Yusuf ÇAKICI?

HOŞ GELDİN DİYALİZ AYI RAMAZAN

Allah’ın selamı rahmeti bereketi hepimizin üzerine olsun.

         Hani bazen esprili de olsa işte recep ve şaban, yine geldi ramazan derken rabbimiz (c.c.)’e binlerce hamdu senalar, Emin beldenin en emini Muhammed Mustafa (s.a.v.)’ selat ve selam olsun ki bizleri yine bir ramazanayına daha eriştirdi.

         Kur’an’ın doğum ayı olan bu mübarek aya erişmenin sevinci ve mutluluğundayken, her tarafın kanistan (Kanrevan) olduğu bir dönemde, özellikle İslam âlemi müslümanlar olarak daha çok birlik ve beraberlik içinde, huzur - yardımlaşma ve infak içerisinde olarak nefsimiz ve neslimiz için tabiri caizse; günahlardan arınmış, kötülükleri terk etmiş, insanlık şuuruna erişmiş,“Allahümmebariklenâ fi Recebe ve Şa'ban. Ve belliğnâRamazân.”  “Ey Allah’ım! Recep ve şabanı bize mübarek kıl, bizi ramazana kavuştur.”NidasıylaEy amca! Allah’a yemin ederim ki güneşi sağ elime, ayı da sol elime verseler yine de bu davadan vazgeçmem, ya Allah bu dini hâkim kılar ya da ben bu yolda yok olur giderim.Diyen Muhammed Mustafa ( s.a.v. )’in ümmeti olma şuuru içinde üç kuruşa dinini satan, nokta kadar menfaat uğruna virgül gibi davranan, gömlek değiştirir gibi dünyalık menfaatler uğruna saf değiştiren, çıkarları uğruna dostlarını satanlar, a cemaati b cemaati diyerek Kur’an ve Sünnete uymayıp belki yatsı namazını kılmadan gafil olarak yatan, ancak gece yarısı bir “ALO”yla Nuh (a.s.)’un gemisine değil de ihanet gemisine binenler, kendi aynasına bakmadan kimseyi beğenmeyip aya ve güneşeel uzatanların olduğu bir dönemde bizleri ancak kulluk şuuruyla, başıboş yaratılmadığımızın bilincinde, kin ve nefretten uzak,  gıybet ve iftiradan uzak, öyle ki, bir gün Sahabe Efendilerimizden Ebu Zer (r.a.) Bilal-i Habeşi’ye “Siyah kadının oğlu” demişti ya bunu duyan Efendimiz (s.a.v.)’in  “Onu sen anasından dolayı mı ayıplıyorsun? Demek ki sen içinde henüz cahiliyet ahlakı kalmış bir kimse imişsin” ikazından sonra Ebu Zer (r.a.), Hz. Bilal’in evine giderek başını yere koymuş, Bilal ayağıyla yüzüme basmadıkça, yanağımı eşikten kaldırmayacağım. Bu güzel ve bir o kadarda anlamlı özürden sonra, Hz. Bilal (r.a.) “Bu yüzler çiğnenmeye, ezilmeye değil, öpülmeye layıktır öpülmeye, diyerek Ebu Zer’i yerden kaldırıp kucaklayarak helalleşirler.” İman-i bir şuurla, günah ve kusurlarımıza karşı en üstün olarak yaratılan ve en güzel madde ve mana âlemi olan Hz. Ali (r.a.) buyurduğu gibi“İnsan küçük bir kâinattır.” O kâinat içinde islam toplumunda insanları tartan biricik terazi hiç şüphesiz takvadır takva düsturuyla şerfyab olduğumuz ramazanı bunca kötülüklere, dünyadaki müslümanların gördükleri zulüm ve işkencelerine, akan kanların bertaraf edilmesine vesile olması için manevi bir diyaliz ayı olarak, hayır ve hasenatta, birlik be beraberlikte, kardeşlik bilinciyle karşılanmalı ve uğurlanmalıRamazan ayı...

         Bizlere mübarek bir zaman dilimini, manevi bir huzur iklimin, Allah için infak etmeyi hatırlatan Ramazan; kelime anlamı itibariyle, yaz aylarında, sıcakta, günlerin en uzun olduğu vakitlerde, Allah için oruç tutmanın sevabının ve kişiyi günahlardan arındırıp, olgunlaştırmasına işaret eden Ramazan ayı, ibadet ayıdır, mağfiret ayıdır, ruh ve nefis için, birey ve toplum için takva olduğu gibi Ramazan, ümmet için selamdır. Sükûnettir. Huzurdur. Kardeşliktir. Paylaşmaktır. Berekettir. Ziyarettir. Zerafettir. Yetim ve yoksulların gözetilmesidir Ramazan ayı.

         İşte; üç aylar veya mübarek üç aylar, Hicri takvim’de mukaddes olan Recep, Şaban ve Ramazan aylarıdır. Hz. Peygamber (s.a.v.) bir hadis-i şeriflerinde “Recep Allah'ın ayı, Şaban benim ayım, Ramazanda ümmetimin ayıdır.” buyurarak bu ayların manevi feyzine işaret buyurulan yüce dinimiz islam itikadına görede kutsal sayılan ayların, sonuncusu ve oruç ayıdır.

         İslam âlimlerinin beyanlarına göre; Ramazan,  “ra-ma-da” kelimesinden alınmış olup, Ramad aşırı sıcak sebebiyle taş ve toprak için kavrulma, yanma. Güneşin şiddetli ısısından dolayı taşların son derece kızgın hale gelmesi anlamına gelir. Hatta kızgın yerde yalın ayak yürümekle yanmak olarak da rivayet edilmiştir.

