Seydişehir’de trafikte yaşanan karmaşa artık günlük hayatın sıradan bir parçası hâline geldi. Özellikle bazı kavşaklarda yaşanan sıkışıklık, sürücüyü de yayayı da isyan ettiriyor. Peki sorun gerçekten sadece kurallara uymayan sürücüler mi, yoksa hatalı planlanan trafik düzenlemeleri mi?
Gerçek şu ki, mesele tek taraflı değil. Ancak sahadaki uygulamalara bakıldığında, sorunun önemli bir kısmının yanlış konumlandırılmış yaya geçitleri ve çalıştırılmayab sinyalizasyon sistemlerinden kaynaklandığı açıkça görülüyor.
KAVŞAKTAN ÇIKAN ARAÇ, YAYA GEÇİDİNDE TUZAĞA MI DÜŞÜYOR?
Seydişehir’de bazı kavşaklarda yaya geçitleri, kavşak çıkışına neredeyse “bir metre” mesafede konumlandırılmış durumda. Bu ne demek?
Dönen bir araç düşünün:
Kavşağa giriyor, dönüşünü tamamlıyor, tam hızlanacakken hemen önünde bir yaya geçidi…
Ve mecburen duruyor.
Bu durumda arkadan gelen araçlar da durmak zorunda kalıyor. Özellikle yoğun saatlerde bu durum zincirleme bir etki oluşturuyor ve kavşak adeta kilitleniyor.
Daha da çarpıcısı şu:
Aynı araç, birinci çıkıştan değil de ikinci ya da üçüncü çıkıştan dönerse, yine birkaç metre sonra başka bir yaya geçidiyle karşılaşıyor. Yani trafik akışı sürekli kesiliyor.
Bu durum, şehir içi trafik planlamasının temel prensipleriyle ne kadar örtüşüyor, tartışmaya açık.
SİNYALİZASYON YOKSA KARMAŞA VAR
Bir diğer önemli sorun ise sinyalizasyon eksikliği. Trafiğin yoğun olduğu kavşaklarda açık ve net bir yönlendirme olmadığında şu soru kaçınılmaz oluyor:
“Önce kim geçecek? Araç mı, yaya mı?”
Kurallar kağıt üzerinde net olabilir. Ancak sahada, özellikle yoğunluk ve stres altında, sürücülerle yayalar arasında bir “öncelik mücadelesi” başlıyor. Bu da hem kazalara davetiye çıkarıyor hem de trafiği içinden çıkılmaz bir hâle getiriyor.
Oysa doğru planlanmış bir sinyalizasyon sistemiyle:
- Araçların ne zaman duracağı,
- Yayaların ne zaman geçeceği
net şekilde belirlenebilir.
Böylece hem güvenlik artar hem de trafik akışı düzenli hâle gelir.
“YOL VER” VAR AMA UYAN VAR MI?
Kavşaklarda yer alan “yol ver” uyarıları ise çoğu zaman işlevini yitiriyor. Çünkü:
- Yoğun trafikte sürücüler bu kuralları göz ardı edebiliyor,
- Bazı sürücüler ise kuralı uygulamak isterken arkadan gelen baskı nedeniyle zor durumda kalıyor.
Sonuç: Kurala uyan da zor durumda, uymayan da sistemi bozuyor.
MOBESE CEZASI: ÇÖZÜM MÜ, YOKSA YENİ BİR GERGİNLİK Mİ?
Kurallara uymayan sürücülerin MOBESE üzerinden tespit edilerek cezalandırılması elbette gerekli. Ancak burada kritik bir soru var:
Eğer sistem baştan hatalıysa, sadece ceza kesmek neyi çözer?
Sürücüler, zaten karmaşık olan bir düzende hata yapmaya daha yatkın hâle gelir. Bu da cezaların caydırıcılığından çok, tartışmaları artırır.
SORUNUN KAYNAĞI: İNSAN MI, PLANLAMA MI?
Açık konuşmak gerekirse; Seydişehir’deki trafik sorunu sadece sürücülere yüklenerek açıklanamaz.
Evet, kurallara uymayan sürücüler var.
Ama aynı zamanda:
- Yanlış konumlandırılmış yaya geçitleri,
- Yetersiz sinyalizasyon,
- Yoğunluğu hesaba katmayan kavşak tasarımları
bu sorunun büyümesinde en az sürücüler kadar etkili.
NE YAPILMALI?
- Kavşak çıkışlarına bu kadar yakın yaya geçitleri yeniden gözden geçirilmeli,
- Yoğun kavşaklarda sinyalizasyon sistemi kurulmalı,
- Trafik akışı mühendislik temelli analizlerle yeniden planlanmalı,
- Sadece ceza değil, doğru altyapı + bilinçlendirme birlikte yürütülmeli.
SON SÖZ
Seydişehir’de trafik sadece direksiyon başındaki sürücünün hatasıyla açıklanamayacak kadar karmaşık bir hâl aldı.
Eğer bir şehirde sürücü, yaya ve sistem sürekli karşı karşıya geliyorsa, orada sorun bireyde değil; düzeni kuran sistemdedir.
Çünkü doğru tasarlanmış bir trafik düzeninde:
Ne sürücü tereddüt eder,
Ne yaya tedirgin olur,
Ne de şehir kilitlenir.


