banner1

banner55

BİST
ALTIN
DOLAR
STERLİN
EURO

 

Eskidendi, eskimeyen zamanlardan, dağların dağlara kavuştuğu, insanın insanı anladığı, yürekçe konuşulduğu zamanlardan…

Dağlara, ovalara, bayram gelir, insan mutlanır, kuşlar, taşlar, ağaçların bile gelen bayramdan haberi olur. Eğer bayram ise küsler barışır, ayrılar kavuşur. Şenlikler kurulur, gönüller durulur… Bayramlar yurdumun üstünde manevi bir gölgedir; İnsanları toplar, bir kılar, yaraları sarar… Falanca ile falanca küs ise bayram sabahı namaz çıkışında barıştırılır… Bayramlar: Hem Ramazan hem de Kurban Bayramı olarak kutlanır ülkemizde ve bunlar dini bayramlardır. Ayrıca milli bayramlarımızda vardır…Dini bayramlarımız, bayram sabahı Bayram Namazı ile başlar.  Baba oğul- dede torun neşeyle camiye gidilir. Dedeler bayram sabahı torunlarına ve çocuklarına el öptürür harçlık verir…Ah bayram harçlıkları çocukluğun en güzel anıları olarak kalır hayat boyu… Namaz çıkışı cemaat sıraya dizilir ve büyükten başlayarak el öpülüp bayramlar mübarek edilir. İşte küsler tam da burada barışırlar… Küçük büyüğün eline gelmiş bayramlamışsa el vermemek olmaz… Camide biten bayramlaşma evlerde, mahallede, kahvede devam eder… Kapı çalınır, buyur edilir. Gelen misafire “Hoş geldiniz bayramlar mübarek olsun” denilir. Küçükler el öper, büyükler el öptürür. Yaşıtlar kucaklaşır ve kolonya şeker, çikolata, lokum tutulur. Bayram baklavası, bayram böreği tepsi tepsi bir köşede bekliyordur. Her gidilen evde yenir baklava börek. Doyulur belki ama ikram geri çevrilmez bayrama hürmet niyetiyle kabul edilir… “Baklava hazır mı, el açması mı?”“Su böreği peynirli mi kıymalı mı?” Soruları kadınların birbiriyle bayramlık konuşmasıdır. Elde açtık der kimi evlerin kadınları, “Çarşaf çarşaf bayram bereketi yağdı üzerine, bir açıldı pir açıldı yufkalar, bastık nişastayı sini sini eyledik. Bir sini geline bir sini oğlana bir sini kayınpederle kayınvalideye…”“Ellerine sağlık komşum pek güzel olmuş cevizi de kıvamı da yerinde maşallah…”Tabaklar baklava börek sarma dolma…vb dolar taşarken erkekler namaz saatinden, falanca ile falancayı barıştırdıklarından, önceki bayramlardan konuşurlar. Onlar konuşurken durmadan kapı çalar, durmadan misafir gelir. Evler çoluk, çocuk, genç, yaşlı bayram neşesiyle ışıl ışıl ışıldar… Bundan sebeptir belki bayramlar en çok da çocukların aklında kalır ve böylece “Ah ah çocukluktaki bayramlar yok! Nerede eski bayramlar? Biz çocukken bayramlarda aşık oynardık, bilye oynardık, hani şimdi o bayramlar, hani nerede çocukluk?” Hayıflanmaları uzu uzun yer tutar belleklerde. Her büyüğün bir bayram anısı mutlaka vardır, sevinçle ve merakla onu dinler küçükler. Sonra sokak sokak mahalle mahalle anlatılır bu çocuklar arasında. Hem büyükler hem de küçükler neşelidir… Neşe, mutluluk sokaklara taşar. Bayramın gülen yüzü insanlarla beraber her şeye yansır. Ağaçlar süslenir, perdeler bezenir. Bayramdan bir hafta önce kadınlar temizliğe girişir, dip köşe Bayram Temizliği yapılır. Pencereler envaı çeşit çiçek saksılarıyla donatılır,bayram günleri için her şeyin en güzeli en özeli seçilir. Herkes bütçesine göre ocağını donatır ama bayramdır herkese gelir… “Kimse gelmese bile bayram kendisi gelir, kapıyı açık tutun” Derdi Rahmetli dedem… Gerçekten de bayram bereketiyle, hürmetiyle, şefkatiyle gelip herkesi bir şekilde bulur ve kucaklar… Keşke hep bayram olsa der çocuklar. Bayram çocuğu olmak vardı şimdi der büyükler…Arife gününden bir gün önce çoluk çocuğa Bayramlık alınır. Ortalığa çarşı Pazar kurulur. Arife pazarı denilen bu yerlerden tutun da manifatura, tuhafiye, mağaza kimin neye gücü yeterse çocuğuna, torununa bayramlık alma telaşına düşer… En çok da yetimler öksüzler unutulmaz bayramlarda. Kılık kıyafet, ayakkabı, şeker, çikolata alınır ev ev… Hatta mezarlık kapılarına çoluk çocuk alsın diye şeker bırakanlar olur. Kimi yörelerde bayram namazı çıkışı bayramlaşmadan sonra mezarlar ziyaret edilir. Kimi yörelerde ise arife günü mezar üstü denilen bir gelenek… Uzaktan mezar ziyaretine gelenler oracıkta kavuşur. Geçen yıllar, değişen şeyler, ölenler, kalanlar konuşulup “bayramdan bayrama” denilir… Bayram deyince insanın içine bilmediği bir mutluluk düşer ve sadece ve sadece bayram geliyor diye güzel şeyler yapmak ister… Bunlardan biridir, konu komşu akraba hısım hakkıdır diyerek bayram öncesi de sonrası da ihtiyaçların sorulup gönüllerin alınması…“Bayram öncesi bir isteğin var mı?” “Bak önümüz bayram eksik gedik ne varsa deyiver çekinme” “Çoluk çocuğa bayramlık alabildiniz mi?” “Falancanın baklava böreğini beraberce eyleyelim, hastaları varmış…vb”

Büyükler ev bekler, küçükler kapı kapı el öper. Önce ailenin en yakın büyüklerinin sonra da hısım akraba konu komşu büyüklerin eli öpülür. Büyük sıralamasında sıra atlanmaz… Bayramlaşmaya geldik evde yoktunuz’u kapıya, pencereye koydukları herhangi bir eşya ile belirtir gelen. Bu bir süpürge, ayakkabı ya da taş olabilir… Anadolu’da böyle güzel bir adettir işte bu. Sonra ilk karşılaşılan yerde “Geldik yoktunuz, kapıya süpürgeyi biz koyduk” denilir… Ve çocuklar kapı kapı dolaşıpşeker toplarlar. Büyükler çocukların kapı çalacağını bildiklerinden şeker, çikolata, lokum yanında, bozuk para, mendil, balon, oyuncak bebek, kalem, defter…vb şeyler de hazırlayıp yavaşça ellerini uzatırlar kapıdan. El öpen çocuk hediyesini de alıp neşeyle uzaklaşır… Bayram yüzümüzü en çok güldüren geleneklerimizden biridir ve dini temeli ile manen ruhumuzu besler. İşte böyle güzel bir bayramda bir büyük kapısını çaldı yüreğimiz; Maaile bayram yemeğinde kavuştuk. Adettir bayramlarda akrabalar yemekte buluşur. Bu bayram sofrasında neler vardı neler; Dedeler, babaanneler, büyükbaba, büyükanneler, gelinler, kızlar, torunlar, çocuklar… Su böreği, Baklava, çörek, kavurma… Büyükler küçükleri küçükler büyükleri özlemiş. Börekler yenildi, çaylar içildi. Bayramlık eller öpüldü. Sarılmalar, kucaklaşmalar mendiller, çoraplar, bozuk paralar, balonlar dağıtıldı çocuklara. Bahtıma al işlemeli bir mendil düştü ve bir ömür saklamak adına veren eli öpüp koydum mendili bayramlık çantama…

Bayramlar bayram olsun

Evlerimiz neşe dolsun

 

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner45

banner44