Günlük hayatın koşuşturmacasında, farkına bile varmadan başkalarının hayatlarına, seçimlerine, hatalarına odaklanırız. Bir yakınımızın kararını içimizden eleştirir, bir tanıdığımızın halini gözümüzde büyütür, uzaktan gördüğümüz bir yabancının yaşamına dair hükümler veririz. İşte tam da bu anlarda, yüreğimize seslenen kadim bir gerçeği hatırlamalıyız: "Aynaya bakan kendini görür."
Bu sade bir söz değil, insan ruhunun en samimi ve belki de en incitici gerçeğidir. Başkalarında en sert şekilde yargıladığımız, içimizi burkan, bize dokunan o davranışlar, çoğu zaman kendi kabullenemediğimiz, belki de farkında bile olmadığımız yaralarımızın sessiz bir yankısıdır.
Psikolojide "yansıtma" denilen bu içsel savunma, aslında kalbimizin aynasıdır. Kendimize itiraf edemediğimiz korkularımızı, sakladığımız kırgınlıklarımızı, bastırdığımız özlemlerimizi, bir başkasının yüzünde görürüz. O an fark etmesek de, aslında aynada kendi silüetimizle bakışırız.
Bu durum, sevdiklerimizle aramıza görünmez duvarlar örebilir. Eşimizde öfkeyle karşıladığımız bir tutum, belki de bizim kendi içimizdeki huzursuzluğun yansımasıdır. Çocuğumuzda üzülerek izlediğimiz bir tavır, kendi geçmişimizden süzülüp gelen bir kırılmanın izi olabilir. Bir arkadaşımızda hissettiğimiz mesafe, belki de bizim kendi açamadığımız yürek kapımızın gölgesidir.
Peki, bu yansımaların labirentinden nasıl çıkarız?
Önce, bir eleştiri yükseldiğinde, kalbimizin sesini dinleyelim. "Bu, bende olan bir şey mi?" ya da "Bu kadar inciniyor oluşum, kendi içimdeki hangi yaradan kaynaklanıyor?" diye soralım kendimize. Bu soru, büyümenin en dokunaklı ve en insani anıdır.
Sonra, yargılamak yerine anlamaya çalışalım. Karşımızdakini, kendi aynamızın parçası olarak değil, kendi hikâyesi, acıları ve umutları olan bir "öteki" olarak görmeye gayret edelim. Çünkü sevmek, yansımayı değil, gerçeği görebilmektir.
En nihayetinde, mükemmel olma telaşını bırakıp, kendimizle barışmanın yollarını arayalım. İnsan, hem güçlü hem kırılgan, hem cesur hem korkak, hem aydınlık hem gölgelerle bezeli bir varlıktır. Kendimizi olduğumuz gibi kucaklamak, ancak o zaman başkalarına da şefkatle bakabilmenin kapısını aralar.
"Aynaya bakan kendini görür" sözü, bir uyarı değil, bir davettir. Başkalarında gördüğümüz her olumsuzluk, aslında içimize doğru çıkacağımız sevgi dolu bir keşif yolculuğuna çağrıdır.
Bir daha birini eleştirme dürtüsü kalbimizi sıktığında, belki de elimizdeki aynayı bırakıp yüreğimizin derinliklerine bakmalıyız. Çünkü asıl değişim, dışarıdakini düzeltmekle değil, içimizdeki insanı anlamakla, ona merhamet etmekle başlar.
Abdullah Avcu
Seydişehir, 30.01.2026
