grandbetting

BEHÇET TOPÇU

ÇALIŞMAK BİZDEN, VERMEK ALLAH’TAN

     İnsanın yararlanabildiği her türlü mal ve varlık “RIZIK”tır.

“Hiçbir canlı hariç olmamak üzere, bütün canlıların rızkını veren Allah’tır.” (Hud Suresi:6)

Allah (c.c), rızkın elde edilmesi için birtakım sebepler yaratmıştır.

Bu sebeplere sarılmak, çareler araştırmak ve Allah’ın takdir ettiği rızkı arayıp bulmak insanın görevidir.

     “Rızkım varsa beni bulur” veya “Ben Allah’a tevekkül ettim, benim rızkımı verir.” Deyip çalışmayı bırakmak yanlış bir tevekkül anlayışıdır.

     Dinimiz ibadet için bile olsa başkalarına güvenerek çalışmayı terk etmeyi asla doğru bulmamıştır.

     Bir gün peygamberimize (s.a.v) bir grup gelerek “falan kişi gündüzleri oruç tutuyor, geceleri namaz kılıyor ve Allah’ı çok zikrediyor” dediler. Peygamberimiz “o zatın yiyeceğini, içeceğini kim sağlıyor” diye sordu. “hepimiz” (yani biz sağlıyoruz) dediler. Peygamberimiz şöyle buyurdu: “Hepiniz ondan hayırlısınız.” (Büyük İslam Tarihi Cilt:1, Sayfa:381)

     Müslümanın kendisi ve bakmakla yükümlü olduğu kimseleri geçindirmek için helalinden kazanması farzdır. İnsan “çalışmak bizden, vermek Allah’tan” deyip helal yoldan temiz bir rızık peşinde koşmalıdır.

     Takdir Allah’ındır. Bolluk ve darlığı veren, fakir ve zengin eden O’dur. Kimi çok çalışır fakat az kazanabilir, zor geçinir. Kimisinin alnı terlemez fakat bir mirasın talihlisi olur mala rızka gömülür.

     “Allah (C.C) dilediğine bol rızık verir, dilediğinin rızkını daraltır.(Şuara:12). Allah (C.C) bizi çalışmaya teşvik etmiştir. “Namaz kılınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan isteyin.” Buyurmuştur. (Cuma Suresi:10)

     Çalışma deyince sadece bedenle, elle, kazma kürekle çalışma akla gelmemelidir. En basit işten en önemlisine kadar bedenen, zihnen, fikren güç harcayan herkes çalışıyor demektir.

     En çok çalışan insanlar peygamberlerdir. Onların her biri sanat ve meslek edinmeye, alın teri ve el emekleriyle geçinmeye dikkat etmişlerdir. Peygamberimiz (s.a.v) çobanlık yapmış, ticaretle uğraşmıştır. Peygamberlik görevini alır almaz İslam’ı tebliğ için canla başla çalışmış, istirahat yüzü görmemiştir. O İslam’ı tebliğ etti. İnsanları eğitti. Komutan oldu savaşları yönetti. Cami yapımında kerpiç taşıdı. Hendek kazımında kazma vurdu. Hz. Aişe’nin deyimiyle peygamberimiz bütün ev işleriyle meşgul oldu. Elbiselerini yamadı. Keçilerini sağdı. Odasını süpürdü. Ayakkabılarını tamir etti. Un öğütmede evine yardımcı oldu. (Asrı Saadet Cilt:2, Sayfa:98)

     Peygamberimiz (s.a.v) “Hiçbir kimse elinin emeği ile kazandığını yemekten daha hayırlı bir kazanç yememiştir.” Buyurmuştur. Başka bir hadislerinde de “Öyle günahlar vardır ki onları ne oruç ne de namaz affettirebilir. O günahları ancak rızık peşinde koşmak affettirir.” Buyurmuş ve rızık peşinde koşmayı günahları bağışlatan bir amel olarak görmüştür.