         Bizlere, Ramazan mı? Ramazan ayı mı? İnceliği hususundaBuharide geçen bir hadiste, Sahabe efendilerimizden Enes Bin Malik (r.a.) Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurduğunu anlatmıştır.  “Sadece ‘Ramazan’ demeyiniz. Yüce Allah (c.c.) nasıl ‘Şehr-i Ramazan’ Ramazan ayı buyurmuş ise siz deşehr-i Ramazan veya Ramazan ayı deyiniz.” Çünkü Ramazan Allah (c.c.)’ın isimlerinden olduğu için islamâlimleri“Şehr-i Ramazan” denilmesini gerekli görmüş ve hatta İmam Muhammed’e göre ise “Şehr-i Ramazan” değil de sadece “Ramazan” denilmesi tenzihen mekruhtur diye beyan ederlerken,         Ramazan mı? Ramazan ayı mı? Konusunda, güzide sahabe EbuHureyre (r.a.)'den naklettiğine göre “Ramazan demeyin; çünkü Ramazan, Allah'ın isimlerinden biridir. Bilakis ‘Ramazan ayı’ deyin.” Buyurmuştur. “Selef-i Salih’inden bazıları Ramazan denilmesini hoş bulmayıp mutlaka Ramazan ayı denilmesi gerektiğini söylediklerine dair rivayetleri vardır.

         Bir rivayette de Merhum Elmalı Hamdi Yazır (rah.a.) Yaz sonunda güz mevsiminin başlangıcında yağıp yeryüzünü tozdan temizleyen yağmur manasına geldiği için Ramazan ayına “Yağmur”da denmiştir. Yağmur yağdığında nasıl ki yeryüzünü yıkadığı tozdan kirden pek eser kalmadığı gibi, Şehr-i Ramazan da ehl-i imanınyani bizlerin değil de orucun bizleri hakkıyla tuttuğu, imkânlar dâhilinde Kur’an okuyup, gün ve gecelerini ibadet ve taatle geçirdiğinden dolayı Rabbimiz (c.c.) inşallah günahlarını yıkayıp, paslı kirli kalplerini temizlediği için ‘Yağmur’ isim ile isimlendirilmiştir.

         Bu konuda Rabbimiz (c.c.) Bakara suresi 185. Ayetinde Rabbimiz (c.c.) “Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur'an'ın indirildiği aydır. Öyle ise sizden ramazan ayını idrak edenler onda oruç tutsun. Kim o anda hasta veya yolcu olursa (tutamadığı günler sayısınca) başka günlerde kaza etsin. Allah sizin için kolaylık ister, zorluk istemez. Bütün bunlar, sayıyı tamamlamanız ve size doğru yolu göstermesine karşılık, Allah'ı tazim etmeniz, şükretmeniz içindir.” Emri gereği Efendimiz Muhammed Mustafa (s.a.v.)’in “Ramazan ayı geldiğinde Cennet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar zincire vurulur.” Müjdesi doğrultusunda yaratılışımız itibariyle yine Rabbimiz (c.c.) Hucurat Suresi 13. Ayeti Kerimesinde buyurduğu üzeri “Ey insanlar! Şüphesiz sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık, tanışasınız diye sizi kavim ve kabilelere ayırdık, Allah katında en değerli olanınız O’na itaatsizlikten en fazla sakınanınızdır. Allah her şeyi hakkıyla bilmektedir, her şeyden haberdardır.” Veçhince,müslümanların dünya görüşlerini Fertler, gruplar, kavimler, ümmetler, milletler siyasî, kültürel, coğrafî vb. farklarla birbirlerinden ayrı ve farklı görünseler bile bunlar gurur ve övünç vesilesi olmaz. Çünkü bütün insanlar bir erkekle (Hz.Âdem) bir kadından (Hz.Havva) yaratılmış, insanların aslı bir, aynı maden ve maddeden yaratılmışlardır; dolayısıyla üstünlük veya aşağılık söz konusu ancak ve ancak kulluk ve ahlak yani takva ile olacağı Kur’an-i bir emirdir. Öyle ki; Efendimiz Muhammed Mustafa (s.a.v.) insan hakları beyannamesi olan “VED” hutbesinde bütün insanlığa şöyle seslenişi “Ey insanlar! Şunu iyi biliniz ki rabbiniz birdir, babanız birdir. Arap’ın başka ırka, başka ırkın Arap’a, beyazın siyaha, siyahın beyaza, dindarlık ve ahlâk üstünlüğü dışında bir üstünlüğü yoktur. Dinleyin! Bu ilahi gerçeği size tebliğ ettim mi, bildirdim mi?” Kendisini dinleyen Sahabe efendilerimiz hep birden “EVET” dediler. “Öyleyse burada olanlar olmayanlara bildirsin!” buyurdu bu yüce dinin güzelliklerinden biri olan ve onbir ayın sulatanı olarak zihinlerde ve gönüllerde yeralan Ramazan ayına biraz hüzün, biraz keder, biraz sıkıntılar içinde tekraren kavuşmaktayız. Rabbim (c.c.) bu ay hürmetine nefsimize, neslimize, ülkemize İslam âlemine birlik, beraberlik, huzur, kardeşlik, duyguları içinde karşılamayı, icra etmeyi uğurlamayı nasip eylesin.Her ne kadar mü’nin ve müslüman olarak oruç tutmakla mükellef olsak da, asil kurtuluş orucun bizi tutması, günahlardan alıkoyması, bu dua ve temenniyle orucun bizi gerçek manada tutmasını Rabbimiz (c.c.)’den niyaz edelim. Selam ve dua ile.

Yusuf ÇAKICI

Yalıhüyük / KONYA

 

Diğer Makaleler