banner153

BİST
ALTIN
DOLAR
STERLİN
EURO

banner152

Her yere her şeye ve herkese uzun geldi bizim cümlelerimiz! Anladık da anlaşılmadık vesselam… Sus! Dedi iç sesim. SUS! Herkes her konuşmayı anlamıyor. Anlasa da anlamazdan geliyor, pratik fayda almış başını gidiyor. Anlayamadım demek faydalı, kimseyi ne kırıyor ne incitiyor. Anlamak emek istiyor. Emek vermek, ter dökmek, zaman ayırmak çıkmış lügatlerden. Zaman hız, haz,saz çağı! Hikayesi derin şeyler, zamanın gerisinde kaldı denilerek elin tersiyle itiliyor. Emekleyeni, tökezleyeni, düşeni fark etmiyor kimse. Etse de dönüp bakacak zaman yok! İnsan daha hızlı koşmalı, konuşmalı,kaos yaratmalı…Bir adım bile geride kalma hakkının olmadığını anlayan beşer elbette şaşırıp kalıyor ve çareyi töresinden, ilkesinden, değerinden caymak da buluyor! Tam da burada sosyal uyum önemli. Geri kalmıyor hemen uyuyor, çoğunluğun istediği ses olmak, doğru olan yol gibi görünüyor. Böylece aynılaşıp birbirimize benziyoruz. Benzemek iyi geliyor, görmüyor, duymuyor, fark etmiyoruz! Peki ama doğru gidiş hangisi? Renk algımızdan çok renkleri kaybediyoruz. Hakikate giden yoldan epey uzaklaştık, üstelik bu umurumuzda da değil… Arınmak, içine kulak vermek isteyenlerin dünyası daraldı. Her yer çiçek kokmuyor ve insandan uzak. Duru bir su, durulanmış bir gökyüzü hayal oldu. Bilge bir ağaca sırtını yaslayıp olana, olmuşa, olacağa kafa yormuyor kimse ama yoran gerek! Düşünen, tartışan, yola koyup, yola koyulan gerek! Peki ama nasıl? Yol nerede, hangi adımla, nereye kadar adımlamak zamanın hoyrat gölgesini çitileyip paklar? İnsan ne vakit bu soruları sorar kendine? Hoş kendinde midir insan? Nereye yürür? Yürüdüğü ya da yürüyeceği yola düş diyen aklı mıdır? Gönlü müdür? İçi midir? Ne vardır insanın içinde? Ya da içindeki neyi kaybedeli yolu kaybeder oldu insan? İçinde kaybettiği hangi şey zamanı karartı, gölgeyi eğriltti, vefaya körnami etti insanı? Çağa bu lekeyi süren insanın ta kendisi değil mi? Peki insan; bizim dışımızda kalan herkes mi? Biz değil miyiz o insan? Çağın cümlelerini yazan da bozan da insan! O insan biziz. Sen, ben, öteki, beriki, biz, siz, onlar… Bir yerlerden bir şeylerden kaçarak, hep eleştirip elimizi taşın altına koymaktan sakınarak yaptık bunu… İçimizde yüzüp gezeceğimiz denizleri yok ettik önce, ağaçları kestik kökünden, çiçekleri hunharca ezdik! Kokular! Her şey aynı mı kokuyor, bana mı öyle geliyor? Aynılık insana has değil; şeyleri de aynılaştırdı insan ve çıkıp oturdu baş köşeye!

Aynı değil dediğin ne varsa düşün ve sarıl ona! Düşün ve onayla… Ya da içindeki kaybı bul! Niyetin saflığı var eder ve insan kılar seni! Bak işte kaybettiğin ana etmen, SAFLIK! Niyet saflığı, hal saflığı, düşün saflığı, emek saflığı, İNSAN SAFLIĞI! Bul o kaybettiğini! Yoksa içiyle yol bulanlardan saymaz da kenara atıverir zaman seni…

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner155

banner147