Hacı Halim Kartal

HANGİ AÇIĞIMIZI ÖNCE KAPATALIM?

Açıklarımız çok…

        Bireysel ve toplumsal sıkıntılarımızın çokluğu açıklarımızın çokluğu ile doğru orantılı görünüyor.

        Üretim-tüketim dengesi sağlanamayan her alanda açıklar doğar ve gerekli tedbirler alınarak makul surelerde kapatılmazsa bunlar birçok huzursuzlukların nedeni olarak ağızlarda sakız olur durur.

        Ekonomiden söz açılınca daha çok cari açığımızın büyük olduğundan söz edilir mesela. Meslekler söz konusu olunca doktor, hemşire, öğretmen mühendis, arkeolog, astronot, jeolog, kimyager, nükleer fizik, genetik mühendisi vb. konusunda iyi yetişmiş uzman açığı; yetişmiş eleman çok olup da iş yoksa bu durumda istihdam açığı konu olur haberlere, manşetlere.

        Velhasıl kendi kendimize yeterli olamadığımız her alan, her meslek, her şey açık olarak geçiyor kayıtlara. Enerji açığı, teknoloji açığı say babam say!

        Birçok alanda açıklarımız olduğu doğrudur; lakin bana göre en önemli açığımızın ahlak açığı olduğunu düşünüyorum. Bizim akıllı, ahlaklı, insaf ve vicdan sahibi doğru rehber açığımız cari açığımızdan daha büyük. Eğer bir gün gelir de ahlaklı insan açığımızı kapatabilirsek o gün anılmaya değer başkaca bir açığımız kalmadığına şahit olacaktır cümle âlem. Bundan pek söz edilmiyor nedense.

        Aslında her türlü açığımız bu en temel açığımızın kapanmamasından doğan açıklar bana göre.

        Ahlaklı, adalet ve vicdan duyguları körelmemiş, aklını kullanabilen insan açığı, doğru rehber açığı bu.

        Ailede ve okulda çocuklarımızı ve gençlerimizi doğru bilgiyle temel yasalara uygun şekilde eğitemiyoruz.

        Bireysel ve toplumsal yasalar bunlar.

        “Kuşkusuz Allah, insanlar nefislerinde (bilinçlerinde) olanı değiştirmedikçe, onların durumunu değiştirmez.” Ra’d suresi ayet 11

        İşin esası özü budur.

        Prof. Şaban Ali Düzgün Hoca’ya göre ‘nefislerde olanı değiştirmeye yapılan vurgu, düşünce ile duydular arasındaki ilişki sebebiyle yapılmaktadır.’

        Bilgilerimiz düşüncelerimizi, düşüncelerimiz eylemlerimizi şekillendiriyor. Doğru düşünme de doğru tasavvura bağlıdır. Yamuk tasavvurdan doğru düşünce çıkmazsa, aklımızı da doğru kullanamayız.

        Aklımızı doğru kullanamadığımız durumlarda algılarımız olguların önüne geçebilmektedir. Bu durumlarda birilerinin ve kendi nefsimizin bizi kandırmasına sürekli açık hale gelmemiz demektir ki bu kapatılması çok zor bir bilinç açığıdır aynı zamanda.

        Bu açığı kapatamazsak bizimle istedikleri gibi oynayabilirler, istedikleri şekilde kullanabilirler. Nitekim kullandılar, kullanıyorlar.

Neticede temelli kaybedenlerden, hüsrana uğrayanlardan oluyoruz.

        Bu nedenle ilk kapatmamız gereken açığımız cari açıktan çok doğru bilgilerle donanmış, aklını kullanabilen, ahlaklı, adalet ve vicdan duyguları çalışır durumda olan erdemli insan açığıdır.

        Şaban Ali Hoca’nın Çağdaş Dünyada Din Ve Dindarlar adlı eserinde anlatılan dev masalı davranışların doğru bilgi ve bilinçten yoksun, aklı da devre dışı bırakmış zihinsel karaktere nasıl boyun eğdiğine iyi bir örnektir.

        “Gücü insanı dehşete düşüren, herkesin kendisinden tir tir titrediği bir dev varmış. Bu dev hakkında anlatılanlar, komşu ülkede yaşayan devin kulağına gitmiş ve onun dostluğunu kazanmak için iltifatlarla dolu bir mektubu kendisine göndermiş; ancak hakaretlerle dolu bir cevap almış. Buna öfkelenen dev, kırılan onurunu yeniden kazanmak üzere intikam için yollara düşmüş. Yaklaşırken ayak sesleri ortalığı titretiyormuş. Bu sesleri duyan dev ve eşi büyük bir korkuya kapılmışlar ve onunla baş edemeyeceklerini anlamışlar. Bunun üzerine devin eşi bir plan kurarak eşini yatağa yatırmış. İntikam için gelen dev yaklaşınca da “Hişt” demiş, “Yavaş ol çocuğu uyandıracaksın!” Ve yorganın altından uzanan iki ayağı göstermiş öfkeli deve. Bu iki ayağı gören öfkeli devin kalbine bir korku düşmüş. “Çocuk… !” diye söylenmiş kendi kendine: “Çocuk buysa babası kim bilir nasıldır!” Sonra da arkasına bakmadan kaçıp gitmiş.”     

        İnsan olan her yerde her zaman sorun yaşanır. Huzursuzlukların nedenleri doğru tespit edilir, bunlar topluma doğru anlatılır, her türlü çıkar hesabından uzak, ilkeli ve doğru çözümler üzerinde doğru çalışılırsa azami netice alınacaktır.

        Her yanımız doğru bildiğimiz yanlışlarla dolu.

        Yanlış yollardan doğru adrese ulaşmak da mümkün olmuyor.

        Selamların en güzeliyle…

        Hacı Halim Kartal             19 Nisan 19

Diğer Makaleler