Doğanın kucağında, şehrin gürültüsünden uzakta, ruhumuzu dinlendirmek için çıktığımız bir hafta sonu yolculuğunda bile karşımıza çıkıyor bu acımasız gerçek: Medeniyetin sadece teknolojiyle değil, insanlıkla da ilgili olduğunu unutmuş bir toplumuz.
Bir çeşme başında yaşadığım o küçük anı, aslında büyük bir yaranın kanıyor oluşunu hatırlattı bana. İnsanın en temel inceliği olan "izin istemek", "teşekkür etmek", "selam vermek" gibi nezaket kuralları, yerini bencilliğe ve kabalığa bırakmış durumda. Üstelik bu durum sadece o anla sınırlı değil; trafikte, markette, iş yerinde, hatta en umulmadık anlarda bu hoyratlıkla karşılaşıyoruz.
Bedevilik ve Medeniyet Arasındaki İnce Çizgi
Bedevilik, sadece çölde yaşamak değildir. Düşünce çölünde yaşamaktır. Karşısındakinin varlığını görmezden gelmek, sadece kendi ihtiyacını düşünmek, en ufak bir nezaket kuralını bile çiğnemek… İşte bu, gerçek bir bedeviliktir.
Medeniyet ise sadece gökdelenler, lüks arabalar veya akıllı telefonlarla ölçülmez. Medeniyet, insanın insana saygısıyla başlar. Bir çeşme başında "Buyurun, önce siz doldurun" diyebilmektir. Trafikte bir arabanın önünü kesmemektir. Market kuyruğunda sabırla bekleyebilmektir.
Peki, Bu Zihniyet Nereye Gidiyor?
Her gün biraz daha öfkeli, tahammülsüz ve bencil bir topluma dönüşüyoruz. Kavgalar, gürültüler, tartışmalar… Hepsi bu benmerkezci tavrın sonucu. "Önce ben" dedikçe, aslında hepimiz kaybediyoruz.
Oysa medeniyet, "önce sen" diyebilmektir. Karşındakine "Sen de varsın, senin de hakkın var" diyebilmektir. Bir köpeğe taş atmayı marifet sanan, ağaçları sadece odun olarak gören, çevreyi kirletmekten çekinmeyen bir zihniyetle hiçbir yere varamayız.
Ne Yapmalıyız?
-
Önce kendimizden başlamalıyız. Küçük bir teşekkür, bir gülümseme, beklemeyi bilmek…
-
Çocuklarımıza insanlığı öğretmeliyiz. Teknolojiyi değil, önce merhameti öğretmeliyiz.
-
Toplumsal bilinç oluşturmalıyız. Kabalığın normalleşmesine izin vermemeliyiz.
Unutmayalım: Gerçek medeniyet, nezaketin ve saygının olduğu yerde yeşerir. Aksi halde, beton yığınları arasında kaybolmuş, birbirine yabancı, mutsuz insanlar topluluğu olmaktan öteye gidemeyiz.
Yazık… Çok yazık…
Farkına varmadan kaybettiğimiz değerlerimiz için…