     Meşru yoldan dürüstçe çalışan herkes ibadet ediyor demektir. Peygamberimiz (s.a.v) bir gün ashabıyla otururken, günün erken saatlerinde güçlü kuvvetli bir gencin işe gittiğini gördüler. İçlerinden birisi “yazık, keşke gençliği ve çabası Allah yolunda olsaydı.” Dedi. Peygamberimiz şöyle buyurdu: “Böyle söylemeyin. Eğer o genç insanlara muhtaç olmamak için çalışıyorsa Allah yolundadır. Eğer güçsüz ana babası veya çocuklarını muhtaç etmemek için çalışıyorsa Allah yolundadır.” Dedi. (Büyük İslam Tarihi Cilt:1, Sayfa:384)

     Peygamberimiz (s.a.v) çalışmayı “Allah yolunda cihat etmek”le bir tutmuştur. Bu konu ile ilgili tarihi bir vakayı yazmadan geçemeyeceğim.

     Müslümanların ilk ölüm kalım savaşı olan Bedir Savaşı’na katılanlara “Ehli Bedir” denir. Bu isimlendirme İslam tarihinde benzeri bulunmayan bir şereftir. Bir tek kişi Bedir Savaşı’na katılmadığı halde Ehli Bedir’den sayılmıştır. Bu zat ticaret sahasında maharetli olan Talha Bin Ubeydullah’tır. Müslümanların mali sıkıntısını hafifletmek için peygamberimiz bu zatı ticaret için Şam’a göndermişti.  Bu ticari faaliyetten dolayı peygamberimiz onu da Ehli Bedir’den sayarak şereflendirdi. (İslam Tarihi Cilt:1, Sayfa:451)

     Peygamberimiz (s.a.v) “Kuvvetli mümin, Allah (c.c) nezdinde zayıf Müslümandan daha değerlidir.” Diyerek Müslümanları el açan değil, el uzatan insanlar olma ufkuna yönlendirmiştir.

     “HİCRET” kardeşlik, dayanışma ve çalışmanın sembolü gibidir. Kâfirlerin azgınlıkları şiddetlenince Müslümanlar bütün mal varlıklarını bırakarak -sadece dinleri için- Medine’ye hicret ettiler. Peygamberimiz (s.a.v) Muhacir ve Ensardan 186 aileyi kardeş ilan etti. Bu dayanışma ile Muhacirlerin garipliği ve mali sıkıntıları bir ölçüde hafifledi. Müslümanların mali sıkıntıları çok sürmedi. “Dürüst ve güvenilir tacir, Peygamberler, sıddıklar, Salihler ve şehitlerle beraberdir.” Buyuran Peygamberimizin teşvikiyle Müslümanlar kısa zamanda zengin oldular.(İslam Tarihi. Cilt:1 Sayfa:261)

      Peygamberimiz Müslümanların fakirliklerine asla razı olmamıştır.

     Ashabını helalinden çalışıp güçlü bir toplum olmaya teşvik etmiş ve Allah yolunda harcamak, fakir ve gariplere iyilikte bulunmak için çok çalışıp fazla kazanmayı nafile ibadetten daha faziletli görmüştür.

     İslam’ın ilk yıllarında mal ve servet daima İslam’ın emrinde kullanılmıştır. Mekke’nin hatırlı ve zengini olan Hz. Hatice validemiz bütün servetini İslam yolunda harcamış, kendisi beş parasız kalmıştır.

     Zulüm ve işkence gören Müslüman köleler, Hz. Ebubekir gibi zengin sahabiler tarafından, zalim ve gaddar sahiplerinden satın alınıp hürriyetlerine kavuşturulmuştur.

     Servet ve mal zengini olan Hz. Osman savaşlarda orduları donatmış, kıtlık yıllarında açları doyurmuş, su sıkıntısı çekilen zamanda kuyular satın alıp Müslümanlara vakfetmiştir.

     Rabbim kendi yolunda olan zenginlerin sayısını artırsın. Bu zamanda gücüne, menfaatine tapınanlar -yaptırım- adı altında bizi terbiye etmeye çalışıyorlar. Gâvurdan insaf beklenmez. Onlar tırlar dolusu silah gönderiyor insanlar ölsün diye. Biz tır tır yiyecek gönderiyoruz canlar yaşasın diye. Farkımız bu.

     Tembellik Müslümana haramdır. Bedenen, fikren, zikren çok çalışalım. Çalışmak bizden, vermek Allah’tan.

 

 

Diğer Makaleler