9 Şubat 2026, Pazartesi
12:17
23.07.2025
MANSET_ALTI Reklam Alanı

“Kadın erkek herkese ilim emretmiş Peygamber

         Ama tutmuş yakamızdan katran gibi cehalet” Y. B. Bakiler

         ***

        Çok düşündürücü gerçekten!

        Cezalarını zindanların hem de tek kişilik hücrelerinde gün yüzü görmeden çeken mahkûmları düşündüren bir tarafı var başlığın.

        Yahut tonlarca enkazın altında kalan insanlığımızın kurtarılmayı beklediğini...

        Umutsuz vaka gibi duruyor; lakin imkânsız değil elbet.    

        Cehalet, bağnazlık; farklı olana, farklı düşünene kin ve nefret… Hemen her yerde üstelik gırla!

        Mücadele ne durumda peki?

        Ne mücadele ile kast edilen insanlığın ezeli sorunu olan hak- batıl kavgası ise taraflardan batılı üstün kılma savaşını verenlerin her zaman rakiplerine karşı orantısız güç kullandıklarını biliyoruz.

        Netice belli: “Hak zıpırındır. Dövülen mahkemelerden kovulur; çünkü cılız”der M. AkifSafahat’ında.

        Etrafımız, yanımız yöremiz zıpırlarla dolu ve bundan daha kötü olanı yüreklerimize saldıkları korku sebebiyle iş bu zıpırların her geçen gün cebren ve hile ile ele geçirdikleri mevzileri itirazsız hale getirmeleri…      

        Yalan üstüne yalan, dezenformasyon, kütüphaneler dolusu kitap, dergi, doküman. Yetmedi bunları her dem taze tutma gayretinde kanallar, bu kanalların fiyakalı aydınları…

        Hakikati anlatsınlar diye her topluma o toplumun içinden Allah’ın seçip gönderdiği elçilerin yaşadıkları bin bir türlü sıkıntılar, zulümler insanlık tarihinin unutulmaz sayfaları olarak hala dillerde.

        Hakikati, sadece hakikati söylemeye çalıştığı için dokuz köyden kovulup onuncu köyün sınırlarına varamadan yitip gidenler de hakeza.

        Düşünün ki bir mabettesiniz. Hatip kürsüde… Meydan onun. Sözün şehvetine kapılmış, verip veriştiriyor şeytanlaştırdığı ötekilere. Kurduğu cümlelerde gerçeklerle yalanlar, apaçık yanlışlar savaş halinde. Küçücük bir araştırma zahmetine katlansa pekâlâ öğrenebileceği doğrular yerine kırk yamalı yanlışları mutlak hakikat diye anlatıyor. Hâlbuki Allah, “Hakkı batıl ile örtüp bile bile gizlemeyin!” buyuruyor. “Bir dakika!” diyemezsiniz. Haz. Ömer minberdeyken bunu diyen mü’minler vardı. Şimdi diyemeyiz, diyemezsiniz. Diyen olsa da dinlemezler; ‘şucu, bucu’ diye etiketledikleriyle linç edilmeye hazır hale getirirler.

        Kamyonlarının arkasına bir telefon numarası ile birlikte ‘Hatalıysam bildir!’ yazdıranlara imreniyorum. Yiğit adamlarmış!

        İnsanlığımızın üstünde iman esaslarını görünmez hale getirmiş cehalet molozları var. Allah ne der yerine çoktan ikame ettiğimiz ‘el âlem ne der’, ‘mahalleli, konu komşu ne der’ enkazları var.

        En kötüsü de ön yargılarımız, taassup enkazı… Kerim kitabımız Kur’an’dabunların en ağır olanın taassup olduğunu beyan eden onlarca ayet vardır.

        “Onlara, Allah’ın indirdiğine uyun!” denildiğinde, “Hayır, biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz (inanç ve eylemler)e uyarız” derler. Peki ama, ataları bir şey anlamayan, doğru yolu bulamayan kimseler olsalar da mı (onların yoluna uyacaklar)? Bakara, 170

        Nasıl çıkaracağız insanlığımızı gün yüzüne?

        İştekoşa koşa geldiğimiz yer! İşte moloz yığınları altında kalan insanlığımızın yahut hal-i pür melalimizin resmi:

        “Gözlerimiz şiirini yitirdi, bakışlarımız işgal altında! Zihinlerimiz gönderdiğimiz yerlerden geri gelmiyor, bizi beslemiyor, tamir etmiyor, tahkim etmiyor, derinleştirmiyor ve zenginleştirmiyor. Kalplerimiz insanı insan kılan inceliklerden sürekli uzak tutuluyor, katılıklarla katılaşıyor, kir pas ile kararıyor, öfkeyle, nefretle ve suizanla çürütülüyor. Durmamız lazım, en azından zaman zaman duraklamamız lazım, biraz dinlenmemiz, kendimizi dinlememiz, çıktığımız taşralardan, gurbetlerden kendimize dönmemiz lazım! Özümüzdeki cevheri, o cevherden yayılan iyiliği, güzelliği, inceliği ve hikmeti yeniden bulup insanlığımızı gün yüzüne çıkarmamız lazım!” Gökhan Özcan, 22.01.2026

        Kurtuluş reçetesi içinde olan bir tablo bu! Allah razı olsun!

        Teşhis, tamam; lakin insanlığımızı gün yüzüne çıkarmak için bize asıl lazım olan şeyin, iyi hazırlanmış bir reçete kadar onu tatbik edecek bir iman, gayret ve cesaret olduğunu düşünüyorum.

        Selamların en güzeliyle…

        Hacı Halim Kartal/ 09 Şubat, 2026

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı