28 Ocak 2026, Çarşamba
18:04
23.07.2025
MANSET_ALTI Reklam Alanı

Başlığa bakıp bereketsizliğin zamandan kaynaklandığını düşünmeyin sakın. Zaman birçok şeyin rağmına insanlara eşit paylaştırılan en kıymetli hayat parçasıdır. Şu gök kubbe altında imtihanın gereği kimine mal verilmiş kimine verilmemiştir. Kimine makam ve unvan verilmiş kimine verilmemiştir. Kimine faklı kabiliyet ve istidatlar bahşedilmiş kimine edilmemiştir. Ancak her insana her gün bozulmamış yirmi dört saat verilerek dünyevi sınavda tam bir adalet sağlanmıştır.  Bu veçhesiyle herkese eşit verilen ve tüm zamanlarda aynı süren yirmi dört saati, haftayı, ayı ve yılı bereketlendiren de insanın kendisi, onu bereketsiz ve çöp haline getiren de yine kendi nefsidir. Kaybedilen sermayenin geri getirilmesi mümkündür. Kazanılamayan makam ve unvanın da elde edilmesi olağandır. Ancak kaybedilen zamanı geri getirmek asla mümkün değildir. Geçen dakikayı, haftayı, ayı yılı da geri getirmek hiçbir baba yiğidin harcı değildir.

Kur’an asra ve zamanın araçları olan güneşe, aya, geceyeve gündüze yapılan yeminlerle zamanın kıymet ve değerine işaret eder.Yine Kur’an;İman edenlerin, güzel eylem ve şahsiyetli bir duruş ortaya koyanların, hakkı ve sabrı tavsiye ettikten sonra insanların hışmına uğranılınca güzelce sabredenlerin zamanın kazanan bahtiyarları olduğunu vurgular.

Nebevi öğreti sağlık ve boş vakitte insanların aldandığını, yanıldığını, gaflete düştüğünü veciz bir şekilde dile getirir. Sağlığın kıymetini hastalara, boş vaktin nimetini de tutsaklara ve mahkumlara sormak gerekir. Yine nebevi öğretilerden olan bir hadiste zamanın verimsiz kullanıldığında ateşin yaprağı tutuşturduğu gibi veya kibrit çöpünün hızla alev alıp hemen sönmesi gibi nasıl bereketsiz hale geldiğini şu vecizelerle ortaya koyuyor.

“Zaman yakınlaşmadıkça kıyâmet kopmaz! Bu yakınlaşma öyle olur ki, bir yıl bir ay gibi, ay bir hafta gibi, hafta da bir gün gibi, gün saat gibi, saat de saman alevi gibi veya kibritin tutuşup hemen sönmesi gibi (kısa) olur.”(Tirmizî, Zühd, 24/2332)

Burada ki zamanın kısalması hesabi ve astronomik değil zamanın bereketsiz kullanımından kaynaklanan kısalıktır. Asrımızda bilim ve teknolojik ilerleme ile beraber çok uzun süre içerisinde yapılabilecek işler kısa zamanda yapılabilmesine, iletişim, ulaşım, makineleşme ile beraber işlerin en kısa zamanda bitirilmesine rağmen vaktimiz uzamıyor ve hala kısalıyorsa problemin kaynağını başka yerlerde aramak gerekir.

Bugün mal ve imkanlar çoğalmış, konfor ve sefahat artmış, eğlence ve vakit geçirme araçları çeşitlenmiştir. Milyonların yaşadığı şehirlerde dakikalar, saatler, haftalar ve aylar trafikte, alışveriş merkezlerinde, kafe ve stadyumlarda, sanal ve reel eğlence mekanlarında geçmektedir. Dizi filmler saatlerce sürmekte, sosyal medya kullanımı ise artık ortalama dört saati aşmaktadır. Sadece sosyal medya kullanımının ortalaması yıllık 1440 saate ulaşmaktadır. Yıllık israf edilen 1440 saat tam tamına iki ayımızın çöpe gitmesine neden olmaktadır. Bu saatler verimli kullanıldığında yaklaşık kırk kitap okunabilmekte ve bir dil öğrenilebilmektedir. Yine bu saatler israf edilmediğinde aileyle bir gezi programı, bir alanda uzmanlaşma, akraba ve dost ziyaretleri gibi faydalı etkinlikler ile vakit bereketli bir hale getirilebilmektedir.

Bir yılın bir ay gibi olması meşguliyetin çoğalması, derinlik ve veriminin azalmasıdır. Hayatın hızının akışında tefekkürü ıskalanmasıdır. Çok iş yapılıp aslında hiçbir şey yapılmamasıdır. Çok konuşulup hikmet ve deruni düşüncenden yoksun kalınmasıdır.

Saman alevi ve kibrit çöpü benzetmesi de çarpıcıdır. Hızlı yanan ve aceleyle parlayan çok ışık verebilir ancak sürekliliği olmaz. İnsanların içini ve ruhunu ısıtmaya muktedir olmaz. O yüzden hikmetsiz ilim, ünsiyetiz iletişim, huşusuz ibadet ve manasız bir hayat büyük zarara ve bereketsizliğe sebebiyet verir.

Zamanın bereketini götüren bazı faktörler vardır. Mesela günahın normalleşmesi, gayenin kaybolması, acelecilik ve sabırsızlık, vaktin disipline edilememesi, sosyal medya dalgınlığı, odaklanma sorunu, erteleme alışkanlığı ve ne dünyaya ne ukbaya yarayan lüzumsuz meşguliyetler bunların başında gelir.

O halde mümin zamanının bereketini alıp götüren boş ve anlamsız iş ve meşguliyetlerden yüz çevirmeli. Az ama devamlı, disiplinli ve programlı hareket etmeyi alışkanlık haline getirmeli. Niyetini, ahlakını, sabrını ve çalışma azmini tüm yıllara ve ömrünün tamamına yaymalıdır. Şunu da unutmamalı ki ahir zamanda zaman kısalmaz ama insan savrulur hız ve hazza bende olur. Vakit yerindedir, ama bereketi kaçmıştır. Çare takvimde, tarihte ve saatte değil, istikamettedir.İstikametini yitireni zaman eritir, öğütür ve çürütür.

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı