hazırlanması lazım, onu da okuyucuya bırakıyorum.
Kaynaklar:
(1) Bediüzzaman
(2) Kasas Sutesi, 28/88