grandbetting

Hacı Halim Kartal

KENDİNİ KANDIRMA!

Nasılsın/ız?

        -İyiyim, teşekkür ederim. Siz? …

        -Ben de iyiyim…

        Nerede karşılaşsak hal hatır sorma faslına bu kabil bir diyalog ile başlamayı mutat hale getirdiğimizi, hatta çoğu zaman bu kadarıyla yetinerek geçip gittiğimizi biliyoruz.

        O ilk soruya ‘iyiyim’ karşılığı verenimize bu iyiliğin mahiyetini öğrenmeye kapı aralamak adına “Ne kadar iyisin?” diye ikinci soruyu yöneltmek aklımızın köşesinden geçmez. Hasbelkader sorsak, böyle yapmakla muhatabımızın beyninde “Bela mı arıyorsun birader, bu ne biçim soru?” vb. soruların hazır ol vaziyetine geçivermesiyle saniyeler öncesinde yüzlerde beliren tebessümün aniden kayboluşuna neden olabileceğimizi düşünüyorum. Başka tepkiler de olabilir doğal olarak.

        O halde doğru soru şu mu? İyiyiz deyip duruyoruz da iyi oluşumuz nereden belli?

        ‘Herkes kendine iyi’ diye bir sözün dolaşımda olduğu bir toplumun içindeyiz. Kimseye zarar vermeyiz, kötülük etmeyiz, yalan söylemeyiz, büyüklerimizi sayar, küçüklerimizi severiz vs. Kendi çapımızda iyi oluşumuz kayda değer artılarımız olmakla birlikte bu iyiliğin dışımıza, başkalarına kısaca topluma dönük yansımaları olmadıktan sonra ne önemi var. Kendine iyi nihayet pasif iyi değil midir?

        Adam, Allah kabul etsin, Hacca gitmiş, bir daha bir daha gitme derdinde. Defalarca Umre yapmış, yine gitmek istiyor; ne yapayım aklım hep oralarda diyor. Ne ala değil mi? Aklımız biraz da ümmetin açlarında, yoksullarında, yetimlerinde, yerinden yurdundan edilmiş, mülteci kamplarında hayata tutunmaya çalışan garibanlarında olsa olmaz mı?

        İşte bu sabahın en yeni haberi: Konya’nın Karatay ilçesi Akçeşme mahallesinde iki katlı kerpiç ev,içinde biri kadın ikisi çocuk olduğu belirtilen insanların üzerine çökmüş. Enkaz altında üçünün de cansız bedenlerine ulaşılmış. Vali bey olay mahallinde açıklama yapıyor. Binanın çok eski ve yığma olduğunu, daha fazla dayanamadığını söylüyor; üzüntülerini belirtiyor.

        İyiyiz iyi! Hem de çok çok iyiyiz hamdolsun! Hep kendimize iyiliğimiz her zaman olduğu gibi.

        Toplum olarak iyiden ve iyilikten ne anladığımızın ölçüsünün ne olduğu konusunda Kur’an- Kerim, peygamber kıssalarıyla değişmez ilkeler, evrensel gerçekler ortaya koymuştur canlı tablolar halinde. Bunlardan birine Hud suresinde rastladım:

        “Onlar (Salih peygamberin gönderildiği kavim) şöyle dediler: Ey Salih! Doğrusu sen, bundan önce içimizde (hep) gelecek vaat eden (iyi) biriydin. Şimdi kalkıp sen bizi atalarımızın kulluk ettiği şeylere tapmaktan mı alıkoyacaksın? Ama şunu iyi bil ki, biz senin davet ettiğin şeye dair şüphe içindeyiz” demişlerdi; mütereddit bir halde.” Hud/62

        “Medyen halkına da kardeşleri Şu’ayb’ı peygamber gönderdik. O, şöyle dedi: "Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka hiçbir ilâhınız yoktur. Ölçüyü ve tartıyı eksik yapmayın. Ben sizi bolluk içinde görüyorum. Ben sizin adınıza kuşatıcı bir günün azabından korkuyorum." Hud/ 84 Diyanet meali

        “Ey Şu'ayb, dediler, senin namazın mı sana, babalarımızın taptığı şeylerden, yahut mallarımız üzerinde dilediğimizi yapmaktan vazgeçmemizi emrediyor? Oysa sen, yumuşak huylu, akıllı(bir insan)sın! Hud/ 87 S. Ateş meali

        Mustafa İslamoğlu’nun Hayat Kitabı Kur’an (meal-tefsir) adlı eserinde 62. Ayetle ilgili düştüğü şu notu iyiliğin ölçüsü bağlamında harika bir tespittir:

        Hz. Salih üzerinden Hz. Peygamberimizin Mekke’deki saygın konumu dile getiriliyor. Dün “El-Emin” diye onu öven Mekke ne olmuştu da bugün, onu dövme, ona sövme yarışına girmişti? Cevabı belliydi: Kötülerin itirazı iyiye değil, aktif iyiye idi. Çünkü her iyinin aktifleşince yaptığı şey, kötülükle mücadeleydi.

         İyiyiz evet; lakin iyi oluşumuz bir kötülüğü, bir kötü gidişi bertaraf etmiyorsa var hayrını gör o iyiliğin!

        İyi oluşumuz bir fakire, bir yetime, bir yoksula, bir mazluma dokunmuyorsa; iyiliği ayağa kaldırmıyorsa viraneler altında can veriyor yahut viraneler altında can verenleri seyrediyoruz demektir.

        İyi olmak taşabilmektir dışımıza.

        İyi olmak, sabahtan akşama ‘iyiyim’ deyip durmak değildir.

        İyi olmak sabır ve kararlılıkla iyiliği, yardımlaşmayı ayağa kaldırabilmektir.

        Bundan gayrısı kendini kandırmak…

        Selam ve dua ile…

        Hacı Halim Kartal          10 Aralık 19

Diğer Makaleler