28 Ocak 2026, Çarşamba
18:06
23.07.2025
MANSET_ALTI Reklam Alanı

 

İslam tarihinin en sarsıcı sahnelerinden biri Medine’de bir camide yaşanır. Devletin en tepesindeki isim, adaletiyle yedi iklime nam salmış Hz. Ömer hutbededir. Ancak cemaatten bir ses yükselir: "Konuşamazsın ey Ömer! Seni dinlemiyoruz!"

Bir devlet başkanına, üstelik askeri bir zafer dönüşü en güçlü olduğu anda söylenen bu söz, aslında modern demokrasilerin yüzyıllar sonra "denetleme mekanizması" veya "şeffaflık" adıyla kurumsallaştırmaya çalıştığı ruhun ta kendisidir.

Bir Kumaş Parçasının Adaleti

Mesele sadece bir cübbe değildir. Mesele, ganimetten herkese eşit dağıtılan kumaşın bir cübbe yapmaya yetmemesi, ancak Halife'nin üzerinde tam bir cübbe görülmesidir. Sahabe, devletin malından bir santim fazla pay alınıp alınmadığını sorgulamaktadır. Hz. Ömer, oğlu Abdullah’ı şahit göstererek kendi payı ile oğlunun payını birleştirdiğini açıklar. İkna olan sahabe, ancak o zaman "Şimdi konuş, şimdi seni dinleriz" der.

"Dicle’nin Kenarındaki Kurt" Sorumluluğu

Hz. Ömer’in adalet anlayışı sadece "hesap vermekle" sınırlı değildi; o aynı zamanda muazzam bir "sorumluluk" bilincine sahipti. Onun şu meşhur sözü, bugün kamu yönetimi okuyan her yönetici için bir anayasa niteliğindedir:

"Dicle kenarında bir kurt bir koyunu kapsa, adli ilahi gelir de hesabını Ömer’den sorar!"

Bu söz, yönetimin sadece bütçeyi yönetmek değil, aynı zamanda güvenliği, huzuru ve en zayıf ferdin bile hakkını korumak olduğunu anlatır. Bugün binlerce kilometre ötedeki bir haksızlığa "bana ne" diyen modern anlayışın aksine, Ömer’in adaleti coğrafi sınırları aşan bir vicdan pusulasıdır.

Devletin Mumu ile Şahsi Mum

Bir başka gün, Hz. Ömer makamında devlet işlerini yürütürken yanına bir dostu gelir. Ömer, hemen önündeki mumu söndürür ve başka bir mumu yakar. Dostu şaşırarak nedenini sorunca şu cevabı alır: "Söndürdüğüm mum devletin parasıyla alınmıştı. O yanarken seninle şahsi işlerimizi konuşamazdım. Şimdi yaktığım mum ise kendi paramla aldığım mumdur."

İşte şeffaflık, işte dürüstlük... Bugün kamu kaynaklarının "temsil ve ağırlama" adı altında nerelere harcandığı tartışılırken, Hz. Ömer’in söndürdüğü o mum, yüzyıllar sonrasını aydınlatmaya devam etmektedir.

Bugün Neredeyiz?

Bugünün dünyasına baktığımızda, "şeffaflık" ve "hesap verebilirlik" kavramlarının devasa binaların, karmaşık raporların ve bürokratik terimlerin arasına sıkıştığını görüyoruz. Modern dünyada demokrasi, çoğu zaman sadece sandığa indirgenmiş durumda. Oysa Hz. Ömer dönemindeki şeffaflık, sadece kağıt üzerinde değil, halkın doğrudan gözlemi ve müdahalesi altındaydı.

Sonuç: Adaletin Tek Şartı Şeffaflıktır

Hz. Ömer’in cübbesi sadece bir kıyafet, söndürdüğü mum sadece bir ışık kaynağı değildir; bunlar birer yönetim manifestosudur.

Eğer bugün dünyada yolsuzluklar ve güven bunalımları yaşanıyorsa, bunun temel sebebi "kumaşın hesabını soran" seslerin kısılması ve "o kumaşın nasıl dikildiğini" açıklama zahmetine girilmemesidir. Gerçek adalet, yöneticinin halkın önünde eğilmeden, ancak halkın sorularından da kaçmadan hesap verebildiği; devletin mumu ile kendi mumunu ayırt edebildiği yerde başlar

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı