grandbetting

Mehmet Erkan

ŞİRKİN EN YAYGIN GÖRÜLEN BİR ŞEKLİ

Bir önceki makalemde bahsinde bulunduğum şirk konusuna bugün de devam ediyoruz.

 

Şirkin en yaygın görülen bir şekli de bir kısım insanların tek hedefi kendi heves ve süfli arzularıdır.

Cenabı Hakkın vadettiği gün yani kıyamet günü gelip meydanı haşire çıkınca Allah’a ortak koşan müşrikler, taptıkları putlarıyla yüzleştirilecekler putlar dile gelip onları yalanlayacaklar. İşte bu anı Kur’an-ı Kerim şöyle anlatıyor:

 فَقَدْ كَذَّبُوكُمْ بِمَا تَقُولُونَ فَمَا تَسْتَطِيعُونَ صَرْفًا وَلَا نَصْرًا وَمَنْ يَظْلِمْ مِنْكُمْ نُذِقْهُ عَذَابًا كَبِيرًا

“Gerçekten, taptıklarınız, söyledikleriniz şeyler hakkında sizi yalanladılar. Artık bu durumda ne (azabı) savmaya, ne de bir yardım (görmeye) gücünüz yeter. Sizden kim haksızlık ederse, (yâni Allah’ın hakkını başkalarına verirse) ona da büyük bir azâbı tattırırız.” (331)

Bir başka ayeti kerimede Rabbimiz Efendimize ve onun şahsında bizlere şöyle diyor:

أَرَأَيْتَ مَنِ اتَّخَذَ إِلَهَهُ هَوَاهُ أَفَأَنْتَ تَكُونُ عَلَيْهِ وَكِيلًا

أَمْ تَحْسَبُ أَنَّ أَكْثَرَهُمْ يَسْمَعُونَ أَوْ يَعْقِلُونَ إِنْ هُمْ إِلَّا كَالْأَنْعَامِ بَلْ هُمْ أَضَلُّ سَبِيلًا

“Nefsinin arzusunu kendisine ilah edineni gördün mü? Ona sen mi vekil olacaksın.” Yoksa sen onlardan çoğunun söz dinlediğini yahut aklını çalıştırdığını mı sanıyorsun? Doğrusu onlar yolu şaşırmada davarlar gibi, hatta daha da şaşkındırlar.” (1)

Nefsanî arzularının sevkiyle Allah’ın emir ve yasaklarını ikinci sıraya, makam, mevki, kadın ve para gibi benzeri şeyleri de birinci sıraya koyup adeta onlara taparcasına değer verirler bu da şirkin bir başka çeşididir.

Bir kısım insanlar da vardır ki gurur saikasıyla Allah’a ait sıfatları sahiplenir.  Meydana getirdiği bir eseri bunu ben yarattım, ben bilgiliyim ben güçlüyüm deyip Allah’ın kendisine verdiği şeyleri sahiplenerek öğünürler, bu da bir çeşit şirk olduğundan ayette Rabbimiz “onlara da büyük bir azabı tattırırız” buyurmaktadır.

Yalnız Allah’ın izniyle bunları ben yaptım, derse, bunda bir sakınca yoktur

Değerli okuyucularım! Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de bizden şunu istiyor:

مُنِيبِينَ إِلَيْهِ وَاتَّقُوهُ وَأَقِيمُوا الصَّلَاةَ وَلَا تَكُونُوا مِنَ الْمُشْرِكِينَ

 

“Rabbimiz gönülden katıksız bağlılar olarak, O’na yönelin ve O’ndan korkup-sakının, namazı dosdoğru kılın ve müşriklerden olmayın” buyuruyor.  (2)

Rabbimiz bu ayeti kerimede gönülden, katıksız olarak kendisine yönelip bağlanmamızı istiyor. Bizde gölgesi bulunan ve Ona ait bir kısım sıfatları sahiplenip onunla gururlanmak ta bir şirktir.

 Şeddâd İbnu Evs (ra) rivayet ettiği bir Hadisi Şerifte de Allah Resulü gizli şirkin tehlikelerine, dikkatimizi çekiyor ve buyuruyor ki:

حَدّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ خَلَفٍ الْعَسْقَلا نِيَّ. ثَنَا رَوَّادُ بْنُ الْجَرَّاحِ عَنْ عَامِرِ بْنِ عَبْدِ اللّهِ عَنِ الْحَسَنِ بْنِ ذَكْوَانَ عَنْ عُبَادَةَ بْنِ نُسَيٍّ عَنْ شَدَّادِ بْنِ أوْسٍ؛ قَالَ: قَالَ رَسُولُ للّهِ صَلَّي اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِنَّ أخْوَفَ مَا أتَخَوَّفُ عَلى أُمَّتِي ا“شْرَاكُ بِاللّهِ. أمَا إنِّى لَسْتُ أقُولُ يَعْبُدُونَ شَمْساً وَلاَ قَمَراً وَلاَ وَثَناً. وَلكِنْ أعْمَاً لِغَيْرِ اللّهِ وَشَهْوَةً خَفِيَّةً.فِي الزوائد: فِي إسناده عامر بن عبد اللّه. لم أر من تكلم فِيهِ. وباقي رجا ا“سناد ثقات

 

 “Ümmetim hakkında en ziyade korktuğum şey, Allah’a şirk koşmalarıdır. Bu sözümle, ümmetimin dönüp de tekrar güneşe veya kamere veya puta tapacaklarını demek istemiyorum. Fakat beni korkutan şey, Allah’tan başkası için yapacakları ameller ve (spor maksadıyla kılınan namazda, sıhhat niyetiyle tutulan oruçta olduğu üzere, amellerde Allah rızasından başka maksatları ön plana getirme gibi) gizli arzulardır.” (3)

Gizli şirkin bir çeşidini de Ebu Hüreyre’nin (ra) rivayet ettiği bir Hadis-i Kdsi’den öğreniyoruz.

 

حَدّثَنَا أَبُو مَرْوَانَ الْعُثْمَانِيُّ. ثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ أَبِي حَازِمٍ عَنِ الْعَلاَءِ بْنِ عَبْدُ الرَّحْمَنِ عَنْ أبِيهِ عَنْ أَبِي  هُرَيْرَةَ؛ أَنَّ رَسُولَ للّهِ صَلَّي اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: قَالَ اللّهُ عَزَّ وَجَلَّ أنَا أغْنَى الشُّرَكَاءِ عَنِ الشِّرْكِ. فَمَنْ عَمِلَ لِي عَمَلاً أشْرَكَ فِيهِ غَيْرِي فَأنَا مِنْهُ بَرِئٌّ وَهُوَ اَلَّذِي أشْرَكَ.فِي الزوائد: إسناده صحيح. رِجَالُهُ ثقات .

Hz. Ebu Hureyre (ra) şöyle anlatıyor: “Allah Resulü (sav) buyurdular ki:” “Allah u Teâlâ hazretleri şöyle buyurdu:” “Ben her çeşit şirkten müstağniyim. Öyleyse, kim benim için işlediği bir amele bizden başkasını ortak ederse ben ondan uzağım ve benim için yaptığı o iş, bana değil, ortak ettiği kimseyedir.” (4)

Gizli şirkin bir çeşidini de Ebu Safâ (ra) dan dinleyelim:

حَدّثَنَا عَبْدُ اللّهِ بْنُ سَعِيدٍ. حَدّثَنَا أَبُو خَالِدٍ ا‘حْمَرُ عَنْ كَثِيرِ بْنِ زَيْدٍ عَنْ رُبَيْحِ اِبْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ عَنْ أبِيهِ عَنْ أَبِي سَعِيدٍ؛ قَالَ:خَرَجَ عَلَيْنَا رَسُولُ للّهِ صَلَّي اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَنَحْنُ نَتَذَاكَرُ الْمَسِيحَ الدَّجَّالَ. فَقَالَ: أَ أُخْبِرُكُمْ بِمَا هُوَ أخْوَفُ عَلَيْكُمْ عِنْدِي مِنَ الْمَسِيحِ الدَّجَّالِ؟ قَالَ، قُلْنَا: بَلىَ. فَقَالَ: الشِّرْكُ الْخَفِيُّ: أنْ يَقُومَ الرَّجُلُ يُصَلِّي فَيُزَيِّنُ صَلاَتَهُ لِمَا يَرى مِنْ نَظَرِ رَجُلٍ.فِي الزوائد: إسناده حسن. وكثير بن زيد وربيح بن عَبْدُ الرَّحْمَنِ مختلف فيهما

“Allah Resulü (sav) bir gün) yanımıza çıka geldi. Biz o sırada Mesîh Deccal’i müzakere ediyorduk. Dediler ki:” “Ben size, nazarımda sizin için Mesih Deccal’den daha ürkütücü bir şeyi haber vereyim mi?”

“Evet, Ey Allah’ın Resulü! Söyleyin” dedik.

“Şirk-i hafidir (gizli şirk). Mesela, kişi kalkar, namaz kılar, bu namazını, kendisine bakanlar sebebiyle güzel kılar, (işte bu, gizli şirke bir örnektir)” buyurdular. (5)

Konumuzu özetleyecek olursak Şeytan nefis bizi her zaman tehlikeye atar. Bu nedenle her vakit “Lâilâhe illellah” ile imanımızı tazelememiz !!!!!!!elzemdir. Nitekim Allah Resulü (sav)

 جَدِّدُوا اِيمَانَكُمْ بِلاَ اِلهَ اِلاَّ اللّه

ile îmanınızı tazeleyin buyuruyor. (6)

İnsan bedeninde ve âleminde sürekli değişmeler olduğu gibi, üzerinde oturduğu âlem dahi seyyardır. O gider, başkası yerine gelir, daima değişir; her gün başka bir âlemin kapısı açılır. Ömrünün seneleri adedince, belki günleri adedince, belki saatleri adedince değişmeler olur. İman ise hem o şahıstaki her ferdin hayat nurudur, hem girdiği âlemin ziyasıdır. “Lâ ilahe illallah” ise, o nuru açan bir anahtardır. Bu nedenle insan her zaman tecdid-i imana muhtaçtır.

Bu konuda Üstad Bediüzzaman bir eserinde şu ifadelere yer vermiştir:

“İnsanda madem nefs, heva ve vehim ve şeytan hükmediyorlar, çok vakit imanını rencide etmek için gafletinden istifade ederek çok hileleri ederler, şüphe ve vesveselerle iman nurunu kaparlar.

Hem zahir-i şeriata muhalif düşen ve hattâ bazı imamlar nazarında küfür derecesinde tesir eden kelimat ve harekât eksik olmuyor. Onun için her vakit, her saat, her gün tecdid-i imana ihtiyaç vardır.” (7)

Hz. Üstad “zahir-i şeriata muhalif düşen ve hatta bazı imamlar nazarında küfür derecesinde tesir eden kelimat ve harekât eksik olmuyor” diyor. Gerçekten halk dilinde bazı sözler vardır ki; İnsanlar o sözleri farkında olmadan da söyleyebiliyorlar.

Mesela: Adam “Bu inekler olmasa ben acım” diyor. Hâlbuki Allah onun rızkını tekeffül etmiştir. İnekler olmasa Allah onun karnını doyurur doyar. Adam “benim hayatım sana borçludur. O gün sen olmasaydın ben o denizde boğulmuştum. Yumurtayı tavuk yaptı, elmayı ağaç yaptı, balı arı yaptı diyorlar.

Bir hatıramla konuyu sonlandırayım. Bir yaz günüydü, nasılsa arabamın içine bir arı girmiş. Arabanın içinde vızır vızır dolaşıyor, arada bir gelip ön camdan çıkmaya çalışıyor. Bir defa geldi kafayı cama çarptı, çıkamadı. İkinci üçüncü defa gelip çarpması gösteriyor ki o camdan dışarıya çıkılamayacağını bilemiyor. O camdan çıkılamayacağını bilemeyecek kadar cahil olan arı onlarca fakülte bitiren adamların yapamadığı balı nasıl yapıyor? Demek balı arı değil, Allah yapıyor. Bazı imamlar balı arı yaptı demenin şirk olduğunu söylemişler.

Mü’min gizli, aşikâr, açık, kapalı her türlü şirkten titizlikle kaçınmalıdır. Hakiki tevhide ancak bu şekilde ulaşılabilir.

Kaynaklar:

(1) Furkan Suresi, 25/19

(2) Furkan Suresi, 25/43-44

(3) Rum Suresi, 30/31

(4) Kütüb-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Prof. İbrahim Canan Hadis No:. 7289 cilt 17, Sayfa 618, Akçağ Yayınları. Feza Gazetecilik, Aş, İst.

(5) Kütüb-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Prof. İbrahim Canan Hadis No:. 7287 cilt 17, Sayfa 618, Akçağ Yayınları. Feza Gazetecilik, Aş, İst.

         (6) Kütüb-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Prof. İbrahim Canan Hadis No:. 7288 cilt, 17, Sayfa 618, Akçağ Yayınları. Feza Gazetecilik, Aş, İst.

(338) Kenz-ül Ummal Hadis No: 1778; Risale-i Nurdaki kutsi, Kaynaklar, A.K. Badıllı, Sayfa No: 555 Envar Neşriyat, İst1992.

 

Diğer Makaleler