Sena ÖZKAN GÜNTÜRK

Kimse yalnız kalmak istemez!

Görüş veya din olarak neye inanırsak inanalım, bir dil veya bir ırk da olsak inanç veya aklımızın yattığı yol çok başkadır. Herkesin doğrusu farklı farklı kaideleri ve yaşama şekillerini getirirken. İnsan ne olursa olsun tapınma gereği ve bir yere mensup olma iç güdüsü duyar, aksi takdirde yaratılış gereği bir şeylere inanıp var olma iç güdüsü belirir.

Zamanla ruhsal eksiklikler, bunalımlar belirmeye başlar.Düşünsenize en basit örneğinden hz. İbrahim bile yaşadığı toplumun ibadet ve inançlarının aklında yarattığı tezallıktan dolayı Rabbini akli yoluyla aramaya başlar, şahsen kendine bunu öğretecek bir insan bile yokken kendi aklıyla fikir yürütmesiyle nihayettinde Rabbine ulaşır.

Bugün dinsiz var saydığımız bir insan bile aslında dinsizliği ile bir görüşü savunmaya çalışmaktadır. Dinsizlik bir görüştür haşa hiç bir yaratıcının olmayışını savunan herşeyin kendi kendine var olmasını öngören bir savunuştur.

Velhasıl insan yaratılışı gereği ile bir yere bağlı olma mecburiyetini hisseder. Bu Allaha inanmayan bir kişi dahi olsa içinde bu boşuğu tadar. Misal günümüzde fazlasıyla yaygınlaşan çoğunlukla yabancı ülkelerde artan iluminati savunuşu. Dünyaca ünlü bir yıldız da olsanız hemen hemen kendinizi bir inanca bağlı olma eksikliğinde bulursunuz.

Yabancı ülkelerde çoğu ünlüler bu gaye ile bir üçgen piramitine tapınırken kimisi Hristiyan yada yahudi lik gibi bilinen inançları seçmektedir.

Neden insan ibadet ettiğinden kendinde beliren huzura doyamaz ki, huzurun asıl niteliği kişiyi inandığı Rabbe bağlamasıdır.  Tabi bu sadece islam dini için geçerlidir. İnsan inanmak bir gruba dahil olmak iç güdüsü ile var olur, zaten insanı insan yapan duygusu,düşünebilirliği, aklı iradesi, değilmidir?

 İnsanın boşluğa düşmesi heleki gençlerin bunalıma ve huzursuzluğa girmesi ya bir inanışa mensup olmaması yada inandığı şekilde yaşamamasından kaynaklanır. Ki sadece inanınca da huzur bulunamaz sadece bilmek ve inanmak sizi o inanışa mensup yapar .Ama içinizi rahatlatacak veya yalnız olmadığınızı bir yerlerde adaleti sağlayacak inanışı gereği gibi yaşamadan nasıl huzur bulunabilir, zaten belli bir zaman sonra o inanışa ters davranışlarda bulunursunuz.Yapılması gereken ibadetleri yerine getirmeyen biri nasıl bir huzur bekleyebilirki?

İnanmak kurtuluşun sadece yoludur, ama onu gerektiği gibi yaşamak o yolun sonudur. Seçim sizin.. sadece yol'a bakmak var yada o yolu yaşayarak bitirmek var.Elbetteki Rabb herkesin hür iradesini kendine bağışlayarak seçim hakkını bizlere sunmuştur.

Diğer Makaleler