AKIL, hak ve batılı ayırt etmeye vasıta olan bir NUR'dur.
İnsan, akıl sayesinde düşünür, kavrar, öğrenir. Güzel ile çirkini, iyi ile kötüyü, Hak ile batılı ayırır.
Akıl, Allah'ın insana verdiği en büyük şeref ve bahtiyarlıktır. Bir çaba sarf etmeden, meşakkat çekmeden her insanın aklının kalbine konmuş olması büyük bir lütuftur.
Herkes aklını beğenir. "Akıllı adamsın" dense sevinir.
"Akılsızlık, ahmaklık" ithamına kimse tahammül edemez. Peygamberimiz "Allah akıldan daha kıymetli bir şey yaratmamıştır" buyurur. (İhyâ: Cilt: 1, Sayfa: 216)
İnsanlar dünyada akıl ile üstünlük kazanır.
Allah, peygamber, akıl ile bilinir.
İlmin kapıları akıl vasıtasıyla aralanır.
İnsan, aklı nispetince amel eder, amellerine göre de ceza veya mükâfata kavuşur.
AKLIN DA KORUNMAYA İHTİYACI VARDIR
Din ve akıl insanla beraber doğmuştur. Dinin kurucusu Allah'tır.
Dinin muhatabı da aklı başında olan insandır.
İnsan, aklının kıymetini bilmeli, onun şerefini korumalıdır.
AKLI MUHAFAZA ANCAK DİN İLE OLUR
Din duygusu akla istikamet çizer. Din; akla zarar veren, bedeni tahrip eden, nesli soysuzlaştıran, ahlâkı çürüten her şeyleri "haram" ilan eder.
Kur'an'da "Haram ile nefsinizi mahvetmeyin" buyurulur. (NİSA: 29)
Din; akıl emniyetini tehlikeye atan, sihir, büyü, falcılık gibi sapık akımları yasaklar. Bu davranışları işleyenlere de cezai müeyyideler koyar.
Böylece emniyet altına alınan akıl, sahibini selâmete iletir.
Kur'an'da "Günahlardan korunanlar için ahiret yurdu daha iyidir. Aklınızı kullanmıyor musunuz?" buyurulur. (YUSUF: 109)
AKLIN İKİ DÜŞMANI VARDIR: İMANSIZLIK VE İÇKİ
Akıl, ışığını dinden almaz ise, insandaki şeytani vasıflar depreşir. Akıl, fıtratına uygun olan kararı değiştirir, imansızlık istikametine yönelir.
İmansızlık insan(lık) için en büyük musibettir.
Bu tip inkârcılara ahirette, Kur'an'ın ifadesiyle "Eğer duyup akıl etseydik biz de cehennemlikler arasında olmazdık" diyecekler. (MÜLK: 10)
AKLIN İKİNCİ DÜŞMANI İÇKİDİR
İçkinin; akıl, vücut ve din üzerindeki tahribatı herkesçe malum olduğu için, bilinenin tekrarına gerek duymadım.
Alkolü siyasi açıdan değerlendirmek için şu tarihi olayı paylaşmak istedim:
Çinliler M.Ö. 2000 yıllarında alkolü üretmişler.
O devirde Çinliler, akınlarına karşı koyamadıkları Türk Hakanlarını elde etmek, dize getirmek için en kudretli silah olarak alkol ve kadını kullanmışlardır.
Siyasi ve casusluk olaylarıyla devleti çökertmek için bu silah (alkol ve kadın) aynı kuvvet ve kudretiyle devam ettirilmektedir.(İslâm'da Helal ve Haramlar. Cilt: 1 - Sayfa: 86)
SONUÇ OLARAK
Aklın şerefini düşüren, insanı akılsızlaştıran, nesli soysuzlaştıran, ahlâkı çürüten alkol, vücut için normal bir gıda değildir.
Sırf Din’e inat olsun diye;
İçki içmeyi çağdaşlık, çıplaklığı özgürlük olarak dayatan,
Bunlara karşı olan muhafazakâr kitleyi de gerici olarak yaftalayan münkirlerin niyetini bir de bu açıdan değerlendirelim.

