23 Şubat 2026, Pazartesi
01:17
UST1 Reklam Alanı
MANSET_ALTI Reklam Alanı
 
 
 
Bir dağın yamacında iki yolcu karşılaşmış.
Biri zirveden indiğini, fırtınayı yarıp geçtiğini anlatıyormuş. Üzerinde hâlâ rüzgârın gururu varmış.
Diğeri ise sessizmiş. Çamurlu ayakkabılarına bakıp sadece, “Yol uzun,” demiş.
 
Zirveden gelen yolcu, ovanın kolay olacağını sanmış.
Ama bilmezmiş ki bazı yollar yüksekte değil, sabırda başlar.
 
Ve o gün kazanan, rüzgâra meydan okuyan değil; toprağa basmayı bilen olmuş...
 
Bir tarafta birkaç gün önce Juventus’a büyük bir hezimet yaşatmış Galatasaray, diğer tarafta ise Alanya deplasmanında ne oynadığını anlayamadığımız Konyaspor vardı.
 
Kağıt üzerinde bakıldığında Galatasaray, tüm otorite ve istatistik kuruluşları tarafından favori gösteriliyordu. Ancak “Hiçbir maç oynanmadan kazanılmaz.” sözünü haklı çıkaracak bir taktik anlayış ve uygulama izledik.
 
Hafta arasında takım kaptanı Guilherme kadro dışı bırakılmıştı. “Acaba camiada bir kaos mu var?” sorusu akıllara gelirken, oynanan maç böyle bir ortamın söz konusu olmadığını net biçimde gösterdi.
 
Bu maç özelinde dersine çok iyi çalışmış bir İlhan Palut ve “Nasıl olsa yeneriz, Konyaspor zaten maç kazanamıyor.” anlayışıyla sahaya çıkan bir Galatasaray gördük.
 
İlhan Palut neyi doğru yaptı? Hafta içi Juventus’a karşı büyük bir efor sarf eden Galatasaray aynı kadroyla çıkarsa fizik olarak üstünlük kurabileceğini düşündü. Rotasyon yapılırsa da ön alanda baskı kurup orta sahayı kalabalık tutarak pas bağlantılarını kesmeyi planladı. Sürekli birlikte oynayan bir yapı olmayacağını öngördü. İleride Osimhen’in olmayışı da savunma adına ekstra önlem almamasını sağladı. “En kötü ihtimalle bu maçı 0-0’da tutarım.” düşüncesi ilk yarıdaki oyuna da yansıdı.
 
İkinci yarıya geldiğimizde Okan Buruk, altı oyuncunun pozisyonel katkı sağlamadığını düşünerek savunma güvenliğini ikinci plana attı ve daha hızlı isimleri sahaya sürdü. Ancak İlhan Palut da buna hazırlıklıydı. Oyuna sonradan giren Kramer ve Bardhi dengeyi korudu.
 
Gecenin en çok konuşulan pozisyonuna gelirsek; bu aksiyonu üç ayrı bölümde değerlendirmek gerekir. İlk atılan top ofsayt değil, pozisyon temiz. İkinci aşamada faul söz konusu değil; hamle sarı-kırmızılı oyuncudan gelirken kaleci vücudunu küçültüyor. Üçüncü ve tartışmalı bölümde ise VAR müdahalesi geldi. Kaleci topun önünde olduğu için en gerideki Konyasporlu oyuncu kaleci gibi değerlendirilir. Galatasaraylı iki oyuncu ofsayt pozisyonundaydı. Soldaki oyuncu pasif olduğundan değerlendirme dışı kalır. Ancak aksiyon içindeki sarı-kırmızılı oyuncu, kaleciyle girdiği mücadelede yerde kalarak yeşil-beyazlı savunmacının müdahale ihtimalini ortadan kaldırdığı için ofsayt kararı doğruydu. Çizgi çekilmemesinin sebebi ise pozisyonun yorum gerektiren bir aksiyon içermesiydi. Hakem kararı orta hakeme bıraktı. Belki de gecenin en doğru kararı buydu. Ancak genel olarak hakem yönetimi iki takım adına da oldukça zayıftı.
 
Konyaspor’un attığı goller basit gibi görünse de saniyelik detaylarla gelen, planlı vuruşlardı. Galatasaray’ı sezonun en kötü oyununu oynamaya zorladılar. Doğru ön alan baskısı, doğru diziliş ve doğru hamlelerle rakibe pozisyon vermediler. Ceza sahasına sokmadılar. XG istatistiği belki de ilk kez bu kadar düşük kaldı.
 
Kısacası Konyaspor haklı bir galibiyet aldı. Sahanın her yerindeydiler. Takımın tamamı görevini yaptı ama Arif sol bekte muazzam bir performans sergiledi. Gecenin adamı ise kesinlikle Kramer’di.
 
Konyaspor bugün şeytanın bacağını kırdı. Artık daha iyi mücadele ve güzel sonuçların geleceğine taraftarın inancı tam.
 
Maçın sözü:
“Bazen zafer, yıldızların parladığı yerde değil; gölgede kalanların sabırla kurduğu düzende doğar.”
 
Süleyman SAYAN
ICERIK_ARASI Reklam Alanı
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı